Birçok olayda olduğu gibi dünkü Sultanahmet Meydanı’ndaki hain saldırıda da bildik taktikler devreye girdi.

Olayın faali belirlenmeden, “katil devlet” çığırtkanlığı yapıldı, yapılıyor.

Birileri çıkıp, “Güneydoğu’da çocuklar ölüyor” propagandasıyla devleti kötülemeye, terör örgütü PKK’ya yönelik operasyonların önüne geçmeye çalışıyor.

Birileri de, bu işe bilerek veya bilmeyerek alet oluyor.

Algı operasyonuyla hem yurtdışı, hem de yurtiçindeki bir takım dinamikler harekete geçirilmeye çalışılıyor.

Olaydan sonra sosyal medya ve internet medyası takip edildiğinde insanın adeta içi gidiyor…

10 vatandaşın ölmesi, 15 vatandaşın ise yaralanmasına üzüldüğümüz kadar olaya sevinilmesine yanıyoruz.

Sosyal medya adresinde, “Terör adım adım. İstanbul vurulmadıkça, Türkiye uyanmaz” gibi söylemlerle terör olayını provoke edenlerden, direk devleti suçlayanları gördükçe, “Nereye gidiyoruz?” sorusunu ister istemez soruyoruz.

Terörü bitirmek ve DEAŞ, PKK gibi terör örgütleriyle mücadele etmek hükümetlerin meselesi mi?

Güneydoğu’daki olaylarda güvenlik güçlerimizin şehit olması, masum insanların zarar görmesi sadece hükümetlerin meselesi mi?

Dün Ankara, bugün İstanbul’da terör saldırısı gerçekleştirenleri bulmak ve cezalandırmak hükümetlerin meselesi mi?

Bütün bunlardan her vatandaşın canı yanıyorsa, demek ki, bu hükümetlerin değil, devlet-millet meselesidir.

Öyleyse, önce insanlık, sonra da ülkemiz adına bütünleşmenin zamanı geldi de geçiyor bile...

CHP, MHP ve AK Parti liderlerinde bir duruş sergilenmesiyle mesele kökten çözülecektir.

Diğerleri teferruattır.

[*] [*] [*] [*]

Sizin ders verdiğiniz öğrenciler!

Özel ve devlet üniversitelerinde bulunan bin 100 akademisyen, devletin PKK ve DEAŞ gibi terör olaylarını bitirme adına Güneydoğu’da devam edilen operasyonlarını “katliam” gibi göstermiş.

İmzaladıkları bildiride özetle, “Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün politikasından derhal vazgeçmesi gerekiyor” denilmiş…

Bu nasıl bir anlayış, bu nasıl bir mantık?

PKK ve DEAŞ’ın güvenlik güçleri ve vatandaşları öldürmesinde üç maymunu oynayan akademisyenler, “kimse öldürülmesin” diye yapılan operasyonları “katliam” diye nasıl niteleyebilirler?

Emin olun bu kadar özgürlük, bu kadar devletine hakaret eden bir topluluk dünyanın hiçbir yerinde yoktur.

Geleceğimiz nasıl bunlara emanet edilir?

Bu “akademisyen” diye geçinenlerin ders verdiği öğrenciler nasıl bir öğrenci olur?

Varın gerisini siz düşünün…

GÜNÜN SÖZÜ:

“Lavuar alanında buluşalım...”

CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu


SÖZÜN ÖZÜ:

“Bir işi bilen yapar, az bilen akıl verir, bilmeyen eleştirir, yapamayan çamur atar...”

Anlamlı Sözler