Dünkü yazıma,
Okurlarımızdan bir tanesi yorum yapmış.
Yorumda, "Karamalak şovenistlik yapmayı ne zaman bırakacaksınız? Doğu Karadenizlilerin işe girmesi sizi neden rahatsız ediyor?" İfadelerini kullanmış.
Öncelikle,
Doğu Karadeniz kökenli,
Genç arkadaşların,
İşe girmesini kaleme bile almadım.
Bu konuda,
Özellikle ofansif bir tavrım yok.
Biz,
Doğu Karadenizlilerin değil,
'Doğru' Karadenizlilerin,
İşe alınmasından rahatsız değiliz.
Biz,
Zonguldak çocuklarının,
İşe girememesinden rahatsısız.
İlk mülakatta ile giremeyen,
Doğu Karadenizli olduğu için,
İkinci mülakata tekrar sokulan,
Diğer adayların hakkına girilmesinden rahatsızız.
Liyakata değil,
Milliyete bakıldığı için rahatsızız.
Hitleri kıskandıracak şekilde,
Ari ırk arama çabasından rahatsızız.
Başka bir rahatsızlığımız yok.
Biz bu şehirde,
Misafir değiliz ki rahatsız olalım.
Biz ev sahibiyiz.
Konar, göçer değiliz.
Kalıcıyız, gerçeğiz, yerliyiz.
Bu kentin evlerinde kalıyoruz.
'Nasıl olsa gideriz' diye,
Keçe çadırlar kurmuyoruz.
Keçeden hayallerimiz yok.
Yine diyorum.
Okurumuz diyor ya, "Doğu Karadenizlilerin işe girmesi sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?"
Biz 'doğru' Karadenizlilerin işe girmesinden rahatsız değiliz.
**************
Şimdi,
Vasıfsızların,
Vasıfsız kuru sıkısı,
Bakıyorum,
Atıyor, tutuyor.
'Sokak çocuğuyuz' diyor.
Biz,
Onun,
Ne çocuğu olduğunu biliyoruz.
Bize operasyon çocuğu diyor.
Kendisi ise 'Horozcu' çocuğu!
Akrabalarını,
Ekonomik olarak dolandırıyor.
Zonguldak'ın beka sorunu haline geliyor.
Ancak,
Peygamber edasıyla,
Racon kesiyor.
Dayak yiyeceğim korkusuyla,
Taksi durağından geçemiyor.
Ancak,
Ben hocaya çok kızıyorum.
Darağacından bunu almasaydı,
Buna maruz kalmayacaktık.
Zamanında,
Bu horozcu çocuğuna, "Darağacındaki ip ne?" demiştik.
Hala ipin cinsini açıklamadı.
Neyse!
Bu kendini simitte susam sanıyor.
Ama bu susamın küçüğüdür.
Susamcık!
*************************
MHP'de,
Uzun yıllar sonra,
İl Başkanlığına,
Bir Zonguldaklı geldi.
Orhan Korkmaz,
İl Başkanı olarak atandı.
Orhan Korkmaz,
Bu kentin çocuğu.
Bu toprağın kalbinden,
Bir intizar dinlemiş biri.
Geçmişte,
Merkez İlçe Başkanlığı yapmıştı.
Şimdi,
İl Başkanlığı nasip oldu.
Ülkü Ocaklarında da bulundu.
Şimdi,
Bilgi ve birikimini,
Kent siyasetine aktarmak zorunda.
Geçmiş yaşananlardan,
Ders almak zorunda.
Biz,
Çağatay İpekçi'yi çok uyardık.
Ama kibrinden,
Eleştirilere kulak asmadı.
Burnu düşse,
Eğilip yerden almaz.
Haliyle,
'Kongreye kadar git, kongrede aday olma' denilerek,
Kendisine siyasi nezaket gösterilmedi.
Siyaseten,
Derdest edildi.
Bunun başka bir anlamı yok.
Şimdi ise,
Orhan Korkacak mı?
Orhan Korkmaz mı?
Onu test edeceğiz.
***********************
Zonguldak Belediyesi'nde,
Bugün,
Tanzili rütbe yaşandı.
Hal Müdürlüğü yapan,
Uğur Çebi,
Müdürlükten alınarak,
Düz zabıta memuru yapıldı.
Tenzili rütbe yani.
Yerine gelen isim,
Ferdi Yörübaş oldu.
Uzman çavuş ekibinin üyelerinden.
Burada bir parantez açıyorum.
Uğur Çebi,
Seçim döneminde,
Tahsin Erdem için,
İnağzı'nda,
Canla başla çalıştı.
Ev toplantıları yaptı.
Açık açık Tahsin Erdem'i destekledi.
Peki ne oldu?
Kendisi tatildeyken,
Bir tebligat ile azledildi.
Yakıştı mı?
Tahsin Erdem'e tabi yakıştı.
En çok ondan beklenmesi gereken bir işti.
Şaşırmasın kimse yani.
Özel Kalem Müdürü’ne tenzili rütbe yapan,
Kime ne yapmaz?
Belediyede,
CHP'de,
Yol arkadaşlığı falan kalmadı.
Kol arkadaşlığı var.
Kol kola veren,
Gemisini yüzdürüyor.
******************
İpek böcekleri...
Kadim insan destekçileri.
Minik ancak sevimsiz dostlarımız.
Kozalarına girdikleri zaman,
Kendilerini güvende hissederler.
Küçük kalmak,
Onlar için konfor alanı.
Kozanın sonrası kelebek.
Ama cesareti olan için.
Estetiğin ve Zonguldak siyasetinin,
Estetik yargıları vardır.
İpek böceğini öldürürsen kahramansın.
İpek böceği kelebeğe dönüştüğünde,
Onu öldürürsen zalimsin.
Kelebeğe dönüşmemesi gereken ipek böcekleri,
Kelebek olmadan öldürülmeli ki,
Biz zalim olmayalım.
Öyle de oldu.
İpek böceklerinin,
Yumurtadan çıkıp,
Kelebeğe dönüşene kadar yaşadıkları bu kısacık yaşam süreci,
Hem kadim efsanelere,
Hem de çocuk masallarına ilham olmuştur.
DERS ALINMALI!