Zonguldak’ta çok ilginç manşetler atılıyor!
Belediye başkan adayları açıklanıyor!
Öyle bir açıklanıyor ki...
Sanki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan açıklıyor!
Neyse, bizim konumuz o değil...
Mesela, önceki dönem milletvekillerimizden Özcan Ulupınar’ın "Zonguldak Belediye Başkan Adayı" olduğu net ve kesin bir dille yazıldı!
Amla bizdeki bilgiler, net ve kesin bir şekilde aday yapılmayacağı yönünde!
Hele bu hareketlerinden sonra "Devrek Belediye Başkan Adayı" bile yapılmayabilir!
Zonguldak’ta demlik kafalıların ve lastik kafalıların gazıyla Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan’ın kuyusunu kazmaya çalışmak, eski bir milletvekiline hiç yakışmadı!
Devrek Belediye Başkanlığı seçiminde, "AK Parti Belediye Başkan Adayı Sezai Bükrü seçimi kaybetsin" diye MHP’den aday çıkartıp, ona destek verdi!
Sezai Bükrü’ye seçimi kaybettiren ve yaptığı bu yanlışını, 25 Kasım 2022 tarihinde "Şehir Buluşmaları" etkinliğinde AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’ın katıldığı toplantıda itiraf eden Özcan Ulupınar, şimdi nasıl Zonguldak Belediye Başkanlığı'nı istiyor?
Zonguldak olmazsa, Devrek Belediye Başkanlığı'nı düşünüyor?
Ama ben, Zonguldak’ta AK Parti yöneticilerine aylar önce söyledim...
“Özcan Ulupınar’ın işe ihtiyacı var! Özcan Ulupınar’a, Ankara’da bir iş bulun” dedim.
Onlar, işi ağırdan aldılar!
Özcan Ulupınar, şimdi bunun intikamını alıyor!
“Siz misiniz bana Ankara’da iş ayarlamayan? Ben de Zonguldak’ta size iş olurum!” diyor!
Özcan Ulupınar’ın, Ankara’da sürekli Muammer Avcı ile görüştüğünü biliyoruz!
Muammer Avcı, bırakın belediye başkan adayı belirlemeyi, ağız ve dişteki odacı kadrosunu zor belirliyor!
Ereğli’de görevden aldırdığı vekil ilçe müdürü, aynı göreve asaleten atandı!
Özcan Ulupınar’ın, Muammer Avcı’dan medet umması, denize düşen birinin yılana sarılmasına benziyor!
Siyaset merdivenlerini bu kadar hızlı çıkan birinin, çıkış hızından daha hızlı bir şekilde inişine tanık oluyoruz!
Bu toprağın insanının böyle bir acze düşmesi, beni derinden yaralıyor!
Mesela, Nejdet Tıskaoğlu’nun düştüğü durum için üzülmüyoruz!
Çünkü o, bizim bildiğimiz kıvırcıklardan değil!
Hatta tam bir kıvırcık bile değil!
Özcan Ulupınar’a diyoruz ki...
Yiğit düştüğü yerden kalkmalıydı!
Gidip Devrek’ten aday olmalıydı!
Sezai Bükrü’ye yaptığı ihanetle yüzleşmeliydi!
Bakın, bundan sonra daha neler olacak?
Özcan Ulupınar "Zonguldak Belediye Başkan Adayı" olamayacak!
Sonra daha başka şeyler olacak!
Yine partiye zarar verecek!
Zonguldak’ta partiye zarar veren kerameti kendinden menkul demlik kafalılar ile hareket edecek!
Keşke, böyle yapmasaydın Özcan Ulupınar!
Keşke, dost sözü dinleseydin!
Yenge de ‘kaçak’ yaptı!
Adama sormuşlar...
"Adam" dediysek "nüfus kağıdı mavi" diye!
Anlayın işte!
“Eşinden neden ayrı yaşıyorsun?”
“Kredime kefil olmadı, ben de kızdım” demiş!
Ama gerçek öyle değil tabi!
Meğer adam, sürekli "kaçak" yaparken, kadın da "kaçak" yapmış!
Ve yakalanmış!
Gerçi adam da "kaçak" yaparken yakalandı!
Ona da bir şey olmadı!
O zaman bu yazıyı şöyle bitiriyoruz...
Eşini başkasıyla yakalayan adamın, “Kredime kefil olmadı, o yüzden ayrı yaşıyoruz” dediği kentin adıdır Zonguldak!
Rödevansçı, kaçakçı, depocu...
İki kadın, bir kafede oturup konuşuyorlar...
İkisinin de kömürcü sevgilisi var!
Biri, diğerine diyor ki:
“Benimkinin sahası var!”
Öbürü de:
“Benim ki, sizin sahada çalışıyor!”
Rödevanslı sahada çalışan adamın muhtemelen ocağı kaçak!
Ama sevgilisi, rödevansçınınkinden daha güzel!
Ama rödevansçının sevgilisi, kaçak ocakçının sevgilisine hava atıyor!
Masaya bir kadın daha geliyor!
“Benim ki depocu!” diyor!
Bu, çok daha güzel bir kadın!
Daha havalı bir kadın!
Hikayenin devamı var!
Bugünlük bu kadar!
Aile şirketi...
Zonguldak, kömürcü kardeşlerin hikayelerine alışmıştı!
Bu kömürcü kardeşlerin dördü-beşi, aynı kadınla birlikte oluyorlardı!
Sonra yeğenler de aynı kadınlarla beraber oluyordu!
Bunlara alışmıştık!
Şimdi yeni bir hikaye var!
İki genç kömürcü, bir kadınla beraber!
Ama olay şöyle...
Önce küçük kardeş, kadınla birlikte oluyor!
O ayrılınca, ağabey kadınla birlikte oluyor!
Yıllar önce çok önemli bir devlet görevlisi, “Aile olmak için ahlaklı olmak gerekir” demişti.
Yani, "Ahlaklı olmadan aile olunmaz, aile şirketi kurulmaz” demek istedi!
Ama bunlar, acayip bir şirket olmuşlar!
Birbirlerinin aracına biniyorlar!
Sevgililerine biniyorlar!
Resmen aile şirketi!
İnşallah, bindikleri başka şeyleri karıştırmazlar!