Bazen, gerçekten ne kadar acayip bir ülke olduğumuzu daha iyi anlıyoruz.
Altını nasıl
doldurursak dolduralım.
Üstünü nasıl
doldurursak dolduralım.
Her anlamda
acayibiz.
Ve yaşadığımız
her acayipliğimizi tarif edemeden yeni ve acayip şeylerle karşı karşıya
kalıyoruz.
En basit
olaylarda bile böyleyiz.
Büyük
felaketlerde de.
Ve son olarak,
darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan manzarada da böyleyiz.
Ve bir başka
acayipliğimiz daha var.
O da, her acayip
gerçek karşısında bir o kadar acayip şekilde sulandırabilme potansiyelimiz.
Mübarek konular
her ne hikmetse sulandırıldıkça sulandırılıyor.
Üstüne de altına
da su koysanız yetmiyor.
Ve yine bir başka
acayipliğimiz; gerçeğin peşinden gitme adına sorma, sorgulama, çelişkileri
mukayese etmekten öte bize ne satılıyor, veya biz neye inanmak istiyorsak ona
kolayca inanabilme kapasitemiz.
Bu nedenlerden
dolayı sapla samanın birbirine karıştığı, kurunun yanında yaşın da yandığı bir
ülkedeyiz.
[*] [*] [*] [*]
Darbe girişimi
oldu.
Ülke tarifsiz bir
ateşin kapısından döndü.
Şimdilik
Meğer FETÖ
hakkında ne dertli insanlar varmış.
Kimi gerçekten
mağdur, kimi de modaya uymuş.
Bir de;
aralarında paçayı kurtarmak adına FETÖye lanet okuyanlar var.
Şaşmamak mümkün
değil.
FETÖnün
getirdiği tehditlerin bu kadar bilindiği bir ülkede, bu millet nasıl olmuş da
uyumuş?
Nasıl olmuş da
uyutulmuş?
Bugün bülbül gibi
şakıyanlar, ne olmuş da bugüne kadar tek çift laf edememiş?
Siyasetten
bürokrasiye her alanda nasıl bir korku imparatorluğu veya sistemden faydalanma,
sisteme entegre olamama endişesi yaratılmış ki, bugün her köşeden bağıranlar
FETÖyü görememiş.
Görmek istememiş.
Nasıl olmuş da
Atatürkün adından rahatsız olanlar, bugün Atatürke sıkı sıkı sarılma ihtiyacı
hissetmiş?
[*] [*] [*] [*]
Şaşmamak mümkün
değil.
Bir yerde bir
ihbar varsa devlet onu dikkate alır.
Yangın var
dersiniz, itfaiye gider.
Kaza var
dersiniz, trafik polisi gider.
Cinayet var
dersiniz, polis gider.
Hasta var
dersiniz, ambulans gider.
Haber var
dersiniz, gazeteci gider.
Yani orada
gerçekten bu ihbarda belirtilenler var mı yok mu diye bakmaz.
Hepsi giderler.
Varsa gereğini
yaparlar.
Ama bu ülkede
bunca önemli isim FETÖ var dediği halde, oraya gidilmemiş.
İnlerine
girilmemiş.
[*] [*] [*] [*]
Kimin işine
geliyorsa FETÖyü kullanmış.
FETÖ de onları
kullanmış.
Aslında her şey
gönül rızasıyla olmuş.
Bazen gerçekten
anlamak mümkün değil.
Sisteme, siyasete
entegre edilmiş bir suç örgütü aslında göz göre göre korunmuş, tehditlerine
boyun eğilmiş.
Eski Ankara
Emniyet Müdürü Cevdet Saral ile çekildiği kızaktan 15 yıl sonra Zonguldak
Emniyet Müdürlüğü görevine atanan eski Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Osman
Akın hazırladıkları rapor dikkate alınsa bu iş buralara gelmezmiş.
Yıllar içinde
Uğur Mumcu, Necip Hablemitoğlu, Nurettin Veren, Hanefi Avcı, Nedim Şener, Soner
Yalçın ve daha pek çok ismin yazdıklarına kulak tıkayan, inanmayan veya
maksatlı yazıldığını düşünen, karşısında duran kim varsa bugün bir numaralı
Gülen düşmanı.
Daha fazlası var.
Yargıda, Emniyette
ve diğer kurumlarda; FETÖnün yaptıklarını ve yapacaklarını haber verdiği halde
dinlenmeyen ve ceza almalarına neden olan veya onların aldıkları cezalara,
sürgünlere alkış tutanlar kimlerse yatacak yerleri yok.
[*] [*] [*] [*]
Bir taraftan FETÖ
ile mücadele edilirken, alanlardan mesajlar verilirken; diğer yandan hala işin
özünü, bundan sonrasında neler yaşanabileceğini görememiş, görmek istemeyen ve
en kötüsü de sorgulamayan, sorgulamak istemeyen kesimlerin freni patlamış tır
gibi gittiğini görüyoruz.
Geçmişte FETÖ
karşısında susup bugün bas bas bağıranlardan acaba kaçı darbenin başarılı
olması durumunda alanlara, TVlere, gazetelere çıkıp konuşacak, kaçı
darbecilerin karşısında dimdik durabilecekti.
Hemen söyleyelim.
Bugün o alanlarda
gördüklerimizin pek çoğu, muhalefet kanadında yer alanların büyük çoğunluğu;
Darbe iyi olmadı ama fena da olmadı. En azından AKPden kurtulduk diyecek
kadar alçalacaktı.
Bir kesim, içine
saklanmış Amerikayı görmek istemeden; Ne büyük adam bu Fethullah Gülen. Ne
mübarek insan, bizi bu iktidardan kurtardı ya yeter diyecekti.
Ve iktidar içinde
bugün siyaset yapan pek çok kişi siyasi ikbal, hırs ve çıkarlarını koruyabilmek
adına; Biz zaten yurt, okul, kurban için para vermiştik diyerek çıkaracakları
makbuzlarla yeni dönemden rol kapmaya çalışacaktı.
O güne kadar
çocuklarını cemaat okullarına yazdırmış olanlar rahat olacaktı, yazdırmamış
olanlar da birbiriyle yarışacaktı.
Mesela Amerikaya
el öpmeye gidenler öncelikli olacaktı.
Kabul edelim;
hepimiz biraz suçluyuz.
Yani bunca yanar
dönerin olduğu bir toplumdan başka ne bekleyebiliriz ki?
[*] [*] [*] [*]
Eski
Başbakanlardan Mesut Yılmaz ne demiş, Cevdet Saral ile Osman Akın hazırladığı
rapor için; Sakın ha! Ecevit bu Cemaat'e meftûndur, böyle bir çalışma
yaptığınızı duyarsa hükümeti yıkar."
Sonra ne oldu?
Gördük 15 Temmuz
gecesini.
Gerçi her ne
kadar ülkenin karşı karşıya kaldığı vahameti anlamayan, hala anlamak
istemeyenler olsa da onlara da rahatlık batıyor olsa gerek!
Devlet
adamlığının gücü böyle dönemlerde gösterilen kararlılıktan geliyor.
Bugün pek çok
kesimin siyasetini desteklemediği Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın FETÖ
konusunda hatalarını kabul ederek de olsa verdiği mücadeledeki kararlığına
sahip çıkılmasının nedeni işte burada yatıyor.
Hayvanları
koruyalım ama; Yılanın başı küçükken ezilir sözü boşa değil.
[*] [*] [*] [*]
Bu saatten sonra
iktidarın atacağı adımlar çok önemli.
Pek çok olayda
toplumu geren siyaset anlayışı yerine daha barışçıl bir dil şart.
Aslında her zaman
şarttı.
Ama hiç olmazsa
iktidar mensupları ve genel merkez yönetimi de bundan dersler çıkarmak zorunda.
Bürokrasi,
siyaset, Emniyet, Mit, STKlar ve biz gazeteciler dersler çıkarmak zorundayız.
Yıllardır FETÖ,
FETÖ dedikleri için dışlanan, hor görülen, yok sayılan kimler varsa bu toplum
olarak hepsine özür borcumuz var.
Keşke bir özürle
herşey düzelse ama giden canların, yaşanan mağduriyetlerin, akan gözyaşlarının
hesabını vermek mümkün mü?
[*] [*] [*] [*]
Aydınlık,
yıllardır çok önemli şeyler söyler.
Ve bazı
manşetlerin çok saçma olduğunu düşünürüz.
Ama gördük ki pek
çoğu yine çıktı.
ABD/FETÖ darbe
girişiminin başarısızlığa uğramasından sonra sosyal medyada 14 Ağustosu bekleyin mesajı yayıldı.
Aydınlık'ın
ulaştığı bilgiye göre; 15 Temmuz'dan başarısız çıkan FETÖ, ikinci bir girişim
için siyasi ayağını devreye sokacak. Bu girişim için de
AKPnin kuruluş yıldönümü olan 14 Ağustos gününü seçecek. Plana göre; Abdullah
Güle yakın milletvekilleri ile parti içinde kendini gizleyen 40'ın üzerinde
milletvekili AKP'den istifa edecek.
Haberde diyor ki:
Planlanan
iç darbenin liderlerinden birinin Abdullah Gül olduğu öne sürüldü. Toplu
istifayla hükümeti zora sokmayı hedefleyen plandan Tayyip Erdoğan'ın haberdar
olduğu da öğrenildi. Öte yandan; Abdullah Gül ve Bülent Arınçın yakın
çevresine Üstümüze
geliyorlar, bu işten başımız yanacak dediği ifade edildi.
[*] [*] [*] [*]
15 Temmuzda ortaya çıkan
manzaralardan sonra kabul edelim ki bu ülkede her şey mümkün.
Kaldı ki, böyle bir şey mümkün
olsa; bugün darbe karşıtı eylemlerde boy gösterenlerden kimlerin yeni oluşuma
destek için aynı alanlarda olacağını varın siz hesaplayın!