Yatağan&[#]8217;da termik santrale kurulan ilk filtre 2 gün çalıştıktan sonra arıza nedeniyle devre dışı kalmıştı.
Gazetelerdeki, tüylerimizi diken-diken eden &[#]8220;kül denizi&[#]8221; fotoğraflar, halkın &[#]8220;zehirleniyoruz&[#]8221; feryatları, &[#]8220;Ege&[#]8217;nin zehir soluyan ilçesi&[#]8221; başlıklı haberler termik santraller konusunda gözümüzü korkutmaya yetti de arttı bile.
Kötü emsal örnek teşkil etmez diye bir laf var ve bu laf Amasra&[#]8217;da santral kuracak olan Hema&[#]8217;dan son zamanlarda yapılan açıklamalarda çok sık kullanılıyor ama insan psikolojisi bu ister istemez bütün santrallere potansiyel suçlu gözüyle bakıyorsunuz.
Hani bazı kiracılar vardır, ev sahiplerinin analarından emdikleri sütü burunlarından getirirler ya, işte böyle kiracılara çatan ev sahipleri bütün kiracılara potansiyel suçlu gözüyle bakarlar ve binalarını kiraya vererek para kazanmak yerine boş tutup kafalarını dinlemeyi tercih ederler.
Santral konusu da o hesap. Türkiye&[#]8217;de kötü örnek çok. Yatağan en kötüsü.
Kötü örnekler Türkiye&[#]8217;de çevreye verilen önemin ve bu konuda ne durumda olduğumuzun acı bir göstergesidir.
Böyle örnekler (iyi örnekler ortaya konmadığı ve insanlar inandırıl(a)madığı sürece) kapısına bir kez daha santral dayanan Bartın için büyük önem taşıyor.
Kötü örnekler iyi örneklerin çok olduğu memleketlerde emsal teşkil etmezler, bizim gibi kötü örnek içinde yüzen memleketlerde değil.
Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi enerji uzmanı Prof. Dr. Tanay Sıdkı Uyar&[#]8217;a Bartın&[#]8217;da (yanılmıyorsam 2006 yılıydı) verdiği konferansta &[#]8220;Termik santralin iyisi var mı? İyisini yaparsanız iyi, kötüsünü yaparsanız kötü olur şeklindeki görüşlere katılıyor musunuz?&[#]8221; şeklinde bir soru yöneltmiştim.
Tanay Hoca olumsuz yanıt vermiş, &[#]8220;Avrupa&[#]8217;da olur ama Türkiye şartlarında iyisini yapsanız bile olmaz&[#]8221; demişti.
Diyeceksiniz ki olmazsa ağır para cezaları var. Santrallere kesilen cezalarla 5 tane santral daha yapılırdı. En son Elbistan&[#]8217;a eşek yüküyle para cezası kesildi.
Kesiliyor da ne oluyor ki?
Olumsuz düşüncelerin en önemli sebeplerinden biri de arıtmaları çalıştırmanın çok büyük maliyetler tutması ve bu yüzden çalıştırılmak istenmemesidir.
Havayı, suyu, çevreyi kirleten, insan sağlığını tehdit edip tehlikeye düşüren santrali kimse istemez tabi ki.
Diyeceksiniz ki bunlar eski teknolojiyle yapılan, arıtmasız, filtresiz çalışan santraller.
Devir değişti, teknoloji gelişti, şimdi yapılanlar yeni teknolojiyle yapılacak, arıtmalı filtreli olacak, dumansız, atıksız olacak, çevre dostu olacak.
Böyle olsa ne âlâ&[#]8230;
Buna bizde karşı olmayız. Dedik ya ortalık kötü örnekten geçilmiyor.
Arıtma, filtre olsa bir dert, olmasa bir dert. Bunlar bin söylemeye yapılıyor, takılıyor, kuruluyor ama Yatağan örneğinde olduğu gibi arıza yapıyor çalışmıyor ya da yüksek maliyet yüzünden çalıştırılmıyor.
Çalıştırılmayınca da bir işe yaramıyor. Sadece santrallerde değil fabrikalarda da böyle.
Dolayısıyla santralin iyisini kurmak ayrı bir marifet, onu en iyi şekilde çalıştırmak ayrı bir marifet.
Bu aşamada şu soruya cevap aramalıyız; En iyisi kurmak mümkün ama çalıştırmak mümkün mü?
Hema&[#]8217;nın açıklamaları
Hema personeline sırayla açıklama yaptırıyor.
Açıklamaları şirketin Halkla İlişkiler Birimi elemanları yapıyor.
Bunlar eleştiri konusu oluyor, tepki çekiyor.
Tepkiler ve eleştiriler hem şirkete hem basına.
Şirket, uzman oylamayan kişilere uzmanlık gerektiren konularda açıklama yaptırdığı için eleştiriliyor.
Basına yöneltilen eleştiriler şirketten gelen açıklamaların doğru olup olmadığını araştırmadan yayınlıyorsunuz, bunların haber değeri yok şeklinde.
Şirket elemanlarının açıklamaları doğal olarak şirketi öven, yatırımları savunan açıklamalar.
Elemanlarını konuşturarak, uzman olmayan kişilere açıklama yaptırarak yanlış bir yöntem kullanıyor olabilirler ama biz bunları, çevrecilerin eleştiri bombardımanı altındaki şirketin cevap hakkı olarak görüyoruz, öyle değerlendiriyoruz.
Bu açıklamalara itiraz edilebilir.
Nitekim Amasra Belediye Başkanı Emin Timur dün bizi aradı, şirketin açıklamalarda kullandığı taktiği eleştirdi.
Basına yönelik eleştirilere daha önce cevap vermiştim.
Bize her gün onlarca açıklama geliyor.
Hangi birini doğru mu değil mi diye kontrol edelim.
Mesela Milletvekili Yılmaz Tunç, çeşitli rakamlar vererek Türkiye&[#]8217;nin ve Bartın&[#]8217;ın geliştiğini, büyüdüğünü söylüyor.
Muhalefet de bu rakamların yanlış olduğunu belirtiyor.
Örneğin muhalefetle iktidarın ülkenin iç ve dış borcuyla ilgili verdiği rakamlar birbirini tutmuyor.
Basına Hema&[#]8217;nın açıklamaları konusunda yapılan eleştirileri doğru kabul edersek bizim gazeteci olarak siyasilerin verdiği rakamları araştırmadan, doğruluğunu tespit etmeden yayınlamamız yanlış olmaz mı?
Sonuçta eleştirilen açıklamalar büyük bir şirketten geliyor.
Elemanı da olsa bu açıklamalar şirketi bağlıyor.
Bana göre tepkiler yersiz ve gereksiz.
Komutanların muhatap olduğu iddialar üzüyor
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mehmet Ali Şahin, &[#]8220;Türk Silahlı Kuvvetlerinde çok önemli görevlerde bulunmuş saygıdeğer komutanlarımızın böyle iddialara muhatap olmasından üzüntü duyuyorum&[#]8221; demiş.
Aynı üzüntüyü, hatta daha fazlasını bizde duyuyoruz.
Ergenekon davası, darbe için yapıldığı iddia edilen Balyoz ve Kafes gibi planlar ve hükümetle askerleri karşı karşıya getiren olaylar nedeniyle Türkiye gergin günler geçiriyor.
Hükümete karşı darbe planı yapmakla suçlanan üst düzey askeri personele her geçen gün yenileri ekleniyor.
Suçlanan, gözaltına alınan, tutuklanan emekli veya halen görevde olan yarbay, albay ve general sayısındaki artış ürkütücü boyutta.
Öyle bir hava yaratıldı ki sanki bütün askerler darbeci.
3. Ordu Komutanı Orgeneral bile şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılıyor.
Konya, Kayseri, Eskişehir Jandarma Alay Komutanları tutuklanıyor.
Zamanında Kuvvet Komutanlığı yapmış, Genelkurmay&[#]8217;ı yönetmiş paşalara ağır ithamlarda bulunuluyor.
Astsubaydan subaya, teğmenden yüzbaşıya, binbaşıdan yarbaya, albaydan generale her rütbeden birçok asker darbe planı yapmakla ve örgüt üyesi olmakla suçlanıyor.
Bunlar Orduyu töhmet altında bırakıyor, askerleri yıpratıyor, moral bozuyor.
Allah korusun, şu sıralar Türkiye iyi ki savaşa girmiyor.
Eşek muhabbeti
1. Bütün eşekler eşek olarak doğar, eşek olarak ölürler, hür olarak doğar, esir olarak ölürler.
2. Bütün eşekler görünüşte eşit, hakikatte çeşit çeşittirler.
3. Eşeklerin ahırları her türlü taarruzdan masun ise de sahipleri semere kızıp eşeği dövebilirler.
4. Bütün eşekler &[#]8220;anırma&[#]8221; hürriyetine sahiptirler. Ancak başkalarına çifte atmamak şartıyla.
5. Ömrü billah eşekler hoşaftan anlamayacaklardır. Suyunu içip tanelerini efendilerine bırakacaklardır.
6. Sıpa olarak doğan eşekler, tekamül ederek eşek olurlar. Marsuvan eşekleri deve kervanlarına ve uyuz eşeklere kılavuzluk ederler.
7. Eşeklerden her türlü asalet unvan ve imtiyazları alınmıştır. Sırma palan vursan eşek yine eşektir.
8. Şeddesiz eşekler şeddeli eşeklere itaate mecburdurlar. (Jan Jak Marsuvan)