Hayatta burnumuzdan kıl aldırmaz, "En iyi ben bilirim" deriz ya hani!
Zaten ne kaybedersek bu yüzden kaybederiz.
Bencil bir toplumun içinde, insan en fazla bencilleşme yeteneğini geliştirebilir.
Oysa ´önce insan´ olabilmenin temelinde paylaşımın adaletine inanmak yatıyor.
Adalete inanmayan insan uygulayamaz.
Adalet istemek için önce adaletli olacaksınız.
Sadece istemekle olmaz.
İstemek için çalışacaksınız.
Memleketin en esaslı sorunu bu aslında:
Üretken olamamak.
Azla yetinmek.
İnsan, doğası gereği üretken olmak zorunda.
Çaycuma Süt Ürünleri Sahibi Hüsnü Sami Alpan´ın Rotary Kulübü&[#]8217;nün davetinde üniversite öğrencilerine söylediği o sözü hatırlıyorum hep: "Üreten insan, paylaşan insandır. Üretmeyen, paylaşmayı sevmez."
Zonguldak´ın da temel sorunu bu zaten.
İnsanlar üretmiyor.
Üretmeyince de paylaşmıyor.
İnsanlar genelde laf üretiyor; bu nedenle de dedikodu paylaşıyor.
İnsanı bayağılaştıran, aşağılaştıran bu tutum ve davranışlardan uzak durmak için hepimiz çaba göstermeliyiz.
İşte değişim, dönüşüm bu nedenle önemli.
İş bu safhaya gelince aradan döneklerin de çıkması çok kabul edilebilir bir durum değil.
Her değişim sürecinin önemli dönekleri vardır.
Niye döndüğünü saklayan ve mantıksız mazeretler üreten insanlar çok aramızda.
Bu ikisini karıştırmamak lazım.
Hepimizin işinde, sosyal hayatında, ticari hayatında, meslekli bakışında değişime ve gelişime ihtiyacı var.
Her şeyin en iyisini bildiğini savunanlar, burnundan kıl aldırmayanlar, başkalarını küçümseme hastalığından kurtulamayanlar, gelişmelere ayak uyduramayanlar.
Mesela bizler.
Çok önemli bir iş yapıyoruz.
Bizim için sıradan olduğu için günlük koşuşturma içinde pek fark edemiyoruz.
Tarihe notlar düşünüyoruz.
Bu yüzden daha fazla okuyup gelişmelerden daha fazla haberdar olmamız lazım.
Haber izlemeyen, gazete okumayan, ülkesinden ve memleketinden bihaber toplumun sorumsuzluğu bir gün elektrik, su olarak döner.
[*] [*] [*]
Üretken olmanın birinci yolu kendini sorumlu hissetmek.
İkinci yolu çalışmak ve çalışan, üreten herkese saygı duymak.
Üçüncüsü paylaşmaktan korkmamak ve paylaşabilmeyi bilmek.
Dördüncüsü bütün bunların ötesinde özeleştiride bulunabilmek.
Zonguldak´ta yaşayanlar, bunları sağlıklı olarak yapmak zorunda.
Biz yazarız, siz okursunuz.
Siz översiniz, biz kasılırız.
Gerisi hava cıva!
Hangi siyasi parti, kadına ne kadar önem veriyor? Kadınların siyasetten beklentileri neler? Hangi örgütler kadına daha fazla önem veriyor? Kadınların siyasette yükselme şansı ne? Yerel yönetimlerin kadınlara bakışı nasıl? Partilerin kadın kolları başkanları ne düşünüyor?
Pusula bunların hepsini sorgulayan bir süreç başlattı.
Aralıksız devam edecek tartışmanın ilk yerel ve genel seçimlerde etkili olacağını düşünüyoruz.
Erkek egemenliğinin yer aldığı manşetleri kadınların sessiz çığlıklarının duyulması için açıyoruz.
Tartışmaya açtığımız konuda herkes fikirlerini açıklayabilir, çalışmalarını anlatabilir.
Partilerin kadınlara ne kadar önem verdiklerini birlikte görüp tartışalım.
Bu konuda kadınların sessiz kalmamasını bekliyoruz.
Söz sırası kadınlarda.
Zonguldak Belediye Başkanlığı´nı yüzde 10 farkla Secaattin Gonca´dan geri alan İsmail Eşref´in genel seçimler sürecinde yapacakları çok önemli.
Farklı noktalardan mırıldanmalar çoktan başladı. Mesela mahalle muhtarları.
Gonca´nın yükselen ses tonu karşısında Eşref´e yönelen muhtarlar, şimdilerde konuşmaya başladı.
Başkan Eşref´in bunlardan ne kadar haberi var bilemiyorum.
Muhtarların konuştuğu yerde halk zaten konuşur.
Başkan Eşref ilk genel seçimde Milletvekili Adayı olabilir.
Olmayabilir de.
Her iki durumda da yapacağı hizmetler, atacağı adımlar partisini direk etkiler.
Eşref´in gaz pedalına basıp vites yükseltmesi gerekir.
Dokuz ay geride kaldı.