Bazı illerde taşımalı eğitimde yaşanan olumsuzluklar hep öğrencilerin okullara ulaştırılmaları ile ilgiliydi.


Kimi salla veya kayıkla ırmak-dere geçip okula ulaşırken, kimi traktör römorkunda kimi de pat-patlarla okula gidiyor, bu haberlerde &[#]8220;işte taşımalı eğitim&[#]8221; başlıklarıyla basına yer alıyordu.


Bizde ulaşımla ilgili kayda değer bir sıkıntı yaşanmadı.


Bartın&[#]8217;ın sıkıntısı öğrencilerin beslenmesiyle ilgiliydi.


Bu sıkıntı diğer illerde de olduğu gibi zaman zaman gıda zehirlenmesi ile kendisini gösteriyordu.


Öğrencilere verdiğiniz gıda bozuksa bu sonuç ne yazık ki kaçınılmaz oluyor.


Beslenmenin şekli ve içeriği çok önemli.


Bizde bozuk gıda ile ilgili sorun çok nadir görülüyor.


Asıl sorun menüde ve beslenme şeklinde.


Geçen yılın son günlerinde, taşımalı eğitim kapsamında öğrencilere verilen öğlen yemeklerinin ne kadar sağlıksız olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek yaşandı.


Amasra&[#]8217;da öğrencilere öğlen yemeğinde ekmek arası marul ve havuç verilmesi, öğrencilerin ne kadar sağlıklı (!) beslendiklerini gösteriyordu.


Ekmek arası salam-sosis, ekmek arası peynir, ekmek arası tavuk, hamburger, sandviç ve börek gibi fast food türü gıda maddeleriyle beslenen öğrencilere sonunda ekmek arası marulda verilmişti.


Bu örnek konunun vahametini gözler önüne seriyordu.


Durum içler acısıydı.


Eğitim-Sen Amasra Temsilciliği yaptığı açıklama ile uygulamaya tepki gösterdi.


Geçen yılın son günlerinde yapılan açıklamada menünün çağdışı olduğu ve değiştirilmesi gerektiği belirtildi.


Haber sadece bizim gazetede çıktı.


Basınımızın güzide temsilcileri bu haberi nedense görmezden geldi.


Ya öğrencilerin beslenmelerinin onlar için bir önemi yoktu ya da öğrencilerin ekmek arası marulla beslenmesini, bunu bulamayanlar da var diyerek normal karşılamışlardı.


Bu konulara duyarlı bir gazete olan Bartın Pusula olarak, fast food türü beslenmenin sağlıksız olduğunu daha önce haber konusu yapmıştık.


Bunu biz değil Sağlık Bakanlığı söylüyordu.


Bakanlık bu tür beslenmenin özellikle öğrencileri daha çok olumsuz etkileyeceği için birçok defa uyarıcı açıklamalar yapmıştı.


Biz bu açıklamalara, yetkililerin yanı sıra uzmanların da bu konudaki görüşlerine yer veren haberlerle konuyu gündeme getirdik ve bir süre gündemde tuttuk.


Yurt çapında birçok ilde öğrencilere sıcak yemek verilirken Bartın&[#]8217;da birkaç yer hariç neden verilmiyor dedik?


Zararlı olan fast food türü beslenmeye son verilmesini istedik.


Yetkilileri göreve davet ettik.


Milletvekilimiz Yılmaz Tunç&[#]8217;a konuyu ilettik.


Sayın Tunç, gazetemize yaptığı açıklamada, fast food türü beslenmeye karşı olduğunu, bunun özellikle okullarda olmaması gerektiğini, sıcak yemeğe geçilmesinin iyi olacağını, özellikle eğitim yatırımlarında ödenek sorunu bulunmadığını, konuyla ilgileneceğini söyledi.


Aradan birkaç ay geçti.


Şimdi Amasra&[#]8217;da ekmek arası marul olayı patlak verdi.


Bu olayla okullarımızdaki sağlıksız beslenmenin hangi boyutlara ulaştığını gördük.


Öğrencilerimize ekmek arası marulu layık görüyoruz ya helal olsun bize.


Bu ayıp bize yeter.


Böyle beslenme olur mu?


Bu şekilde verilen eğitim öğretimden hayır gelir mi?



Memleketimden gazetecilik manzaraları (XXXVII)



Birileri daha 40 tane yazıyı bir arada görmemişken bizim sadece manzaralarımız 40&[#]8217;ı buldu.


Derslerimiz yeni yılda da sürüyor.


Bir gazete 30 Aralık günü verdiği bir haberi 31 Aralık günü tekrar vermiş.


Endüstri Meslek Lisesinin iş makineleri kursu haberini çok önemli bulmuşlar ki iki gün üst üste iki kere kullanmışlar.


Kendilerini başarılı çalışmalarından (!) dolayı kutluyoruz.


İki gazete bazı haberlerden seçmeler yaparak 2010 yılı bizimle böyle geçti demiş.


2010 yılı bunlarla geçse geçse çok sayıda bayat ve tekrar haberle geçmiştir.


İşte son örneği yılın son günü yapılan iş makineleri kursu haberi.


Olayları Ankara muhabiri ile yakından izleyen bir gazete Belediye Meclisinin doğalgaz konusunda aldığı kararı okurlarına bizden bir gün sonra duyurmuş.


Buna da şükür. Bu haberi bir hafta 10 gün sonra da yapabilirlerdi.


Bir de tıbbi cihaz haberi var. Bu haberi bir ay içinde iki kere kullanan gazete olduğu gibi okurlarına yeni duyuran gazeteler de vardı.


Başarılarının devamı dileğiyle bunları da kutluyoruz.


Bu arada birisi bize yine bir şeyler demeye çalışmış.


Anlayacağınız inleyen nağmeler ruhumuzu sarmaya devam ediyor.


Biz bunlara ders vermekten bıktık, bunlar bizden ders almaktan bıkmadı.


Bizden yedikleri tokadın haddi hesabı yok. Her yazımız yüzlerine şırrraaak diye iniyor.


Lakin ne yapsan, ne etsen, ne desen para etmiyor.


Utanma sıkılma nedir bilmiyorlar. Bunlardan var böyle üç beş tane.


Birisi ağlamış, bana ödeyeceği tazminatın Yargıtay&[#]8217;da onandığını söylemiş.


Bu konu uykusuna keder vermiş, rüyasına girmiş olmalı ki &[#]8220;Ben yapmadım, o yaptı demiş. Suçu eski Yazı İşleri Müdürünün üzerine atmış&[#]8221;


Savunmaya bak hizaya gel. Patronsun madem engel olsaydın, yaptırmasaydın.


Bu şahıs bir de kafayı köstebeklere takmış. Son zamanlarda köstebeklerle uğraşıyor.


Gazetesinden dışarıya bilgi sızdıran biri varmış galiba. Patronsun madem bu olaya neden müsaade ediyorsun demezler mi adama.


Bir de günah çıkarmaya kalkmış. Bunun mevkutesinde &[#]8220;devleti dolandırıyorlar, soyuyorlar&[#]8221; diye yapılan haberleri, yazılan köşe yazılarını hatırlayın.


Sen git adamın ocağına incir ağacı dik sonra &[#]8220;her şey geçmişte kaldı, olan oldu&[#]8221; de.


Oh ne ala ne ala. Bu kadar basit yani.


Birisi geçmişte yerel televizyonda kadın kılığında komiklikler yapıp kendisine güldürüyordu.


Halen daha kendisine güldürüyor ama bu kez yazdığı daha doğrusu yazamadığı haber ve köşe yazılarıyla.


Bu şahıs patronun eşiyle geçinemediği için yerel televizyondan kapı dışarı edildikten sonra bizim kapımıza gelmiş, eski gazetemizde boynunu büküp gözümün içine bakarak benden iş istemişti.


Ben bunu muhabire ihtiyacımız olduğu için işe almıştım.


Bu şahıs bu günleri unutmuş da boyuna, çapına, bilgisine, birikimine, Türkçe&[#]8217;sine, kompozisyonuna bakmadan şimdi bana dil uzatıyor.


20 yıldır bu mesleğin içindeyim.


Kurt kocayınca böyle oluyor işte.


Sanattan manattan bahsetmiş. Sanat nedir diye sorsanız, tanımını yap deseniz bilmez.


Bunlar reklamdaki gibi panikle atağı, atakla paniği birbirine karıştırıyor.


Bir arkadaşım &[#]8220;Şöhret olmak isteyen sana saldırıyor&[#]8221; demişti.


Hem de ne saldırı. Dört bir yandan koro halinde saldırıyorlar.


Hem de yıllardır. Neden saldırıyorlar biliyor musunuz?


Bu memleketin en doğru ve doğrucu adamlarından biri benim de ondan.


Böyle adamları kim sevmez? Bunu siz söyleyin, bunun yorumunu siz yapın.


Ben bunlara tek başıma yetiyorum. Araya karbon kağıdı koyup hepsini hallediyorum.


Geçmişte bana saldıranların çoğu tarihe karıştı.


Hem gazeteleri yok oldu hem kendileri.


Böyle 10&[#]8217;a yakın örnek var. Bu isimlerin kimi başka şehirlerde kimi buralarda.


Bu mesleğe yakışmıyorlardı, artık layık oldukları işlerle uğraşıyorlar.


Ben halen buradayım. Üzülerek ifade edeyim ki şimdikilerin sonu da onların ki gibi olacak.


Kimi matbaacılığa dönecek kimi kadın kılığına girip komiklikler yapmak üzere sahnelere dönecek.


Kimi soluğu tiyatro sahnesinde alacak kimi de köyüne geri dönecek.