Olayları, yaşananları, baş döndürücü bir hızla izliyoruz.
Acayip
şeyler oluyor.
Adrenalin
çok yüksek.
Tam
Amerikan filmi.
Yok
yok.
Tarihe
şaşkınlık eşliğinde tanıklık ediyoruz.
İki
yılı aşkın zamandır devam eden FETÖ/ PDY soruşturması kapsamının önemli bir
bölümünde Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürü olarak
görev yapan ve darbe girişimi sonrası yapılan tutuklamaların, görevden uzaklaştırmaları
mimarlarından olan Terörle Mücadele Şube Müdürü Barış Pekince de FETÖcü olduğu
iddiasıyla görevden uzaklaştırıldı.
Güler
misin, ağlar mısın?
Elbet
vardır sağlam bir nedeni.
Şaşırıyoruz.
Ve
şaşırdığımız konulardan biri de herkesin yıllardır bildiği gerçeği yeniden
keşfettiğini zanneden ülkenin yaşadığı durum.
[*]
[*] [*] [*]
Al
Jazeeraden sevgili dostum İrfan Bozan önemli bir habere imza attı.
Cemaatin
25 yıllık Emniyet serüveni başlıklı haberinde
Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı olduğu dönemde dönemin Ankara İl
Emniyet Müdürü Cevdet Saral ile birlikte FETÖcüleri rapor eden Zonguldak İl
Emniyet Müdürü Osman Akın hazırladığı o raporun önemi ve yaşananlar
hatırlatılıyor.
Haber
aynen şöyle;
[*]
[*] [*] [*]
Yıl
1991. Aylardan Temmuz. Polis Akademisinin Ankara Anıttepedeki binasının önüne
Saat 24:00de yani gece yarısı sivil bir araç yanaşır. Aracın içinde birkaç ay
önce Emniyet Genel Müdürlüğüne atanan Ünal Erkan ve yardımcısı Ümit Erdal
vardır. Okul nizamiyesindeki nöbetçi, sivil aracı uyarmak için yanaştığında
Emniyet Genel Müdürünü tanır ve hazır ola geçer. Ünal Erkan 1978e kadar Polis
Koleji olarak hizmet veren ve kendisinin de mezun olduğu okulu iyi tanır ve
doğruca kütüphane olarak kullanılan salona gider. Salonda polis akademisinden
mezun olmuş komiser muavini olmanın eşiğindeki öğrenciler ve velileri vardır.
Mezunlar tek tek bir odaya girerek görev yerlerinin belirleneceği torbadan
kuralarını çekmektedir. Ünal Erkan ve yardımcısı kura çekiminin yapıldığı odaya
girer. Bundan sonrasını Ünal Erkan, 2004 yılında Çağın Polis Dergisine verdiği
mülakatta şöyle anlatıyordu:
Yeni
mezunlar içeri tek tek alınıyordu. Başkanın önündeki masanın altındaki
sehpalarda birkaç tane torba bulunuyordu. Her bir torbada istihbarat,
kaçakçılık, trafik gibi birimler için lazım gelen sayıda kura kâğıtları vardı.
Geri kalanlar da ayrı bir torbadaydı. İçeri giren yeni mezun, eğer kayırılacak
eleman ise özel olarak hazırlanmış torbadan kura çekiyordu. Gariban ise yani
herhangi bir kayıranı yoksa masa üstündeki torbadan kura çekiyordu.
[*]
[*] [*] [*]
Ünal
Erkan ve yardımcısı kura çekimine müdahale ederler, durdururlar ve hemen o anda
tutanak tutulur, soruşturma başlar. Soruşturma sonucunda ortaya çıkan gerçek,
mezunların olduğu listede bazı isimlerin işaretli olduğu ve işaretli bu
isimlerin istihbarat, kaçakçılık, personel, Emniyet Genel Müdürlüğü merkezi
gibi kritik yerlerin yazılı olduğu torbadan kura çekmesidir. Ünal Erkanın
talimatıyla müfettişler soruşturma başlatır.
[*]
[*] [*] [*]
İsimleri
işaretli olan bazı öğrenciler soruşturmada, "Biz Karşıyaka Semtinde Fetullah
Gülen Hocanın açtığı Işık Evinde toplanırız. Orada eğitim alırız"
cevabını verir. Ünal Erkan, Karşıyakadaki adrese baskın yaptırır. Söz konusu
evde Fetullah Gülene ait kitaplar, video kasetler ve başka bazı yayınlar
bulunur.
[*]
[*] [*] [*]
Kura
çekiminin o zamanki tanımlamayla Fetullah Hocanın Talebeleri Örgütünün bir
organizasyonu olduğu ortaya çıkar. Soruşturma hem adli hem de idari olarak
devam eder. Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulunun talebi üzerine dönemin
Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı Bazı Emniyet Mensuplarının
İllegal Faaliyetleri başlıklı bir raporu 10 Mart 1992 tarihinde Teftiş Kurulu
Başkanlığına gönderir. Raporda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının demokratik,
laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliklerini değiştirerek yerine şeriat
düzenini getirmeyi amaçlayan illegal Fetullah Hocanın Talebeleri adlı
örgütün, tüm Türkiye genelinde olduğu gibi, Teşkilatımız içinde de
örgütlendiği ifadesine yer veriliyordu. Dört sayfalık raporda örgütün devlete
sızma çalışması içinde olduğu da vurgulanıyordu:
[*]
[*] [*] [*]
Elde
edilen bilgiler doğrultusunda yapılan takip-tarassut ve tahkikatlarda, Ankara
Polis Koleji öğrencilerinin %50sine yakın bir kesimi ile çeşitli şekillerde
temas kuran örgüt elemanları, kendilerine yakın olarak üzerindeki ajitasyon
çalışmalarını sistemli olarak yürütmektedirler. Örgütün yapılanmadaki temel
stratejisine bağlı olarak, devlet dairelerinin önemli yerlerine yerleşme
planını, en tabandan uygulamaya koymaları teşkilatımızda da gözlenmektedir.
Gelecekte Emniyet Teşkilatının bürokratlarını oluşturacak Polis Koleji
öğrencileri için, koleje seçimden itibaren her aşamada sistematik bir
çalışmanın yürütüldüğü görülmektedir.
[*]
[*] [*] [*]
Raporda
örgütün Polis Koleji ve Akademisi sorumlularının isimleri, adresleri, buluşma
mekânları ve en önemlisi Türkiyenin adını 2000li yıllarda Gülen Cemaatinin
Emniyet İmamı olarak duyacağı Kemalettin Özdemirin işyeri adresi ve görevi
ayrıntılı olarak yazıyordu. Raporun son cümlesi her türlü takip ve tarassut
(dikkatle gözleme) devam edilmektedir diye bitiyordu.
[*]
[*] [*] [*]
10
Mart 1992 tarihli İstihbarat Daire Başkanlığı'nın "Bazı Emniyet Mensuplarının
illegal faaliyetleri" başlıklı raporu
Emniyet
içindeki idari soruşturma 1992nin Haziran ayında sonuçlandı. 10 ay süren
soruşturma sonucunda Polis Akademisi Başkan Yardımcısı Emniyet Müdürü Hasan
Basri Ergül, Akademi Sınıflar Amiri Ali Bilkay ile Emniyet Genel Müdürlüğü
Personel Daire Başkanlığı Atama Şubesi Görevlisi Komiser Talip Özdemir görevi
kötüye kullanma ve kura ile atamada usulsüzlük suçlarından polislikten
atıldılar. İki polise ise 24 ay tenzil-i kıdem cezası verildi. Atılma
gerekçesinde istihbarat raporlarında geçen Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının
demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti niteliklerini değiştirerek yerine
şeriat düzenini getirmeyi amaçlayan illegal "Fetullah Hocanın talebeleri
örgütü üyeliği gibi bir ifade yoktu.
[*]
[*] [*] [*]
Mahkeme
kararı ile dönen Ali Bilkay 2011-2014 yılları arasında İzmir Emniyet Müdürlüğü
yaptı.
Meslekten
çıkarılan üç isim Ünal Erkan ve yardımcısının ellerinde hileli torba yakaladığı
isimlerdi. Bu isimler İdare Mahkemelerine açtıkları davanın ardından tekrar
Emniyet Genel Müdürlüğüne döndüler. Göreve dönen isimlerden Ali Bilkay bu
isimlerden en dikkat çekici olanı. Emniyet içinde farklı görevler yapmasının
ardından 2011 yılında İzmire Emniyet Müdürü olarak atandı. Görev süresince
İzmirde kumpas davası olduğu ortaya çıkan Askeri Casusluk Operasyonları
yapıldı. 2014 yılında görevden alındı, 9 Kasım 2015 tarihinde Paralel Yapı ve
Askeri Casusluk Kumpası Davasından tutuklandı. 24 Haziran 2016da tahliye
edildi.
[*]
[*] [*] [*]
Emniyet
İstihbarat Dairesinin hileli kura araştırmasından "Fetullah Hocanın
Talebeleri Örgütüne ulaşılması üzerine Ünal Erkan işin peşini bırakmadı,
soruşturmanın kapsamlı bir raporla Devlet Güvenlik Mahkemesine taşınmasını
sağladı. Ancak Ünal Erkan sadece yedi ay Emniyet Genel Müdürlüğü koltuğunda
oturdu. 18 Şubat 1992de Olağanüstü Hal Valiliğine atandı. Hileli Kura ve Fetullah
Gülen Talebeleri Örgütü soruşturmasına ilişkin dönemin kudretli savcısı
Nusret Demiral 10 Mayıs 1994 tarihinde Bulgular eften püften
değerlendirmesinde bulundu. Demiralın Bulgular eften, püften değerlendirmesi
bir süre sonra DGMden gelen takipsizlik kararı ile resmileşti.
[*]
[*] [*] [*]
Ünal
Erkanın Emniyet Genel Müdürlüğü döneminde gerek İstihbarat Dairesinin gerekse
müfettişlerin raporları Fetullah Gülen Cemaatinin devlet içine sızma
çabalarının ilk defa resmi kayıtlara geçmesi bakımından önemliydi. DGMden
gelen takipsizlik kararı ile Cemaat rahatlamıştı. O dönemler Fetullah Gülenin
ulusal medyada sık sık göründüğü ve siyasiler ile görüşmeler yaptığı günlerdi.
Fetullah
Gülen 30 Kasım 1994de dönemin Başbakanı Tansu Çiller görüştü. Bu görüşmeyi
diğer bazı siyasilerle yaptığı görüşmeler izledi.
[*]
[*] [*] [*]
Bir
süre sonra Emniyet Genel Müdürlüğünün
dokümanlarında Fetullah Gülen hakkında olumlu ifadeler yüklü kitapçıklar
çıkmaya başladı. Emniyet İstihbarat Dairesi Temmuz 1998de yayınladığı aylık
bülteninde Fetullah Gülen için şunları yazıyordu:
Şu
anki durum itibariyle ülkemizde en geniş tabana hitap ettiği bilinen grup,
genelde eğitim düzeyi yüksek şahıslardan oluşmaktadır. Kendi amaçlarını,
Türkiye Cumhuriyetinin dünya çapında önemli bir devlet olma potansiyeline
sahip olduğu gerçeğinden hareket eden, eğitim faaliyetleri ile bu sürece katkı
sağlama ve bunun gerçekleşmesi için de ülkede toplumsal barışa hizmet etme
olarak açıklayan grubun siyasi yelpazede ağırlığını Demokrat Parti çizgisini
takip eden sağ partilerden yana koyduğu da bilinen hususlar arasında yer
almaktadır.
[*]
[*] [*] [*]
Emniyet
Genel Müdürlüğü içerisinde Fetullah Gülen hakkında olumlu değerlendirme
bültenleri yayımlanırken 10 Ocak 1999da Aydınlık Dergisi Fetullahçılar
Emniyeti ele geçirdi başlıklı bir haber yayımlandı.
Haber
üzerine Emniyet Müfettişleri, Ankara Emniyet Müdürlüğünden Fetullah Gülen
hakkında araştırma yapmalarını istedi. Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saralın
koordine ettiği bir grup polis Fetullah Gülen hakkında Işık Tarikatı (Fetullahçılık)
başlıklı bir rapor hazırladı. Emniyet içindeki farklı kademelerdeki 132 polisin
tek tek isimlerinin de yer aldığı raporun en dikkat çekici bölümü Fetullah
Gülenin gelecekte yapabileceklerine dair yapılan öngörüydü:
Belki
silahlı bir cemiyetten söz etmek şimdilik mümkün değildir. Ancak, ele geçirmeyi
hedeflediği devlet kurumlarından bazıları dikkate alındığında, hedefi topyekün
ele geçirme şeklinde ve bu kurumların yöneticilerinin Işık evlerinde yetişen
mensupları tarafından işgal edilmesiyle mümkün olacağı gerçeği kendi deyimleri
ile itiraf edilmiş bir suç olarak karşımızdadır.
[*]
[*] [*] [*]
Cevdet
Saral ve ekibinin Fetullah Gülen'in gelecekte silahlı kalkışma yapabileceğine
dair uyarısını içeren rapordaki bölüm.
Raporu
hazırlayan ekip elde ettikleri ilk bulguları 18 Mart 1999da Devlet Güvenlik
Mahkemesine gönderdi. Bu tarihten 3 gün sonra 21 Mart 1999da da Fetullah Gülen
Türkiyeyi terk etti. Bir daha da dönmedi. Cevdet Saral ve ekibinin raporu
Emniyette büyük bir deprem yarattı. Aralarında emniyet müdürlerinin de olduğu
132 kişi Türkiyede anayasal düzeni değiştirip şeriat devleti kurma hedefi
taşıyan Işık tarikatı/Fetullahçılık örgütü üyesi olmakla suçlanıyor, emniyet
içinde etkin görevlerde olduğu iddia ediliyordu.
Fetullah
Gülen'in tüm kitaplarının incelenmesi ve faaliyetlerinin masaya yatırılmasının
ardından hazırlanan raporda Gülen'in entelektüel kesimi etkileme gücünden
bahsedilerek demokratik haklarına dokunulduğunda rejimle savaş yapmaktan
çekinmeyeceği de belirtiliyordu.
[*]
[*] [*] [*]
Cevdet
Saral ve ekibi raporlarının ilk iki bölümünü DGMye gönderip üçüncü bölüm olan
finans kaynakları kısmını yazmaya hazırlanırken Mayıs ayı başında Hürriyet
Gazetesinde Telekulak Skandalı manşetiyle bir haber yayınlandı.
Haberde,
Ankara Emniyet Müdürlüğünde bir ekibin yasa dışı telefon dinlemesi yaptığı,
dinlenen isimler arasında Cumhurbaşkanının, Başbakanın da olduğu yazıyordu.
Bu haberin ardından Mayıs ve Haziran ayı boyunca merkez gazetelerde Saral ve
ekibini hedef alan onlarca haber yayımlandı. Haziranın ikinci haftasında da
Cevdet Saral ve ekibi açığa alındı.
Böylece
Emniyet Genel Müdürlüğü içinde ilk kez hazırlanmasına başlanılan Fetullah Gülen
raporu tamamlanamadı. Saral ve ekibinin başına gelenler tüm emniyet camiasına
adeta bir mesaj oldu. Cemaate dokunup ilk yananlar Cevdet Saral ve ekibindeki
polisler oldu.
[*]
[*] [*] [*]
Fetullah
Gülen Cemaati için 2000li yıllar Emniyet Genel Müdürlüğünde kadrolaşmalarının
iyice sağlamlaştığı yıllar oldu. Gülen Cemaati, polis nezdinde iyice aklanmak
için ihtiyaç duyduğu hukuki belgeye ise 3 Mart 2006 yılında kavuşacaktı.
Avukat
Abdülkadir Aksoyun Emniyet Genel Müdürlüğünden Fetullah Gülen hakkındaki
bilgi isteğine Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er imzalı yazıda şu yanıt
verilecekti:
Fetullah
Gülenin üyesi olduğu veya olmadığı halde kendisi ile ilişkilendirilen vakıf,
dernek, eğitim kurumları ve sair kuruluşlar ile gerçek ve tüzel kişilerin 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2. Maddesi kapsamında bir örgüt olmadıkları,
cebir ve şiddet kullanarak terör yöntemlerine başvurmak suretiyle Anayasal
düzeni değiştirmek amacını gerçekleştirmek için bir araya geldiklerine ve
eylemde bulunduklarına dair bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığından, sözü
edilen kişi ve kuruluşlar 3713 sayılı kanun kapsamında
değerlendirilmemektedir.
[*]
[*] [*] [*]
3
Mart 2006 tarihli Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Ramazan Er imzalı yazı.
Yazıda,
Fetullah Gülen ve grubu aklanıyordu. Yazıdan daha da ilginç olan bu aklanma
bilgisinin hem İstihbarat Daire Başkanlığına hem de Terörle Mücadele Daire
Başkanlığına da dağıtımının yapılmasıydı. Bu yazı bu iki kuruma da Bundan
sonra Gülen Cemaatine böyle bakacaksınız mesajıydı. Yazıda Anayasal düzeni
değiştirmek amacını gerçekleştirmek için bir araya geldiklerine ve eylemde
bulunduklarına dair bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığından cümlesi ile de
Fetullah Gülen Grubunun sicili de temizlenmiş oluyordu.
Gülen
Cemaatinin Emniyetteki sicilinin temizlendiğinin delili ise 22 Eylül 2010
tarihli resmi yazıda ortaya çıkacaktı.
Ankara
Cumhuriyet Başsavcılığının bir soruşturmayla ilgili olarak Fetullah Gülen
Cemaati hakkındaki bilgi isteğine Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Osman Çapalı
imzalı yanıt şöyleydi:
Kayıtlarımızda
yapılan araştırmada, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu ve 3713 sayılı Terörle Mücadele
Kanunu kapsamında, Fetullah Gülen Cemaati adı altında bir örgüte rastlanılmamıştır.
[*]
[*] [*] [*]
Görüldüğü
gibi her şey çok açık.
Türkiye
aslında bildiği, gördüğü böylesi bir tehdit ile karşı karşıya kaldıysa aslında
bu işlerin bir numaralı sorumluları her zaman siyasiler.
Veya
siyasilerin atadığı üst düzey bürokratlar.
Raporları
yok sayan, önyargıyla bakan veya kontrolü kaybetmiş anlayış.