Dün gerçekleşen CHP Zonguldak İl Başkanlığı Kongresi oldukça hareketli ve gerilimliydi.

Eski hesaplaşmalar…

Birbirine yönelik suçlamalar…

Partiye yönelik özeleştiriler…

Gerilim, vefa, vefasızlık, hesaplar…

Üç adayın yarıştığı kongrede hesaplaşmaların ve gerginliğin olacağı Çarşamba’dan belliydi…

Öyle ki, herkes bir sonraki adımı hesap ederek, kulislerini gerçekleştirdi.

“Kim haklı, kim haksız”dan ziyade, böylesine potansiyeli olan bir partinin niye iktidar olamadığının fotoğrafı çıktı ortaya...
Sayın Nuredtin Yolcu, konuşmasında özetlediği gibi bu derece kavga eden teşkilat iktidar olacağına inanıyor mu?

Ya da CHP’nin iktidarı için mi, kendi iktidarları için mi siyaset yapılıyor?

Aslında cevabını Sayın Nuredtin Yolcu ve Tarık Coşkun verdi…

Özetle, “pasta küçük olsun, benim olsun” mantığından, “pasta büyüsün, bizim pasta da büyür” mantığına geçilememiş…

O yüzdendir ki CHP, “ana muhalefet” ile yetinmeye devam ediyor.

CHP’nin iktidar için kavgaları, kavgaları bırakması için de “ben” duygusundan kurtulması gerekiyor.

[*] [*] [*] [*]

‘Birilerinin adamı olma’ sözünün şifresi!

CHP’de kongreye yakın, “birilerinin adamı olma” sözü sıkça söylenmişti.

Hatta kongrede de bunun muhabbeti sürekli edildi.

Öncelikle gerçek anlamda İl Başkanının, “birilerinin adamı” olmaması gerektiği fikrine kesinlikle katılıyorum.

Hatta bunun partilerden önce Zonguldak’ın istikbali için de şart olduğunu düşünenlerdenim.

Ama bu sözün şifresi bambaşka…

Asıl niyet; “birilerinin adamı olma” diyerek, “dik durup partiyi iyi yerlere getir” değil, “benim adamım ol…”

Daha da ötesi, “benim kullanamayacağım kişinin adamı olma…”

O yüzden inşallah bir gün; İl Başkanları, hatta Milletvekilleri, “birilerinin adamı” değil, “milletin adamı” olur…

[*] [*] [*] [*]

Sütte leke var, GMİS’te yok!

Yine bir eleştirisel yaklaşımı, düşmanlığa; öneriyi, tavra çevirme hastalığımız devam ediyor.

Genel Maden İşçileri Sendikası’nı Zonguldak Kömürspor’a destek verme adına satılan takvimlerden alıp madenciye hediye etmesi yönündeki yazılarımıza destek de geldi, eleştiri de…

Eleştirileri anlarım da, GMİS’in eksiğini söylerken, TTK’nın kapatılmasına bağlantı kurulmasını anlamak güç.

Hele TTK’nın “sizin gibi düşünenler yüzünden bu hale geldi” gibilerinden eleştiriyi kendime hakaret, bunu yapanları kurtarma operasyonu olarak görürüm.

TTK’yı bu hale getirenlerin siyasetçilerle sendikaların olduğunu sağır sultan bile bilir.

Madene girenlerin siyasetçi ve sendikacılar aracılığıyla yer üstüne çıkarılması, TTK’nın yetkililerinin üretimi artırmak yerine günü geçirmesi…

Sendikacının madenciyi “yolunacak kaz” gibi görmesi ve madenci yararına ve şehirle bütünleşme adına bir şey yapmaması…

GMİS eski Genel Başkanlarından Çetin Altun’un, “Sokakta bize hırsız gibi bakıyorlar” itirafında bulunması hala akıllarda…

Sözün özü; GMİS, bizim için, madenci için çok değerli… Ama GMİS, sütten çıkmış ak kaşık değil!

Eskiden kalan “hırsız” imajını düzeltme adına sosyal projelerde daha çok olması, Zonguldak ve madenciyle daha yakından ilgilenmesi gerekir.

Bu projelerden biri de Zonguldakspor…

GÜNÜN SÖZÜ:

“İki asgari ücretin biri devletten…”

Zonguldak TSO Başkanı Metin Demir

SÖZÜN ÖZÜ:

“Bir suda iki balık kavga ediyorsa, ‘oradan 5 dakika önce bir İngiliz geçmiş’ demektir…”

Kızılderili Atasözü