CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, İl Genel Meclisi’ndeki aritmetiği “vatandaşın iradesi” diye savunurken adeta ders verir gibi konuştu: “Vatandaş kime oy verdiyse onları temsil etsin ister, bu demokrasinin gereğidir” dedi.
Peki aynı CHP’nin Zonguldak’taki pratiği ne?
Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in yakın çevresine, eşinin arkadaşlarının çocuklarına, kendi çocuklarının arkadaşlarına, delege ağalarının evlatlarına, il ve merkez ilçe gençlik kolları başkanlarına kadroları peşkeş çekmesi “demokrasi” mi? Yıllarca yanında çalıştırdığı diplomasız yeğenini belediye şirketinin başına oturtması “halkın iradesi” mi? Bunlar CHP’ye yakışıyor mu?
Daha vahimi var: Harun Yücel’in Tahsin Erdem’e, oğlu Seyithan Erdem’e ve Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya’ya ana-avrat küfürler savurup “Sizi asfalta yatırır severim” diye tehditler savurması CHP’ye yakışıyor mu? Yoksa bu da mı “iç demokrasi”?
Bir diğer skandal: “Çiko Hasan” lakaplı şahsın elinde bıçakla eski Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu’nu Gazipaşa’da kovalaması… Bu görüntüde mi CHP’nin “medeni muhalefet” anlayışı?
CHP, kürsülerden “demokrasi, irade, ahlak” nutukları atarken kendi İl Başkanlığında, belediyesinde ve kadrolarında tam bir akraba-yandaş-partizan kayırmacılığı ve kaba kuvvet kültürü sergiliyor. Vatandaşa “oyunuzu verin, gerisini bize bırakın” diyorlar ama oylarını verdikten sonra ortaya çıkan tabloyu kendi üyeleri ve seçmenleri bile kabul etmiyor.
Zonguldak’ta CHP’nin “yeni” yönetim anlayışı bu: Bir yanda torpil, akraba atamaları, diplomasız yönetici atamaları; diğer yanda küfür, hakaret ve bıçaklı kovalamacalar.
Demokrasi dedikleri buyduysa, Zonguldak bunu hak etmiyor.
Çaycuma’ya yakışıyor mu?
Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde, köklü bir eğitim kurumunun ikinci idarecisi konumundaki bir yöneticinin, kamuoyuna yansıyan görüntüleri ve videoları ilçede günlerdir konuşuluyor. Resimlerde ve paylaşımlarda görülen yaşam tarzı, özellikle öğrencilerle birlikte gerçekleştirilen il dışı okul gezilerinde alkol kullanımına varan davranışlar, eğitim camiasında ve veliler arasında derin bir rahatsızlık yaratmış durumda.
Hassas bir dönemden geçiyoruz. Gençlerin geleceğinin şekillendirildiği, ahlaki ve örnek alınacak tutumların en üst seviyede olması gereken okullarda, idarecilerin özel hayatlarında bile daha dikkatli, daha sorumlu ve daha ölçülü olması gerektiği açıktır. Toplum, özellikle fen liseleri gibi nitelikli eğitim kurumlarından, sadece akademik başarı değil, aynı zamanda karakter ve örnek olma vasfını da beklemektedir.
İlçede herkesin bildiği, fısıltıların sokaklara taştığı bu durum karşısında sessiz kalmak, ne eğitim ne de kamu vicdanı açısından doğru değildir. Yetkililerin, Milli Eğitim’in ve okul idaresinin bu konuya hassasiyetle eğilmesi, gereken incelemeyi yapması elzemdir. Çünkü bir idarecinin tavrı, sadece kendi kişisel tercihi değil, emanet edildiği genç beyinler üzerinde de kalıcı iz bırakan bir referanstır.
Çaycuma, temiz bir eğitim ortamını hak ediyor. Veliler, öğrenciler ve eğitim gönüllüleri, örnek alınacak bir yönetim bekliyor. Uyarı vakti çoktan gelmiştir.