Zonguldak Barosu, dönem dönem sancılar yaşamış ve temsil pozisyonundan çıkamadığı dönemler olmuştu.
İbrahim Kerem Ertem iki dönemdir Baro Başkanı.
Dönem sınırlaması geçtiğimiz yıllarda kaldırılmıştı.
Ertem, Baro´nun asli işlerinin yanında kente, sosyal ve psikolojik yaşama dair kafa yoran, projeler üretme çabası içinde olan bir isim oldu.
Baro´nun diğer yöneticileri ve sekretaryasında görev alan isimlerle bu bağlamda güzel işlere imza attılar.
Bunun karşılığı olsa gerek Ertem hafta sonu yapılacak seçimlerde tek aday görünüyor.
Dün konuştuk.
Birisi Baro binası olmak üzere güzel projeleri var.
Kentin sosyal ve suç dosyasına yönelik önemli çalışmaları olmuştu.
Bu projelerin daha fazlası yapılacak.
Ekibinde yer alacak isimlerle birlikte başaracağına inanıyoruz.
Hukukçuların bu kentin yaşamına dair söyleyecekleri olmalı.
Onları sadece siyaset vitrininde görmek istemiyoruz.
İnsanların ceza ve savunma cenderesine sıkıştırıldığı zamanlarda değil, farklı zamanlarda da görmek istiyoruz.
Onları farklı, yerel ve genel olguların ortasında daha aktif şekilde görmek istiyoruz.
Kentin kültürel ve politik yaşamında daha fazla görmek istiyoruz.
Mesela kentin suç haritasına bakıldığında onlara çok ihtiyaç olduğu açıkça görülüyor.
Toplumun, eğitimden sosyal statüsünü zenginleştirmesine, demokratik zenginliğinin korunmasından şeffaflaşmasına kadar her alanda olmaları bu kentin sorunlarını tartışılıp çözümlenmesinde etkili olacaktır.
Çok sayıda genç avukat var.
Bu çağrımızın en önemli muhatapları yine onlar.
Böylesine kötü yönetilen bir kentte çok fazla ortaya çıkmak istemeyebilirler.
Küstürülenler arasında hukukçular da var.
Bu durum bir ölçüye kadar anlaşılabilir.
Ancak bilinen bir gerçek var ki, bu kentte yeni şeyler onlarsız olmaz.
Son yıllarda siyasi partilerin yerel yönetimlerinde pek fazla hukukçunun bulunmayışı, bu kentin zafiyetlerinden biri olarak görülmeli.
Baro´nun yeni yönetiminin ortaya koyacağı kurumsal kararlılık ve işlevlik genç avukatları kentin sakini değil, sahibi olarak katılımcılığa daha fazla teşvik edecektir.
Baro´nun yeni ekibini şimdiden kutluyoruz.
Güzel şeyler!
Okurlarımızdan bazıları diyor ki.
"Yok mu yazacak güzel şeyler.
İçimiz kararıyor bu Zonguldak´ın sorunlarını okumaktan."
Var.
Hiç olmaz mı?
Ayşe Arman´a teklif götüreceğiz.
Kabul ederse, artık Pusula´da yazacak.
Onun hikayelerini ve kenti yönetenlerle yapacağı renkli, cıvıl cıvıl, dekolteli röportajlarınızı okuyacaksınız.
Etmezse vay halinize!
Otur oturduğun yerde!
Tam güzel şeyler yazacaktım ki yağmur başladı.
Yağmurun ruhunu yazmak isterken elektrikler gitti.
Sonra bir daha...
Bir daha.
Bir saatte tam üç defa...
Sonra telefon geldi.
Kadırga´da yine TIR kalmış..
Camdan baktık, trafik felç.
Sonbahar ile birlikte, "Kadırga´da TIR kalma mevsimi" de başlamış oldu.
Hayırlı olsun.
Kulakları çınlasın Mithatpaşa Tüneli´nin!
Neyse, yine de güzel şeyler yazmaya kararlıyken, bir telefon daha.
Caddeyi sel götürüyor.
Bu kadar yağmura bunlar normal.
Pat peşine Bakkal Nazmi arıyor.
"Lağım patladı. Kadırgadan aşağı ... akıyor" diye isyanlarda.
Gel de yaz şimdi güzel şeyler yaz.
İlahi Nazmi Ağabey, sende ilk defa görmüş gibisine panik yapıyorsun.
Gümrük kavşağındaki mazgallar da tıkalı.
Eee, ortalık koktu tabii.
Biz üst mahallerde her gün görüyoruz.
Caddelerden fırınların önüne aktı yaz boyunca.
Şimdi bu yağmurda karambole gider hiç olmazsa!
Takma!
Bu isyanını duyan bir yönetici falan olur bu kentte.
Alınır, küser sonra.
Sen vatandaşsın.
Otur oturduğun yerde!
Zaman
Ulan zaman!
Kulak ver de, iyi dinle,
Doğduğumdan beri uğraşıyorsun benimle,
Yavaşlayacak yerde, çabuk geçtin,
Hızlanacak yerde, neredeyse durmayı seçtin,
Simdi de yolun sonundaki bu çıkışsız inişte,
Bari arkadan itme!
Gidiyoruz işte!!!
Selam ve sevgilerimle...
Turhan DEMİRTAŞ