Valimiz Sayın Erol Ayyıldız, Yeni Adım ve Zirve gazetelerine konuşmuş. Ve demiş ki:
"Kent Konseyi´ndeki arkadaşlar gelip bana da sormadılar, &[#]8216;buraya ne yapalım?&[#]8217; diye. Arkadaşlar bana gelip, ´Sayın Valim, siz işi biliyorsunuz. Mahalli İdareler&[#]8217;den geldiniz, ne yapalım?´ diye sorsalardı, iyi olurdu."
Bu kadar mı?
Hayır, dahası var:
&[#]8220;Benim elimdeki güç kimsede yok. Niye, üniversite benim elimde, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü benim elimde, belediyenin imkânları benim elimde. Nedense benden bu gücü kullanma anlamında talep olduğunu zannetmiyoruz. Bu güç kimsede yok.&[#]8221;
Ben bu sözleri bir iletişim kazası olarak yorumluyorum.
Çünkü, &[#]8220;&[#]8216;Sayın Valim, siz işi biliyorsunuz. Mahalli İdareler&[#]8217;den geldiniz, ne yapalım?´ diye sorsalardı, iyi olurdu" sözü çok iddialı bir söz.
Bir Vali, her şeyi de bilmez ki.
Aslında Vali Bey, herkese sorumluluk alanlarına göre sormalı, doğruyu bulmalı.
&[#]8220;Ben biliyorum, bana sorun&[#]8221; demek, çok şık bir düşünce olmasa gerek.
Hele, &[#]8220;Benim elimdeki güç kimsede yok&[#]8221; hiç şık değil.
&[#]8220;Benim elimdeki güç kimsede yok. Niye, üniversite benim elimde, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü benim elimde, belediyenin imkânları benim elimde&[#]8221; diyen Vali, geçen kış yaşadığımız sorunları biliyor.
Bir kar yağdı, şehirde hayat durdu.
Belediyenin gücü sizin elindeyse, niye müdahale etmediniz?
Kar yağışı nedeniyle okulların tatil konusu hep son dakikaya kaldığı için çocuklarımız yollarda perişan olmuştu.
Oysa daha önce hiç böyle sorunlar yaşanmamıştı bu kentte.
Hem Valilerimiz de, Mahalli İdareler Genel Müdür Yardımcılığı&[#]8217;ndan da gelmemişti.
Valimiz Sayın Erol Ayyıldız, dün iki gazetede çıkan açıklamalarını bir daha okursa, nerede hata yaptığını çok daha iyi görecektir.
Basına kızmak, topu basına atmak kolay...
İletişimde bir kural vardır:
&[#]8220;Sizin ne dediğiniz önemli değil. Karşınızdakinin ne anladığı önemlidir.&[#]8221;
Kıssadan Hisse: Yalnız Adam ve Kırlangıç&[#]8230;
Karlı bir kış günüymüş... Yağan kardan üşümüş küçük kırlangıç, yalnız bir adamın penceresinin dışına gelip gagasıyla camı tıkırdatmış, adeta adamın onun içeri girmesine müsaade etmesini istemiş. Yalnız adam bu isteği görmüş, "Olmaz, alamam, git başımdan" der gibi kuşu kovalamış, sonra da kendi kendine söylenmiş:
"Hıh, camı tıkırdatmakla kendisini içeri alacağımı mı sanıyor acaba..?"
Gecenin ilerleyen saatlerinde canı sıkılmış, rüzgar ve soğuk arttıkça, yalnız adamı daha başka düşünceler sarmış, kırlangıcın arkadaşlığını geri tepmekten biraz pişmanlık duymuş...
"Keşke kuşu içeri alsaydım. Ona biraz yiyecek verirdim. Minik kuş oradan oraya uçar, neşeli sesler çıkartır, cıvıldar, yalnızlığımı paylaşırdı" demiş.
Ertesi sabah ilk iş pencereyi açıp, etrafına bakınmış adam, &[#]8220;belki kırlangıç oralarda bir yerlerde olabilir&[#]8221; diye düşünmüş. Ama görememiş zavallı kırlangıcı... Uzun kış geçmiş, yine yaz gelmiş... Etrafta kırlangıçlar, cıvıldayarak uçmaya başlayınca; yalnız adam, heyecanla camını sonuna kadaraçıp kuşu beklemiş... Ama hiç gelen olmamış.
Onun hevesle havada uçan kuşlara baktığını gören komşusu hikayeyi öğrenince, hafif buruk bir sesle, "Sevgili komşum, anlaşılan sen kırlangıçların sadece 6 aylık bir ömürleri olduğunu bilmiyordun?" demiş. Bunu işiten yalnız adam çok üzülmüş, ama üzülmek için de artık geç kaldığını anlamış...
[*][*][*][*]
Dikkatli olun... Farkında olun...
Kendinize bir sorun... Acaba, siz kaç kırlangıç kovaladınız? Hiç geri çevirmediniz mi bugüne kadar size sunulan bir dostluğu?
Hayatta bazı fırsatlar vardır ki, sadece bir kez karşımıza çıkar, değerini bilemezsek kaçıp giderler. Ve asla geri gelmezler....
(Alıntıdır)
Günün Sözü:
Hiçbir iyilik sahtelikle bir arada gitmez; doğru hiçbir zaman yanlışa yer vermez. Kendini olduğundan fazla göstermek de, çoğu kez gururdan değil budalalıktandır.
Aristoteles