Bir fason işi takip ediyoruz!

Fasonun fasonu aslında!

Ancak iş yoğunluğundan gidemedik!

Artık, Çarşamba mı olur, Perşembe mi olur bilmiyoruz!

Gidip bakacağız bu fason işe!

Bu işi yapan kişide hep bir eksiklik seziyorduk!

Bir eksiklik vardı karakterinde!

Meğer işi de öyle imiş!

İşi öyle olduğu için mi karakteri fason!

Karakteri fason olduğu için mi işi fason!

Onu kısa bir süre sonra anlayacağız!

Biz anlayınca size de anlatacağız!

Halil Furat’ın kayığı

CHP eski İl Başkanı Halil Furat, son dönemde Zonguldak siyasetine tam anlamıyla damga vurdu!

Siyaset, ticaret, imar, delege, seçim, kayık, kayınbirader ne ararsan var!

Her dönem birinin kayığına binen Halil Furat, işi çözmüş olmalı ki, bir kayık almış!

Hep başkasının kayığına binmekten sıkılmış olmalı ki, “Artık herkes benim kayığa binecek” demiş!

Tek başına koyları dolaşıp balık tutuyormuş!

Bir balıkçı dostumuz, Halil Furat’ı denizde tek başına balık tutarken görünce aradı!

“Karadeniz’e tek çıkılmaz!

Halil Furat, denize çıkacaksa hiç olmazsa Orta Kapuz, Tersane, Kızlar Plajı’nı bilen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i yanına almalı!

Tahsin Erdem yoksa çocuklarından birini almalı!

Onlar koyları iyi biliyor!

Tahsin Erdem iyi bir avcı ve atıcı olabilir!

Karadeniz’deki bazı balık cinsleri çok zehirli!

Öyle bilmeden eline alırsa çarpılır!

Acısı kolay geçmez!

Dikkatli olması lazım!”

Bir öneri daha geldi dostumuzdan!

“Halil Furat, her seferinde başka birini almalı kayığa!

Bir seferinde Tahsin Erdem’i aldıysa!

Diğer seferinde CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural’ı almalı!

Ama Devrim Dural binmez Halil Furat’ın kayığına!

Olmaz ise CHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden’i almalı!

Nazmi Özden kimin kayığına bineceğini bilir!

Sonraki sefer Mustafa Özdemir’i almalı mesela!

Bir de cankurtaran olmalı kayıkta!

Alperen Furat nasıl olsa belediyede bir iş yapmıyor!

Cankurtaran olarak olmalı kayıkta!

Bir fırtına çıkarsa!

Kayık batarsa!

Kayınbiraderleri bekler Halil Furat’ı Uzun Mehmet Camisi’nin avlusunda!”

Cevat!

Zonguldak’ta hazine arazisi üzerine kaçak olarak yaptığı işletmeyi yıllardır ruhsatsız olarak çalıştıran işletmecinin telefonuna bir mesaj atılmış!

Mesajı okuyan işletmecinin şekeri yükselmiş!

Hatta sedefi azmış!

Hastaneye gitmek yerine Zonguldak Adliyesi’ne gitmiş!

Bu mesajı kim attı?

Mesajda ne yazıyordu?

Bu mesaj neden atıldı?

Mesajı ve kimin attığını öğrenmek isteyen bu işletmecinin mekanına gitsinler!

Hem yemek yesinler, hem meraklarını gidersinler!

Adı ‘Cevat’ olanlar gitmesin!

İşletmeci çok kızıyor!

Rüya!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, CHP Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden ve Özgür Halkın Sesi Gazetesi sahibi Mustafa Özdemir, Kozlu’da bir sitede buluşuyorlar!

Hatta Nazmi Özden’in adaylığı bu sitede bir gece yarısı karara bağlanmış!

Ve buluşmalar o tarihten sonra sıklık kazanmış!

Bu görüşmelerde bir de kısa boylu biri varmış!

Karanlıkta kim olduğunu seçememişler!

Yukarıdan bakınca sadece kafası görünüyormuş!

Tahsin Erdem, hayatında görüp görebileceği en büyük rüyayı o gece görmüş!

Nazmi Özden’in rüyası gerçek olmuş!

Kıssadan Hisse: 99 kuralı!

Kral vezire sormuş:

“Hizmetçimin hayatta benden daha mutlu olduğunu görürüm, neden?

Oysa onun hiçbir şeyi yok.

Ben ise kralım, her şeye sahibim ancak huzursuz ve keyifsizim.”

Vezir der ki:

“Ona 99 kuralını dene.”

Kral, “99 kuralı nedir?” deyince,

“Gece bir keseye 99 dinar koyup kapısına bırak ve üzerine de bu 100 dinar sana hediyedir yazarak kapısını çal, sonra olanları izle” diye cevap verir.

Kral vezirin dediğini yapar.

Hizmetçi keseyi alıp dinarları sayar ancak bir tanesinin eksik olduğunu görünce ‘herhalde dışarıda düştü’ diyerek ev halkıyla birlikte aramaya koyulur.

Gece biter onlar hala kayıp dinarı ararlar, eksik dinarı bulmadıkları için baba çocuklarına kızar ve sakin iken onlara saldırır hale gelir.

Diğer gün sabah hizmetçi gamlı düşünceli olur çünkü bütün gece uyumamıştır.

Asık suratlı, keyifsiz, tebessümsüz ve halinden şikâyetçi bir surette kralın yanına gider.

Böylece kral da 99 kuralının manasını anlamış olur.

Şöyle ki; biz, Yaratan’ın bize hibe ettiği 99 nimetini unutur, bütün hayatımızı kayıp bir nimeti aramakla geçiririz!

Allah‘ın bize takdir etmediği, bilmediğimiz hikmetlerden dolayı bizden men ettiği bir şeyin peşine düşer, kendimizi mutsuz, huzursuz eder ve içinde bulunduğumuz nimetleri unuturuz!