Belediye Başkanımız Cemal Akın&[#]8217;ın geçen hafta içinde yaptığı bir açıklama dikkat çekiciydi.
Araya başka konular girdiği için bunu o zaman işlemeye fırsat bulamadık.
Kısaca hatırlayacak olursak:
Başkan Akın, Sosyal Güvenlik Kurumu&[#]8217;nu ziyaretinde söz emekli ve çalışan sayısından açılınca il dışındaki Bartınlıların asgari ücretle bile iş bulabildiklerinde memleketlerine geri dönmek istediklerini, Bartın&[#]8217;da komşuluk, arkadaşlık ilişkilerinin, örf ve adetlerin yaşadığını, burada sokakta düşeni kaldıracak insanlar bulunduğunu, dışarıya gidenlerin bu değerlere hasret olduklarını söyledi.
Düşeni kaldırmak için illa insanların yerli olmaları, Bartın gibi küçük bir yerde yaşamaları, birbirlerini tanımaları, komşuluk, arkadaşlık ilişkisi, örf ve adetlerin yaşaması gerekmemeli.
Bunun için aslında insan olmak, vicdan sahibi olmak yeterli olmalı.
Sorun yukarıdaki özelliklerin olup olmamasında değil, daha çok insanlığımızda.
Meseleye bu yönüyle bakmak lazım.
Başkanımızın dikkat çektiği değerler düşeni kaldırmak açısından mutlaka önem taşıyor.
Bu değerlere değer verenlerin sayısı ne yazık ki giderek azalıyor, bu değerler maalesef giderek tarihe karışıyor.
Günümüz dünyasında hatır gönül, arkadaşlık, dostluk, gelenek, görenek genelde tanınmıyor, çıkar hesapları, maddiyat ağır basıyor, daha çok öne çıkıyor.
Bartın&[#]8217;da düşeni kaldıracak insanlar var ama bunların sayısı bana göre az ve bu sayı giderek daha da azalıyor.
Sistemin de etkisiyle insanlar günlük yaşamak zorunda kaldıklarından öyle çok kimsenin düşene kalkana falan baktığı yok.
&[#]8220;Düşenin dostu olmuyor&[#]8221;, &[#]8220;Düşene bir tekme de bizden&[#]8221;, &[#]8220;Düşmeye gör&[#]8221;, &[#]8220;Düşmez kalkmaz bir Allah&[#]8221; gibi oldukça yaygın olarak kullanılan bize özgü deyimlerimiz de bu konuda ne durumda olduğumuzu göstermeye yetiyor da artıyor.
Bu bahsi burada kapatalım ve yazının burasında bu haftaya damgasını vuran bir açıklamanın içinde geçen bir sözü ele alalım.
Biliyorsunuz Vali İsa Küçük, Bartın Aktif İşadamları Derneği&[#]8217;nin kongresinde yaptığı konuşmada &[#]8220;Valiler milletin hademesidir (hizmetçisidir)&[#]8221; dedi.
Böyle diyerek, toplumun hizmetinde olduklarını çarpıcı bir şekilde vurguladı.
Hademe okullarda görev yapan hizmetlilere denirdi.
Denirdi diyorum çünkü okullarda çalışan hizmetlilere artık hademe denmiyor, hizmetli deniyor.
Hademe benzetmesini çok iddialı ve abartılı buldum.
Valiler tabi ki toplumun hizmetinde olacaklar.
Bu valilik görevinin doğasında var.
Bu görevi hademe düzeyine indirgemek ne kadar doğru?
Ya da ne kadar gerçekçi?
Bu tartışılır.
Bu memlekette gerçekten hademe gibi çalışan valiler olduğu gibi milletten çok siyasetin hizmetinde olan ve il başkanı gibi davranan koltuk sevdalısı Valiler de var.
Valiler gerçekten hademe gibi bu topluma hizmet etselerdi ülkemiz bugün çok daha iyi bir konumda olurdu.
Memleketimden gazetecilik manzaraları (XXXIII)
Bayat haber ve tekrar haberlerle ilgili eleştirilerimize rağmen mevkutelerimiz bu alışkanlıklarından bir türlü vazgeçmiyor.
Bir de bunlar ahkam kesiyorlar, sağa sola gazetecilik dersleri vermeye kalkıyorlar.
Birisi geçen gün önüne gelene sallamış.
Bütün gazeteler elektronik posta ile gelen hazır haberleri kullanıyorlar, böyle gazeteciliği ninem de yapar demiş.
Şirket ortaklarının, matbaacıların, dağıtıcıların, kantincilerin, kerestecilerin gazetecilik yaptıkları bir ortamda bırakalım da nineler de yapsın.
Zaten bir tek nineler kalmıştı.
Onlar da gazetecilik yapsın da tam olsun.
Hani bizde bir laf vardır: &[#]8220;Ele verir talkını kendi yutar salkımı&[#]8221; derler.
Bunun ki de o hesap.
Bu mevkute elektronik posta haberinden, internet haberinden, derleme toplama haberden geçilmiyor.
Konuşurken mangalda kül bırakmıyorlar.
Böyle yapacaklarına kendilerine çeki düzen verseler daha iyi ederler.
Ninelerinden bahsettikleri gün gazetelerinde daha önce bizde çıkmış tam 5 haber saydım.
Ünal Yurtbay&[#]8217;ın son açıklamasını üç gün arayla iki kere kullanan iki gazeteden biri olan bu gazetede çıkan yazıda Milletvekilimiz Yılmaz Tunç&[#]8217;un basına gönderdiği açıklamalar olmasa gazeteler çıkamaz, kendisine telif ücreti ödenmeli diye buyurmuşlar.
Milletvekilimiz Tunç&[#]8217;un basına yaptığı haber katkısına bundan 6 ay önce değinmiş, &[#]8220;fahri muhabirlerimiz&[#]8221; başlığı altında yazdığım yazıda Tunç&[#]8217;un danışmanına teşekkür etmiştim.
Günaydın. Siz giderken biz geliyorduk.
Ninelerine de gazetecilik yaptırmaya kalkmışlar ama TSO Başkanı gelesi karar oldu, adamı Almanya&[#]8217;ya daha yeni göndermişler.
Bir de haberde Toksöz 17 Aralık&[#]8217;ta Almanya&[#]8217;da kongreye katılacak demişler.
20 Aralık&[#]8217;ta çıkan bir haberde 17 Aralık&[#]8217;taki kongreden böyle mi söz edilir?
Bunlara zaman kavramını öğretmek lazım.
Daha öğretecek çok şey var.
Biz Sayın Rektörümüzden rica ediyoruz.
Üniversitede özellikle Türkçe, haber dili, imla, kompozisyon ve habercilik konuları başta olmak üzere gazeteciliğe yönelik kapsamlı bir eğitim semineri düzenlenirse eğer mesleğimize çok önemli bir katkı yapılmış olur.
Yalçınkaya&[#]8217;nın başarısı
Partiler normalde iki yılda bir büyük kongre yaparlar.
Bunun bazı partilerde üç yıl olduğu bile görülür.
Senede bir büyük kongre yapan bir tek CHP var.
Çok sık kongre yapmanın iyi yanı da var, kötü yanı da.
Bu sürekli yenilenme ve tazelenme anlamına da gelir.
Parti içi demokrasinin en güzel örneği olarak da görülebilir.
Listeye giremeyenlerden dolayı kırgınlıkların küskünlüklerin artmasına, ayrılıklara gayrılıklara da sebep olur.
Adı kurultay partisine çıkan CHP&[#]8217;de çok sık sandık başına gitmeler partiyi küçültüyor mu, büyültüyor mu, buna siz karar verin.
CHP&[#]8217;nin kurultay ortalaması senede bire denk geliyor.
Son kurultay hafta sonu yapıldı.
Bu kurultayın Bartın&[#]8217;ı ilgilendiren yönlerinden biri Milletvekilimiz Rıza Yalçınkaya&[#]8217;nın bir kez daha Parti Meclisi Üyeliğine seçilmesiydi.
Temmuz 2007&[#]8217;de milletvekili olan Yalçınkaya o tarihten bu yana yapılan üç kurultayda da Parti Meclisine girmeyi başardı.
Yalçınkaya bu sefer ki seçimde 80 kişilik Parti Meclisi&[#]8217;ne Baykal döneminden kalan 15 üyeden biri oldu.
CHP&[#]8217;nin Parti Meclisi&[#]8217;nde yer almak önemli.
Yalçınkaya bunu üç seferdir başarıyor.
CHP gibi bir partide üç kurultayda üst üste üç kere Parti Meclisi&[#]8217;ne girmek her babayiğidin harcı değildir.
Bu sonuç Yalçınkaya&[#]8217;nın Baykal&[#]8217;dan sonra yeni Genel Başkan Kılıçdaroğlu&[#]8217;nun da güvenini kazandığını gösteriyor.
Tabi ayrıca CHP&[#]8217;de Bartın&[#]8217;ın ağırlığını, Bartın&[#]8217;ın parti yönetiminde söz sahibi olduğunu da gösteriyor.
Bu kurultayın sonucu aynı zamanda &[#]8220;Yalçınkaya bir daha aday gösterilmeyecek&[#]8221; dedikodularına da cevap oldu.
Yalçınkaya&[#]8217;nın aday olmasını istemeyenler herhalde şimdi başka malzeme arayışına gireceklerdir.
Belediye Başkanlığı&[#]8217;nda, Milletvekilliği&[#]8217;nde ve Parti Meclisi&[#]8217;nde girdiği bütün seçimleri kazanan Yalçınkaya bu sefer ki kurultayın sonucuyla bu başarısını da sürdürdü.
Milletvekilimizi arayıp kutladım.
Bir kez de buradan kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.