Alaplı Aşağıdağköy sakinlerinin talepleri doğrultusunda bir köprü yapılmış.


Ancak köprünün bir ayağı ile ulaşım noktası arasının hafriyatla doldurulması gerekiyor.


Bu yapılmadığı için de köprü kullanılamıyor.


Hikayeyi dinleyince şaşkınlığımız da artıyor.


Köylü köye gelen her siyasetçiye durumu aktarmış.


Yıllar geçmiş.


Ama yapılan köprüden hala kullanılabilmiş değil.


Köyün ileri gelenlerinden biri şöyle diyor;


&[#]8220;Fazlı Erdoğan köyümüze geldi.


Burasını anlattık.


Yapılacak dedi.


Yapmazlarsa ben kendi cebimden yaptıracağım dedi.


Ama nerdeeee.. Ölme eşeğim ölme&[#]8221;


Aşağıdayköy, referandumda da Ak Parti&[#]8217;nin istediğini vermiş ama, Ak Parti hükümeti ve ilgili kurumlar bitmiş köprünün ayağına dökecek hafriyat bulamamış.


Fazlı Erdoğan&[#]8217;ın cebinde akrep olabilir.


Onu anları ama devletin yetkili isimlerinin bu köprüyü neden bitiremediğini anlayamıyoruz.


Köylü şikayetçi.


Seçim yaklaşıyor.


Başbakan köylüleri dinlerse Fazlı Bey&[#]8217;in cebindeki akrepler de onu kurtaramaz.


Tavsiyemiz.


Fazlı Bey gidip köylülere esip gürlemesin.


Gidip özür dilemeli ve sözünü yerine getirmeli


Kimse ondan elini cebine atmasını istemiyor ama devletin imkanları konusunda da cimri davranmasın!


Sözlerinin takipçisi olsun.


Aşağıdağköylüler Ereğli&[#]8217;de barış rüzgarı serpmeye çalışan, hizmeti öne çıkartma çabasında olan ve CHP&[#]8217;li Belediye Başkanı Halil Posbıyık&[#]8217;a bu yönde mesajlar veren Erdoğan&[#]8217;ın köylerine bekliyorlar.


Siyasetçi olmanın zorluğumu diyelim, ihmalin bir sonucumu.


Vatandaş bu akrebi konuşuyor.


Fazlı Bey sözünü tutarsa biz de vatandaşlar adına teşekkür ederiz.



Bürokrasi


Aşağıdağköy&[#]8217;ün bir diğer sorunu köy camisi.


Cami eski.


Cami Derneği&[#]8217;nin yeni cami için her şeyi hazır.


Ama muhtar eski caminin yeterli olduğu görüşünde.


Yazışmalar aylardır sürüyor.


Bürokrasi bildiğini okuyor.


Vatandaş orada oraya top gibi yuvarlanıyor.


Yine anlatılanları duyunca; &[#]8220;Burası Türkiye&[#]8221; demekten alamıyoruz kendimizi.


Neyse ki dernek üyeleri dün Vali Erdal Ata&[#]8217;nın kapısını çalıp olayı izah etmişler.


Bu memlekette Valilerin kapısını çalmadan, makama çıkmadan neden sonuca gidemeyiz?


Basit sorunlar için insanlar neden üst makamların kapısını çalmaya zorlanır?


Hemen hemen her kurumda böyle.


Pratik çözüm üretebilen yöneticilerin sayısı yok denecek kadar az.


Memur zihniyeti ile memur olunamayacağının örneklerini çok gördük.


Kamu kurumlarında adamı olanın adamı olmayandan farkını görmek acı.


Adamı olana değil adamı olmayana pozitif ayrımcılık yapıldığı günleri görecek miyiz acaba.


Ve bu gerçek neden değişmez?


Bürokrasi bu kadar hantal bu işler nasıl biter.


Memleket nasıl gelişir?


Hocaların olduğu müftülükte bile bu ayrıcalıklar dönüyorsa hepten yandık demektir.


İnsan Hakları Kurulu&[#]8217;nun bu acı gerçeği vurgulayıp kurumları uyarması işe yarar mı bilemeyiz.


Ama bir şeyler yapmak lazım




CHP&[#]8217;de süreç kime yarayacak?



CHP kurultayının sonucu merak ediliyor.


Milletvekilleri Ali Koçal ve Ali İhsan Köktürk için oluşacak parti meclisi ile MYK&[#]8217;nın önemi çok fazla.


Daha düne kadar MYK&[#]8217;da bulunan Ali Koçal&[#]8217;ın bu görevden düşmesinin ardından &[#]8216;Ah ile Oh&[#]8217; birbirine karışmış durumda.


Koçal&[#]8217;a yanaşanlar birden bire motoru rolantiye aldı.


Yanaşamayanlar şimdi gider yapıyor.


Bu aşamada herkes temkinli, herkes tetikte.


Koçal ve Köktürk yeni PM ve MYK ile ilgili genel konuşuyorlar.


Açıklamaları tatmin edici değil.


Oysa ikisi de MYK&[#]8217;da yer almayı çok istiyor.


En doğal hakları.


Ancak bunun pek önemi yokmuş gibi söylemler bize çok samimi gelmiyor.


Yeni PM ve MYK çok önemli.


Ama bizimkiler pirince giderken bulgurdan da olmak istemiyorlar!



Tığ&[#]8217;ın acı günü



Babalar ölünce ortada kaldınız demektir.


Bir &[#]8216;hiç&[#]8217; gibi.


Babasız yaşamayı hiç öğrenemeyeceğiz.


Ve geri dönüşü olmayan o muazzam acının büyüdüğü yerde evlatlar yeniden doğar.


Değerli dostumuz İbrahim Tığ aylardır babası Naci Tığ&[#]8217;ın rahatsızlığı ile uğraşıyordu.


O hastane senin bu hastane benim demeden koşturuyordu.


O mutlak son öyle veya böyle mutlaka gelecekti.


Geldi.


İbrahim Tığ&[#]8217;da babasız kaldı.