CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yönelik "aşk" iddiaları partiyi ayağa kaldırdı!
İddiayı ortaya atanların partiden ihracı için düğmeye basıldı!
Parti örgütlerinden basın açıklaması yapılması istendi!
Zonguldak örgütü de toplandı, basın açıklaması yaptı!
Şimdi ben, Zonguldak’ın ilçelerinden birinde yaşanan bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum...
Başrolde, CHP’li bir ilçe belediye başkanı ile bir sivil toplum kuruluşunun başkanı var!
Sivil toplum kuruluşunun başkanı kadın evli!
Ama 15 yıllık bir sevgilisi var!
İlçede belediye başkanlığı el değiştirince, kadın, 15 yıllık sevgilisini bıraktı, belediye başkanı ile birlikte olmaya başladı!
Evli olan sivil toplum kuruluşu başkanının 15 yıllık evli sevgilisi, vefasızlığa dayanamadı!
Bir akşam kadının kapısına dayandı!
Tabi ki kapı açılmadı!
Adam, sevgilisinin evine doğru bağırmaya başladı:
“Açsana kapıyı! Neden açmıyorsun? Biliyorum, yanında başkan var! Sana 15 yılımı verdim! Hayatımı verdim. Paramı verdim. Kalbimi verdim! Beni iki dakikada sattın.”
İlçede yankılanan bu sesler, daha sonra unutuldu gitti!
Ama ilçede her şeye sahip olabileceğini düşünen başkan, fütursuzca çalmaya, belediyede çalışan kadın personelin annesiyle birlikte olmaya başladı!
Balık baştan kokar tabi!
Başkan öyle yapınca; başkan yardımcıları, müdürler, personel de çalmaya başladı!
Başkan yardımcısı, müdür ile ilişki yaşıyor!
Müdür, personel ile ilişki yaşıyor!
Tahsilatçı, esnafla ilişki yaşıyor!
Herkes tuttuğunu öpüyordu!
Seçim ile senedin zamanı çabuk geçti!
Başkan, seçimi kaybetti!
Şimdilerde aynı kadınlar, başka müdürlerle beraber olmaya başlamış!
Hatta bir başkan yardımcısı, türbanlı kadın personel ile beraber olmaya başlamış!
Başkan yardımcısı çok meraklı!
“Başörtüsü başını sıkmıyor mu?” demiş!
Kadın da başkan yardımcısının merakını gidermek için başörtüsünü başkan yardımcısına giydirmiş!
Bir de fotoğrafını çekmiş!
Başörtüsü düşüp kel görününceye kadar sorun yok!
Bu işlerin partisinin olmadığını görüyorsunuz!
CHP’de biraz daha üst düzey oluyor!
İşin ucu Genel Başkana dayanınca "özel hayat" oluyor!
Oysa yerelde neler oluyor?
Mesela, yine bir CHP’li belediye başkanı, işe aldığı kadın personeli makamına çağırmış, akşam görüşmek istediğini söylemiş!
Kadın personel, akşam müsait olmadığını, bir konu varsa şimdi görüşebileceklerini söylemiş!
Başkan, şimdi müsait olmadığını söylemiş!
Kırkından sonra azanı teneşir paklar!
70’inden sonra azanı ne paklar?
CHP’de aktif görevde olan en az 5-6 kişinin, gündemi yerinden oynatacak aşk skandalının içinde olduğunu biliyorum.
Sadece erkekler değil!
Kadınlar da var!
Tehlike anında gaz çıkaranların kenti!
Neden koruma talep ettiğini açıklayamayan belediye başkanlarının yaşadığı kentin adıdır Zonguldak!
Merkez ilçe başkanının her gün Kent Lokantası’nda yemek yediği kentin adıdır Zonguldak!
Nikah şahidi olduğu kadınla evlenen kişinin milletvekilliği yaptığı kentin adıdır Zonguldak!
Delikanlılık iddiasında bulunanların, tehlike anında gaz çıkarttığı kentin adıdır Zonguldak!
"Kentini değil, kendini düşünen" siyasetçilerin seçim kazandığı kentin adıdır Zonguldak!
Kendi çocuğunu torpil ile işe koyan milletvekilinin; haktan, hukuktan, adaletten, liyakatten söz ettiği kentin adıdır Zonguldak!
Pusula gündeme getirdikten sonra, “Bu konuları biz de konuşuyoruz, yazıyoruz” diyenlerin "gazeteciyim" diye gezdikleri kentin adıdır Zonguldak!
İşyerine haciz işlemi uygulandığını duyunca “Ama bir şey bulamadılar ki, alamadılar ki...” diye konuşanların “adamım” diye gezdiği kentin adıdır Zonguldak!
“Kırmızı kart” yediğini yazdığımız milletvekilinin, kırmızı kart yemediğini göstermek için saatlerce bekleyip fotoğraf çektirdiği kentin adıdır Zonguldak!
Eşeğini dövemeyenlerin, semerini dövdükleri kentin adıdır Zonguldak!
Kıssadan Hisse: Cömertlik...
ABD eyaletlerinden birindeki bir restoranda garson kız, öğle yemeği menüsünü, bir adam, karısına ve kız kardeşine uzattı.
Müşteriler, menüye bakmadan önce garsondan maaşlarını alamayınca paraları az olduğu için kendilerine daha ucuz üç yemek teklif etmesini istediler. Birkaç aydır çalıştıkları şirketin yaşadığı mali sıkıntıları da ayrıca belirttiler.
Garson Sarah, uzun düşünmedi. Onlara üç yemek tavsiye etti ve müşteriler hiç tereddüt etmeden "en ucuzu onlarsa..." diye kabul ettiler.
Sarah, her üç siparişi getirdi, yediler, gitmeden önce garsondan hesap istediler.
Sarah, hesap cüzdanında yazdığı bir kağıtla onlara geri döndü:
"Durumunuzu göz önünde bulundurarak hesabınız,ı kişisel hesabımdan ödedim. Ayrıca hediye olarak da benden 100 dolar veriyorum ve en azından sıkıntılı zamanınızda sizin için bunu yapabilirim. Nezaketiniz için teşekkür ederim. Sarah tarafından imzalandı."
Müşteriler restorandan ayrılırken çok mutlu oldular.
Çarpıcı olan şey, Sarah'ın zor maddi durumuna rağmen çiftin yemek faturasını ödemekten son derece mutlu olmasıydı.
Satın almak istediği otomatik çamaşır makinesi için yaklaşık bir yıldır para biriktiriyor ve boşa harcayacağı para, bu hayalindeki aleti satın alma tarihini erteleyecekti.
Ama onu en çok üzen şey, konuyu öğrendiğinde onu azarlayan Sarah'ın en samimi arkadaşıydı.
Çamaşır makinesi almak için herkesten çok ihtiyacı olan paradan kendisini ve çocuğunu mahrum ettiği için davranışlarını kınadı.
Arkadaşının girişimini protesto etmesinden sonra vicdan azabı içine sızmadan önce, annesinden yüksek sesle bir telefon aldı:
"Ne yaptın Sarah?"
Dayanılmaz bir şoktan korkarak alçak, titreyen bir sesle cevap verdi:
"Ben hiçbir şey yapmadım. Ne oldu?"
Annesi cevap verdi:
"Facebook yanıyor, herkes seni övüyor, davranışını övüyor. Sayyed ve eşi, faturayı onlar adına ödedikten sonra mesajınızı Facebook'ta yayınladılar ve birçok kişi tarafından paylaşıldı. Seninle gurur duyuyorum.”
Okuldan bir arkadaşı onu arayıp mesajının tüm dijital sosyal platformlarda viral olduğunu bildirdiğinde annesiyle yaptığı konuşmayı bitirmişti.
Sarah, Facebook hesabını açar açmaz, televizyon yapımcılarından ve haber muhabirlerinden gelen yüzlerce mesaj buldu, imza girişimi hakkında konuşmak üzere kendisiyle buluşmak istedi.
Ertesi gün Sarah, en ünlü ve izlenen Amerikan televizyon programlarından birinin yayınına çıktı. Şovun sunucusu, kendisine çok lüks bir çamaşır makinesi, modern bir televizyon ve on bin dolar teklif etti. Bir elektronik şirketinden beş bin dolarlık bir kupon aldı. Hediyeler 100 bin dolardan fazla tuttu.
Ona sadece birkaç dolara mal olan üç yemek + 100 dolar hayatını değiştirdi.
Hisse: Cömertlik, ihtiyacımız olmayan şeyi vermekle değil, en ihtiyacımız olanı vermekten ibarettir. Asıl yoksulluk, insanlık ve tutumlardır. İyiliğin getirebileceği faydaları asla küçümseme... (Alıntı)
Günün Fıkrası: Ayının adamı...
Köylünün biri, sürekli tarlasına zarar veren ve tarlayı perişan edenin ne olduğu anlamak için bir plan yapar. Bir kuytu köşeye çekilir ve gece-gündüz beklemeye karar verir. Akşam karanlığı yeni çökmüştür ki, bir hışırtı duyar ve dikkat kesilir. Bir de bakar ki, kocaman bir ayı... Tarladaki ekinden koparıyor, kokluyor beğenmediklerini atıyor, beğendiklerini karnını doyuruncaya kadar yiyor. Köylü, çok şaşırıyor ve emin olmak için, bir akşam daha bekliyor. Ertesi akşam yine aynı ayı, aynı şekilde geliyor ve ekinleri koparmaya başlıyor. Köylü dayanamıyor, tüfeğini doğrulttuğu gibi ayı orada vurup öldürüyor. Olay resmi makamlara intikal ediyor... Hakim duruşmada soruyor:
"Evladım! Sen av yasağı olduğunu bilmiyor musun? Bu hayvanlar koruma altında. Nasıl bu hayvanı öldürürsün? Yasalara göre; tutuklanman ve 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılman gerekiyor."
Köylü çok şaşırıp, hakime soruyor:
"Nasıl olur hakim bey? Bu hayvan, benim bütün tarlamı mahvetti. Hatta bana da saldırdı. Ben de onu öldürdüm."
Hakim:
"Vallahi evladım! Bu kanunu ben yazmadım. Bunu meclistekilere soracaksın, ben sadece uyguluyorum."
Köylü, bir kez daha şaşırır ve şöyle der:
"Bu ayının da mecliste adamı varsa, pes doğrusu!"