Bizde sık kullanılan bir söz vardır:
"Etme cahil ile sohbet, azdırırsın!
Silme kıçını kiremitle, çizdirirsin..."
Şimdi durduk yerde niye böyle bu sözü sizlerle paylaştığımı merak ediyorsunuz, değil mi?
Nedenini bilmiyorum!
İçimden öyle geldi!
Canım öyle istedi!
Ya da belki birçok kişiye tek bir sözle yanıt verme isteğim beni bu sözü paylaşmaya itmiş olabilir!
[*] [*] [*] [*]
Aralıksız yazıyorum!
Yaz, sonbahar, kış, ilkbahar!
Mesela, Pazar günü izin günüm!
Ama ben bu yazıyı yazıyorum size, deniz kenarında!
Yazmasam da olur aslında!
Aydın Arslanyılmaz'dan başka karışan, eden de yok aslında!
Ama yazdıklarımın boşa gitmediğini görmek, mutlu ediyor beni!
Ben bir şey yazıyorum!
Karşımda koro halinde aynı şeyleri söyleyen papağanlar türüyor!
Ama kısa bir süre sonra yazdıklarımın doğru olduğu çıkıyor ortaya!
Vallahi o zaman büyük keyif alıyorum!
Yazdıklarımı ve karşıda duranların adını yazıp bir kısmını rencide, diğer kısmını da rezil etmek istemem!
Ama biz hiç boşa kürek çekmedik!
Bazen dalgalı denizlerde tehlike atlattık!
Kara, yağmura, fırtınaya tutulduk!
Ama hep güneşli günlere, güzel limanlara, fırtınasız denizlere kavuştuk!
Güvertemizden düşenler de oldu!
Gemimize direk olanlar da...
Kılıcımıza kalkan olan da oldu!
Ayağımıza batan diken de!
Gönül rahatlığıyla çıktığımız yolda devam ediyoruz.
Bize iftira atan, çamur sıçratanların düştüğü durumları görünce, gülüp-eğlenmiyoruz!
Aksine ders almaya çalışıyoruz, ortaya çıkan manzaradan!
Bize bulaşanların hazin sonlarını görünce, üzülüyorum da aslında!
Ama Yüce Mevla her şeyi bırakmıyor öbür tarafa...
Filmin fragmanını izletiyor, bu dünyada!
[*] [*] [*] [*]
Martılar bağırıyor, çığlık çığlığa!
Biri ekmeğin büyük dilimini aldı, kaçtı uzaklara!
Kalan küçük parçayı alabilmek için uğraşıyor geriye kalanlar da!
Hayat, martıların o ekmek parçasına saldırması gibi aslında!
Hayret ediyorum, hiç bir mücadele etmeden diğerlerini seyreden martılara!
Ey Rüştü Onur!
Sen de ekmek attın mı Zonguldak Limanı'nda bu martılara?
Ne demiştin, "Hülasa" adlı şiirinde!
[*] [*] [*] [*]
"Ben ölsem be anacığım,
Nem var ki sana kalacak?
Ceketimi kasap alacak,
Pardösömü bakkal,
Borcuma mahsuben...
Ya aşklarım,
Ya şiirlerim ne olacak?
Ya sen ele güne karşı,
Nasıl bakacaksın insan yüzüne?
Hülasa anacığım,
Ne ambarda darım,
Ne evde karım var.
Çıplak doğurdun beni,
Çıplak gideceğim..."
[*] [*] [*] [*]
Hayat böyle işte...
Çıplak geldik, çıplak gideceğiz.
Geride yazdıklarımız kalacak!
Bir de cahillerle ettiğimiz sohbet!
Bir de silmişsek kıçımızı kiremitle!
Gerisini sen merak et...