“1 Şubat 1944 tarihinde 37 saniye süren Gerede Depremi’nde; Zonguldak Merkez, Çaycuma, Safranbolu, Devrek ilçelerimizde hasarlar oluştu. Devrek kasabasında Kızılay çadırları kuruldu. Aslında bu deprem, Kuzey Anadolu Fay Hattı çizgisinde meydana gelmişti ama Zonguldak çok etkilendi.

Zonguldak’ta 37 saniye süren yer sarsıntısı sonrasında halk sokağa döküldü. Merkez’de Soğuksu ve İstasyon Caddesi'nde hasar büyüktü. Zonguldak Valisi Cahit Ünver ve Cumhuriyet Halk Partisi Zonguldak İl Başkanı’nın koordinasyonuyla yardım ekipleri hızlı bir şekilde harekete geçti.

3 Şubat 1944 tarihinde gazetelerde yazan Zonguldak'ta ölü sayısı 55, 5 Şubat 1944 tarihi itibariyle Zonguldak’ta 75 vatandaşın öldüğü, 135 vatandaşın da yaralandığı tespit edildi.”

"Zonguldak Deprem Tarihi"nde bu olaylar yaşandı.

Yeniden yaşanmayacağının garantisi yok.

Sakarya ve Düzce depremlerini hisseden Zonguldak, Marmara’da yaşanacak büyük depremden etkilenir. Bolu’da yaşanacak depremden etkilenir. Düzce’de yaşanacak depremden etkilenir.

O nedenle, aklımızı başımıza alıp, derhal harekete geçmeliyiz.

İl merkezi ve ilçelerimizde kolonu kesik ne kadar bina varsa tespit edilmeli.

Teknik olarak yapılabilecek ne varsa yapılmalı.

Sorumluluğu olanlar cezalandırılmalı.

İmara aykırı yapılar af çıkması beklenmeden yıkılmalı.

Yapı kayıt belgesi olmayanlar derhal yıkılmalı.

"Ders çıkarmak için" onlarca, yüzlerce, binlerce insanın hayatını kaybetmesi beklenmemeli!

Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz’a buradan bir çağrı yapalım...

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü’nce tespit edilmiş ne kadar kaçak bina varsa yıkalım.

Karakum’da, Kilimli’de balıkçı barınaklarını nasıl mahkeme kararı beklemeden yıktıysak, tüm kaçak binaları yıkalım.

Kolonu-kirişi kesilen binaları tespit edelim. İşyeriyse, ruhsatlarını iptal edelim. Kolon-kiriş kesenlere ceza verelim.

Bakın bakalım bundan sonra kimse böyle bir işe tevessül edebiliyor mu?

Ama Zonguldak; tümüyle kaçak olan, yapı kayıt belgesi bulunmayan, ruhsatı olmayan TTK Memurlar Derneği Lokali’ni yıkamıyor!

Yüzlerce insan düğün için oraya geliyor!

Ya bir facia olsa...

"Kader" diyeceksiniz, öyle mi?

Garibana gelince, aslan kesiliyorsunuz!

Sami Aydın’a gelince, kediye dönüyorsunuz!

Türkiye’de deprem olunca, madenciler gidiyor!

Zonguldak’ta deprem olursa, bizi kim kurtaracak?

Aklımızı başımıza alıp, yaşanan son depremden ders çıkartalım!

Zonguldak Merkez’de deprem olsa, hastaneye nasıl ulaşacağımız bile belli değil!

Kadırga yokuşunu nasıl geçeceğiz?

Bu kadar insanı nerede toplayacağız?

Göstermelik tatbikatlar yerine gerçekçi planlar yapmalıyız.

Benim adım Hıdır, elimden gelen budur!

 

Gönderdiğiniz ürünlere muhtaç olun!

Türkiye, depremzedeler için seferber oldu. Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor. Ancak, arada bu işin reklamıyla uğraşanlar da oluyor!

Amacı, bir çorap dahi koymadığı yardım tırının önünde fotoğraf çektirmek olan belediye başkanlarımız var!

Valiye, Kaymakama "trip" atan belediye başkanlarımız var!

Yardımları, belediyeden bir görevli yerine para ile tutulan kamyonun şoförüne teslim eden belediye başkanlarımız var!

Deprem bölgesine giden yardımları AFAD yerine sokağa teslim eden belediye başkanlarımız var!

Ne olurdu bir belediye personelini o araca bindirip göndersek?

Birde yardımsever olduğunu göstermek için evde eski, kullanmadığı, alanında kullanamayacağı ürünleri poşete dolduranlara söyleyecek sözümüz olsun, değil mi?

Allah, sizi o gönderdiğiniz ürünlere muhtaç etsin!

Depremzedeyi "mağdur" değil, "ihtiyaç sahibi" gibi gören zihniyete yazıklar olsun!

Bu arada...

Deprem bölgesine yaptıkları yardımı kimseye söylemeyenlere, deprem bölgesinde canla-başla çalışan isimsiz kahramanlara helal olsun.