&[#]8216;Çok değişik bir dönemden geçiyoruz&[#]8217; başlıklı yazımı hatırlarsınız.
Biz yine de bilmeyenler vardır düşüncesiyle kısa bir hatırlatma yapalım:
&[#]8220;Generaller, Türkiye&[#]8217;nin önde gelen spor kulüplerinin ve sivil toplum örgütlerinin başkan ve yöneticileri, ünlü futbolcular, tanınmış sanatçılar, etkili gazeteciler, genel müdürler, büyük işadamları, kelli felli adamlar, emniyet müdürleri, polis şefleri, hakimler, savcılar, hatta başsavcılar bile haklarındaki iddialardan dolayı göz altına alınıyorlar.
Bunun sonucunda tutuklamalar oluyor, hiç ummadığınız insanlar cezaevine gönderiliyor.
Eskiden de oluyordu ama bu kadar değil.
Türkiye değişik bir dönemden geçiyor.
Ortada gerçek hukuk devletine gidiyoruz gibi bir görüntü var&[#]8221;
Geçen hafta kaleme aldığım yazının girişinden bir bölüm aktardım.
Yaygın basında da bu doğrultuda birçok yazı yazıldı.
Derya Sazak&[#]8217;tan Metin Münir&[#]8217;e, Ekrem Dumanlı&[#]8217;dan Kadri Gürsel&[#]8217;e, Taha Akyol&[#]8217;dan Mehmet Barlas&[#]8217;a birçok yazar, son gelişmeler üzerine buna benzer değerlendirmeler yaptılar.
Farklı kelime ve cümlelerle aynı şeyleri söylüyoruz.
Aklın yolu bir.
Aynı mealde yazılar yazılması son derece normal.
Son yıllarda önemli gelişmeler yaşandı.
Türkiye&[#]8217;de birçok şey artık &[#]8220;AK Partiden önce&[#]8221; ve &[#]8220;Ak Partiden sonra&[#]8221; diye ikiye ayrılıyor.
Bu konu da onlardan biri.
Dokunulamaz gözüyle bakılan kişilere bu dönemde dokunuluyor.
Eskiden toplumda &[#]8220;yapanın yanına kâr kalıyor&[#]8221; düşüncesi hakimdi.
Bu düşünce artık değişiyor.
Biz de bir de &[#]8220;Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır&[#]8221; diye bir deyim var.
Zengin arabasını dağdan aşırsa bile yakayı ele vermesi uzun sürmüyor.
Diyeceğim o ki: Hiçbir şey eskisi gibi değil.
Bakın muhalefet tarafından eleştiri konusu yapılan &[#]8216;Deniz Feneri&[#]8217; olayında da şüpheliler Adliye&[#]8217;de hesap veriyor.
Bu olayla ilgili yargı süreci işliyor.
İktidara yakın denilen kişiler de diğerleri ile aynı muameleye tabi tutuluyor.
Olup bitenler insanın devlete olan güvenini artırıyor.
Ankara&[#]8217;da, İstanbul&[#]8217;da, İzmir&[#]8217;de ve Anadolu&[#]8217;nun birçok şehrinde çok önemli gelişmeler yaşanıyor.
Bu gelişmelerden biz de payımıza düşeni alalım istiyoruz.
Bartın için devletten bazı beklentiler var.
Bu, hak yerini bulsun diyen herkesin beklediği bir şey.
Muvazaalı bir iş var.
Haksızlık, hukuksuzluk var.
Hukukun arkasından dolanma var.
Var oğlu var.
Devlet sahibine acımayı bırakır da bu işin üzerine gider de gerekeni yaparsa milletin gözünde daha da büyür.
İnsanlar adalete daha çok güvenir.
Devlete güven daha çok artar.
Zaten yeni hükümetin programı da bu doğrultuda.
Yeni anayasa, herkesin güvendiği bir adalet sistemi, demokratik açılımın devamı ve ileri demokrasiye geçiş 61. hükümetin en önemli işi olacak.
Özellikle herkesin güvendiği bir adalet sistemi çok önemli.
Bu sağlanabilirse AK Parti şimdiden önümüzdeki seçimi de garantiler.
Ortaya karışık yazılar (VIII)
Seçim döneminde çok vaat duyduk.
Vaatler adeta havada uçuşuyordu.
Bir çoğunun gerçekleşmesi imkansızdı.
Yani çoğu atmasyondu.
Hep siyasetçiler atmıyor. Başkaları da atıyor.
Birisi öyle bir atmış ki duyan da bir şey sanır.
Aman ne hava ne hava.
Küçük dağları ben yarattım havasında.
Onu oradan almış buraya koymuş, falancayı bilmem ne yapmış, falan filan.
Asıyor, kesiyor, atıyor, tutuyor.
Bunun ağabeyi de böyleydi.
Devamlı uçardı. Dur derlerdi durmazdı, yapma, etme, gitme derlerdi anlamazdı, burnunun doğrusuna giderdi, bildiğini okurdu.
Sonuçta hızlı yaşadı, genç öldü.
Genç öldü derken zirvedeyken bir anda dibe vurdu.
Kimseyi dinlemedi, yok oldu gitti.
Daha doğrusu uçtu. Zaten uçuyordu, tam uçtu.
Ayakları yere basmazdı. Çok havalıydı, havalandı gitti.
Bunun da artistik hareketleri var.
Bunun da ayakları yere basmıyor, bu da çok havalı.
Hem havalı hem cıvalı.
Zaten aynı kumaşın bezi.
Bu da aynı yoldan gidiyor, aynı hataları yapıyor.
Böyle giderse bunun sonu da ona benzeyecek galiba.
Gelelim yöremizde çıkan günlük mevkutelerdeki hatalara:
Haber tekrarı devam ediyor.
Kullanılmış haber kullanımı da öyle.
Bünsem&[#]8217;in Grundtvig projesinin kabulü ile ilgili haberi Bartın Pusula 1 Temmuz Cuma günü yapmış.
Bir mevkute bu haberi 9 Temmuz Cuma günü vermiş.
Üstelik haber tekrarı yaparak vermiş.
Bu haberi daha önce kendisi de kullandığı halde bir kez daha kullanmakta sakınca görmemiş.
Tekrarlayıp duruyorlar.
Nasıl olsa kimse bir şey demiyor.
Bir başka mevkutenin cumartesi günkü sayısında ise başlık ve haber girişi ile haber uyumsuzluğu vardı.
Birinci sınıfların kayıt işlemleri başladı demişler.
Halbuki İlköğretim Genel Müdürlüğü&[#]8217;nün Milli Eğitim Müdürlüğü&[#]8217;ne gönderdiği yazıda &[#]8216;birinci sınıfların kayıtları ülke genelindeki resmi ilköğretim okullarında e-kayıt sistemi ile yapılmıştır&[#]8217; deniyor.
Bundan birinci sınıfların kayıtları yapıldı bitti sonucu çıkıyor.
Bu mevkutede bu haberi hangi eleman yaptıysa ya okuduğunu anlamıyor ya da haberi okumadan yapıyor demek ki.
Biraz da magazin: Konya&[#]8217;nın Akşehir ilçesinde konser veren Demet Akalın, kendisini izlemeye gelen Kaymakama &[#]8220;Bey amca&[#]8221; diye hitap etmiş.
Tabi bu hitap Kaymakam Bey&[#]8217;i kızdırmış.
Yaygın basında çıkan habere göre Demet Akalın konserine gelen topluluğu coştururken, Akşehir Kaymakamı Ahmet Katırcı kulaklarını kapatmış.
Sanatçı buna alınmış ve bey amca diye hitap ettiği kaymakama konsantremi bozuyorsun diye tepki göstermiş.
Kaymakam da hitap tarzına kızarak konser alanını terk etmiş.
Bu olay beni 2001 yılının nisan ayına götürdü.
Bartın Üniversitesi Öğretim Üyesi Erdoğan Atmış, Özel İdare&[#]8217;deki mobil santral toplantısında kürsüden konuşurken dönemin Valisi Fatih Eryılmaz&[#]8217;a &[#]8220;Beyefendi&[#]8221; diye hitap etmişti.
Bu hitaba da Vali kızmış, salon bir anda karışmıştı.
Bey amca ve beyefendi demek kötü bir şey değil ama Valilere Kaymakamlara hitap ederken dikkat etmek lazım.
Her şeyin bir usulü var.