Bazen “haberin bombası” olur.

CHP’den bomba bir haber bekliyoruz.

Geçen ki telefon görüşmemiz sırasında dedim ki:

“Bomba haber geldi.”

Ama yazmak için biraz daha bekleyeceğiz.

Ama asıl bomba bu değil.

Biri çıkıp, “CHP’de canlı bomba var” diye ihbarda bulunursa, aklımıza gelen ilk isim Halil Furat olur.

CHP’de asıl bomba İl Başkanı Halil Furat.

Hem iki ayaklı, hem capcanlı…

İlk günden bu güne, özellikle yerel seçim sürecine dair söyledikleri, yaptığı açıklamalar ve söylemleri arasındaki tutarsızlıklar onu “bomba” yapmaya yetiyor…

Çaba ve iyi niyetten öte bir durum bu olay.

CHP’de süreç işliyor.

Kör-topal işliyor.

Furat’ın yaklaşımları ile bu süreç, çok daha fazla kör ve topal hale geliyor.

Yerel seçimler sürecinde aday adayının nasıl belirleneceği konusunda ortaya konulan tablo; hem partililerin, hem de aday adaylarının kafasını iyice karıştırmış durumda.

Furat, bu durumda kendisini öyle bir duruma getiriyor ki, yaptırmak istediğini yaptıramayan, yaptıramadığı gibi mevcut Belediye Başkanı Muharrem Akdemir dahil tüm aday adaylarının hedefi durumuna düşen canlı hedef.

Furat’ın baştan beri yaptığı açıklamalarına bakarsanız, ne istediğini bilmeyen bir İl Başkanı fotoğrafı çıkıyor ortaya.

Kimi zaman gereksiz konuştuğu için, kimi zaman yetersiz konuştuğu için…

Kimi zaman da haddinden faza ileri konuştuğu için…

Benzer durum Merkez İlçe Başkanı Cemal Şahin için de geçerli.

Düşüncesini beğenirsiniz-beğenmezsiniz, desteklersiniz-desteklemezsiniz, ama Cemal Şahin, ortaya daha kararlı bir tutum koydu.

Harun Akın aday olur ve kazanırsa, Cemal Şahin devam eder, siyasette risk almanın mükafatını görür.

Akın aday olamaz veya olsa da seçimi kazanamaz ise, Şahin’e iyi yolculuklar…

Ama Furat’a göre, gerekçeleriyle birlikte ne istediğini bilen bir anlayış ortaya koyduğu için rahat.

CHP’de anketlerden önde çıkan dört isim var.

Harun Akın, Muharrem Akdemir, Kenan Köktürk ve Bahaddin Arı.

Bu dört isim, MYK’ya geldiğinde Ankara’da yaşananlar dikkat çekici.

Zonguldak heyetinin Genel Başkan Yardımcısı Adnan Keskin’e ortak bir görüş sunamamış olması, aslında dönüm noktalarından biri oldu bu işin.

Furat, kim aday olursa olsun bu süreçten çok daha güçlenen bir İl Başkanı olarak çıkması gerekiyor-du!

Süreçte yaşanan tutarsız çıkışların yansımaları adayın kesinleşmesinin ardından patlak verir.

Ve CHP kendi içinde yaşayacağı tatsızlıkları kontrol altına alamaz, Furat kaçınılmaz gören krizi doğru yönetemez ise, hayalini kurduğu milletvekilliği adaylığını kaybeder.

Bu sürecin sonu oralara kadar gidiyor.

Uzun lafın kısası, yıllardır partisine küsmeden, darılmadan çalışan ve bunun mükafatı olarak da hiç beklemediği bir dönemde İl Başkanlığı koltuğuna oturan Furat, böyle canlı bomba olmaya devam ettiği sürece, yapacağı ilk iş siyasette kendisini imha etmek olur.

Giderken de yanında birkaç kişiyi götürür.

Öyle değil mi Ahmet Kaptan!

Orhan Veli ve su meselesi!

AK Parti Zonguldak Belediye Başkan Adayı Ali Bektaş, “Siyah akar Zonguldak’ın deresi” sözlerini hatırlatarak diyor ki:

“Orhan Veli kusura bakmasın. Bizim zamanımızda o dere artık siyah akmayacak.”

Bektaş’ın şehirleşme adına ne demek istediği aslında belli.

Ancak Bektaş’ın bu sözlerine haklı eleştiriler de var.

“Kozlu’da dere yok muydu? Onu neden yapmadın?” diye soranlar var.

Bektaş’ın DSİ kanalıyla Kozlu Deresi’nin ıslah çalışması tamamlanmış olsaydı, Bektaş’ın bu sözü daha inandırıcı olurdu.

Karbonat tozu siyasette ters teper.

Mesela, su konusunda benzer bir durum var.

Diyor ki Bektaş:

“Vereceksin oyu, içeceksin ucuz suyu?”

Bu söz önemli…

Sahi, Kozlu’da suyun tonu ne kadar?

Vatandaş sorar, “Kozlu’da neden ucuzlatmadın?” diye…

Aynen dere meselesinde olduğu gibi.

Bu söylemlerin bir mantığa oturtulması gerekiyor.

Bektaş’ın unutmaması gereken bir şey var.

Kozlu’nun mahallelerinde değil, Zonguldak’ın mahallelerinde dolaşıyor.

Böylesine söylemleri önemseyerek, oyunun rengini belirlemeye çalışan vatandaş şunu soruyor:

“Nasıl?”

Her aday, “nasıl”ın yanıtını izah etmek zorunda…

Yoksa amaçsız polemikten öteye gitmez bu söylemler.

Palmiye meselesi-2

Taşeron çalışanlarının parasını ödeyemeyen, fakir ve asker aylıklarının üzerine yatan, emeklinin tazminat alacaklarını ödemeyen ve esnafa olan borcunu sallayan Zonguldak Belediyesi’nin palmiyelere harcadığı paranın anlamsızlığını anlatmaya çalıştık.

Muğla Fethiye’den sevgili dostumuz ve okurumuz Hasan Akın, bu konuda görüşlerini paylaşmış…

Diyor ki:

“Karadeniz belediyelerin bu palmiye aşkını anlamış değilim.

Zeki Çakan Bey de sahildeki kordonu yapınca da palmiye dikmişti. Hani nerede palmiyeler? Yerinde yeller esiyor.

Palmiye, ‘ben Karadeniz iklimi bitkisi değilim’ diye bağırıyor, ama sağır olmuş başkanlar, nedense duymuyor.

Yazık değil mi boşa harcanan paralara?..

Palmiye dikeceğine Karadeniz’in bitkisi olan yabani kestane ve çınar ağacı dik de yazın insanlar gölgesinden faydalansın.

Buradaki palmiyelerin kendine faydası yok, ne gölgesi var, ne de görüntüsü güzel.

İkide bir alt yapraklarını temizleyeceksin, bir sürü hizmeti var palmiyenin…

Öyle yazları tatilde görüp heveslenmeyin, biz içersindeyiz palmiyenin...

Hiç de özenilecek bir bitki değil…

Boşuna paranızı harcamayın.”

Özel Level Hastanesi…

Zonguldak kent merkezi, ilk kez ciddi bir özel hastane yatırımı ile tanıştı.

Soğuksu’da açılan Zonguldak Özel Level Hastanesi’ni gezince, bir hastanenin nasıl olabileceğini daha iyi gördük.

Gerek kadrosu, gerekse konfor ve profesyonelliği ile, “Bunlar neden daha önce olmadı?” sorusuna yanıt aradık.

Hastanenin Zonguldak’ta sağlık alanında yaşanan sıkıntılara ciddi bir rahatlama getireceği kesin. Özellikle hem bebekler, hem de büyükler için tam donanımlı yoğun bakım üniteleri başta olmak üzere kolay erişilebilirlik ve kadro dikkat çekici.

Özel hastaneler için tedavi masrafı farkı tartışmalarına karşın pek çok kişinin, “3-5 lira fazla vereyim, insan gibi hizmet alayım” diyeceği bir kurum olmuş.