Şartların insanları nasıl çirkinleştirebildiğini görebiliyoruz.
Yaşadıklarımdan sonuçlar çıkarıyor ve "Ben de mi?" diye soruyorum kendime.
Bende birilerinin gözünde; "Cenazesi bile kılınmayacak adamlar" sınıfına girebilir miyim?
Bu bir terfi midir?
Ben bu sınıfa terfi edebilir miyim?
Bir insanın cenaze namazının bile kabul görmediği haller nelerdir?
Bunca karmaşa, gürültü arasında kimler gerçekten helallik almayı hak etmiyor.
Allah katında böyle bir şey yapma hakkımız var mı?
Cenazeler de insanların nasıl mırıldandığını görebiliriz bazen.
Yüreklerindeki ve dudaklarındaki helalleşmenin altında bir "ama" varsa işte o zaman orada olmamak daha iyi olur sanırım.
Biz böyle cenazelere çok denk geliriz.
Her şeyden önce insan olmanın önemini her defasında yeğleriz.
[*][*][*]
Bu cümleler zaman zaman siyaseten polemik konusu olur.
CHP İl Başkanı Osman Yayla İl Başkanlığı Kongresi öncesi siyasi tansiyonun yükseldiği günlerde bu cümleyi Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık için kullanmıştı.
Siyaseten de olsa ağır bir cümleydi.
Konu kongrede gündeme geldi.
Posbıyık konuşması sırasında Yayla için; "Gerçi Osman Yayla benim için cenaze namazı kılınmaz fetvası verdi" dedi.
Yayla´da sözlerini düzeltmeye, bunun siyasi bir söylem olduğunu vurgulayarak durumu kurtarmaya çalıştı.
Esasında Yayla böylesine nefret dolu bir adam değildir ama siyaset onu da bu duruma düşürebiliyor.
Kaldı ki pişmanlığını da gözlemledik.
Bu sözler siyaseten de olsa kalp kırıcı.
Bu yüzden siyasilerin çok daha fazla dikkat etmesi gerekiyor.
Ama konumuz ne Posbıyık, ne de Yayla.
Konumuz gerçekten namazı kılınmayacak olanlar!
[*][*][*]
Gerçekten namazı kılınmayacak adamlar var mıdır?
Olmaması mümkün mü!
Ve ne yazık ki galiba bu sayı hızla artıyor.
Memleketin havasından mı, suyundan mı bilmiyorum.
Genetik dokular ne kadar inat etse de hayatın acımasızlıkları, gerçekler, yaşananlar, inişler, çıkışlar, acılar, tatlılar insanları biraz olsun olgunlaştırabilmeli.
Yedisi ile 70´i arasında geçen 63 yılda insanlar, insanlıktan, hoşgörüden, dürüstlükten, doğruluktan nasibini alabilmeli.
Ama öyle mi?
Maalesef öyle değil?
Nefretler durup dururken büyümez.
İnsan ne kadar affedici de olsa çevresinde namazı kılınmayacak kadar adileşen insanların sayısı artıyor.
Onların cenazesinde yapacağınız helalleşme zaten göstermelik olur.
Bu yüzden hiç gitmemek daha iyi.
Hazır bir daha orada günaha girmeye gerek yok!
[*][*][*]
Cenazesi kılınmayacak adamlar aramızda dolaşıyor.
Bırakalım onlar da çeşit olsun.
Her kötü insanın iyi bir tarafı elbet vardır.
İnsanlar ölünce nasıl olsa affedilir!
Dün demiştim ki; "Neyimizi gösterelim?"
Konu Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref´in Kültür ve Turizm Müdürü Zekai Kasap´ın taleplerini yanıtlarken sarf ettiği cümledeydi.
Mekanların hijyen, denetim ve müşteri ilişkileri konusunda eksiklikler olduğunu vurgulayan Kasap´ın cümleleri üzerine açılmıştı.
Zonguldak´ın gösterecek çok şeyini görmek isteyen binlerce insan var.
Ankara´dan bir dostumuz bir grup fotoğrafçı ile Zonguldak´a gelmek istediğini söyledi.
"Ona gösterecek bir şeyimiz yok gelmeyin" dedim.
İşin latifesi bir tarafa.
Zonguldak Belediyesi, Esnaf Odaları Birlik Başkanlığı, Kültür ve Turizm Müdürlüğü birlikte bir çalışmayla Ankaralılara Zonguldak´ı çok iyi anlatabilir.
Ankara Zonguldaklılar Derneği bu çabaya katılabilir.
Ama benim tabiî ki böyle bir çalışma yapılmasından ümidim yok.
Yağmurlu günler
Yağmurlar dadandı memlekete.
Her bahar böyle geldi geçti.
Yağmurlar altında salına salına dolaşmayalı yıllar oldu.
Böyle yağmurlarda şehirleri terk etmek gerek.
Şimdiler narin bir ormanda yürüme vakti.
Ama çıkabilene aşk olsun bu kentten.
Camdan bakmakla yetinenler ülkesindeyiz.
Çoluk çocuk demeden,
Bulutlar ülkesinde ıslanmaya muhtacız.