Fotoğrafçı arkadaşımız Can Çetin, dün panoramik bir Zonguldak fotoğrafı paylaştı.
Baş döndüren bir Zonguldak...
Hayal dünyası içinden çıkıp gelen bir kent var karşımızda.
Zaman zaman Zonguldak&8217;ı farklı yönleriyle fotoğraflayan arkadaşlar var.
Bizler de çekiyoruz.
Paylaşıyoruz.
Uzaklardan dostlarımız arıyorlar.
Zonguldak&8217;a gelmek istediklerini söylüyorlar.
Zaman zaman gelenler oluyor.
Kahraman Bekçili arkadaşımız, Aznavur Sanat Merkezi üyelerini getirdi Zonguldak&8217;a, geçtiğimiz aylarda.
Devrek&8217;in Gürbüzler Köyü&8217;nü tanıttı.
Acaba Kültür ve Turizm Bakanlığı&8217;na bağlı bürokratların hangisi Kahraman Bekçili&8217;ye telefon açıp, &8220;Yahu arkadaş, teşekkür ederiz. Devam et. Madden olmasa da manevi anlamda yanındayız&8221; dedi?
Demezler, diyemezler.
Bu arkadaşları yüreklendiremezler.
Zonguldak gerçekten güzel bir kent&8230;
Hele hele fotoğraflarda bir başka güzel&8230;
Ama içine girince, fotoğraflardaki aldatıcılık göze çarpıyor.
Aldatan fotoğraf değil tabii ki.
Bu güzelliğin hak ettiği emeği gösteremeyenler.
Oysa bu kenti güzelleştirmek, o kadar zor değil.
Daha yaşanabilir bir kent haline getirmek, o kadar zor değil.
Ama bazen fotoğraflar yanıltıcı oluyor.
Özellikle sosyal paylaşım siteleri kanalıyla paylaşılan Zonguldak fotoğraflarını görüp hayran kalanlar, Zonguldak&8217;a geldiklerinde hayal kırıklığı yaşıyor.
Hep birlikte rezil oluyoruz!
&8220;Böyle bir kente bunlar yapılır mı?&8221; sorularına yanıt bulamıyoruz.
Hoş, kimse pek üzerine alınmaz, ama belki birileri ne demek istediğimizi anlamaya çalışır!
Can Çetin, Şafak Tortu, İbrahim Kerem Öztürk, Alaaddin Kara, Nadir Özsoy, Hasan Koca ve fotoğraf aşkıyla Zonguldak&8217;ı anlatan pek çok güzel insana çağrıda bulunuyoruz.
Güzel güzel fotoğraflarınızla insanları Zonguldak&8217;a aşık ediyorsunuz.
Sonra o insanlar, o fotoğraflardaki kente aşık olup geliyor.
Sonra hayal kırıklıklarıyla dönüyorlar.
Başka bir deyimle;
Genç bir adam fotoğrafını gördüğü kadına aşık olup onu bulmak için uzak bir kente gidiyor.
Kadını buluyor, ama o da ne?
Sadece birbirine benziyor.
Fotoğraflarda kalan aşklar ve hayal kırıklıkları gibi.
Biz bu kenti bu haliyle de seviyoruz.
Ama bu kadar kötü olmasa, daha fazla seveceğiz.
Olay bizim sevgimizle bitmiyor.
Bu fotoğraflara bakıp hayranlık içinde, ulaşılmaz yollarından aşıp gelenler böyle bakımsız bir kentle karşılaşmanın hayal kırıklığını yaşıyorlar.
Şimdi ne demek istediğimizi anlamayıp;
&8220;Ne yani, sen Zonguldak&8217;a ne demek istiyorsun?&8221; gibilerinde yaklaşanlar da olacaktır.
Onların ya yüreği, ya gözleri pas tutmuş demektir!
O treni gören yok mu?
Dün bir dostumuz uyardı.
Sabah 08.20 veya 08.30 saatlerinde liman sahasından çıkan kömür treni nedeniyle trafik tamamen tıkanıyor.
Özellikle Kozlu yönünde gelen vatandaşlar, uzayan kömür vagonları nedeniyle mağdur oluyor.
Zaten tıkanmış olan trafik, tamamen felç oluyor.
Çünkü tam mesai saati&8230;
Çünkü okul servislerinin tam geçiş saati.
Oysa tren 30 dakika önce veya 30 dakika sonra geçse, sorun bu boyutta olmayacak.
Okurumuza yaptığı uyarı için teşekkür ediyoruz.
Profesyonel yönetilen kentlerde aslında bunlar düşünülüp tasarlanır.
Zonguldak&8217;ta doğru dürüst planlı çalışan bir Trafik Komisyonu olsa, bunları dikkate alırdı.
Şimdi yazdık, duyurduk.
Umarız dikkate alırlar.
Almazlarsa da, kendileri bilir.
Bir kez daha hatırlatırız!
Sorunun özü kaybolmasın!
Zonguldak&8217;ın eğitimde yaşadığı sancıları konuşalım istiyoruz.
Bu seneden geçmiş olsa bile belki seneye daha iyi olur durumumuz.
Ama olmuyor.
Sorunun özü kayboluyor.
Sorunun özünü tartışıp, &8220;çözüm&8221; de buluşması gerekenler başka sataşmalara giriyor.
Bunu eğitimcilerin kendisi yapıyor.
Sonra iş sulanıyor.
Konu asıl rotasından çıkıyor.
Yıllardır manzara aynı.
Ya kolay politize ediliyor, ya sendikacılık malzemesi yapılıyor.
Sendikacılar böyle davranırsa, eğitimdeki sorunların artarak büyümesi çok normal.
Bu konuda çok çarpıcı bir röportajımız olacak yarın.
Eğitimde yaşanan sorunun pek konuşulmayan yönünü anlatan bir röportaj&8230;
Zonguldak&8217;taki öğretmen açıklarının temelinde başka nelerin olduğunu göreceğiz.
Eğitimcilerin bir kısmı kızacaklar, ama bunların da konuşulması gerekiyor.
Çünkü; çocukların, öğretmensizlik, sınıfsızlıkla cezalandırıldığı bir yerde bunları konuşamayacaksak, neye çözüm bulacağız?