Muhtemel o ki, Gezi olaylarında bir kez daha ortaya çıkan Çarşı grubu, Beşiktaş&8217;a pek çok taraftar kazandırdı.


Belki de, pek çok Beşiktaş taraftarını küstürdü.


Gezi olaylarında yaşanan karşılıklı şiddet olayları herkesi üzdü, ancak tüm bu tantana içinde Çarşı dikkat çekti.


Muhalif duran, ancak şiddete de karşı olan Çarşı grubu; kim hangi takımı tutarsa tutsun aynı zamanda pek çoğumuzun yükseleni oldu.



&8220;İşçi Milli Takımı&8221; vurgusu, içinde beslediği muhalif duygu motifi ile Zonguldakspor ile ne kadar özdeşleştiyse, Çarşı da politik bir duruşun ve Taksim kavgasının en popüler ve samimi simgesi olarak Türkiye&8217;nin politik tarihinde müthiş bir iz bıraktı.


Ve takım taraftarları olarak politik sancıların yaşandığı dönemlerde ortaya çıkılabileceğini çok net olarak gördük.


Hepsinden önemlisi sevdik.


Çarşı&8217;nın Taksim duruşunu medyadan takip ettik.


Zonguldak&8217;taki Çarşı grubu üyelerinin coşkusuna, tavrına ise bizzat tanık olduk.


Ve o Çarşı, dün bir teşekkür mektubu yayınladı.


Yaşanan tüm tartışmaların ötesinde bu mektup pek çok şeyin özeti kıvamında...



İşte o mektup:


&8220;Bir bahçeye giremezsen,
Durup seyran eyleme&8230;
Bir gönül yapamazsan,
Yıkıp viran eyleme...
Gördüğü şiddet yüzünden yaralanmış tüm insanlarımıza &8216;geçmiş olsun&8217; der, yaşamını yitirmiş olan insanlarımızın ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dileriz. Mekanları cennet olsun, hatıraları yaşasın...



İstemeden de olsa kimilerine bir zararımız dokunmuşsa...


Geride bıraktığımız tek bir çöp için dahi halkımızdan ve dünyadan en onurlu işini en az ücret karşılığı yapan tüm temizlik işçilerimizden özür dileriz...
Bilenler bilir bizi; gerektiği zaman özür dileyenleri severiz.
Hayatı futbol değil, futbolu hayata feda edenler olarak, yaşadığımız bu süreç zarfında, çocukluğumuzdan beri vurmalı çalgıların ustası analarımıza...
Kapısını arkadan sürgülemeyen semtimizin güzel sakinlerine...
&8216;Direnmeye gittim, gelicem&8217; diyen esnafına...



&8216;Semt bizim aşk bizim&8217; şarkısının hakkını verirken, yere düşen insanlara korkusuzca kalkan olan delikanlılarımıza...
Seccadesini sedye yapan cami imamına, su taşıyan kilise papazına...


Başka renklere gönül verip rekabetini maneviyata saklayanlar...


Dualarını iyi niyetlerini bizden esirgemeyen Antartika´daki penguenlere...


Şerefini patronlarına devreden medyaya karşı kalemini kırıp onurlu tavır sergileyen basının tüm emekçilerine...



Duyarlılıklarını esirgemeyen sanatçı, yazar/şair ve düşünürlere... Emekçi ve emeklilere... Starbuck´ın alnının ortasına &8216;Yaşasın tam bağımsız Kurukahveci Mehmet Efendi&8217; yazan zekâya...



&8216;Sinirlenince çok güzel oluyorsun Türkiyem&8217; diyen dikkate, haksızlığın, kibrin fırlattığı taşlara karşı göğsünü siper eden kadınlarımıza...
Gönüllü doktor ve avukatlarımıza...


&8216;Bi başına çoraplarını bile giyemez, eksantrik kitaplar dışında kitap, dergi okumaz; etliye, sütlüye, dertliye, asgari ücrete, evin ekmeğine karışmaz, yanında bomba patlasa umurunda olmaz&8217; denilen velakin herkese çalımını atıp röveşatasını yapan gençliğimize...



Selam veren tüm dostlara... Yolda bize eşlik eden Beşiktaş sahilinin martılarına ve gölgesini bizden esirgemeyen ağaçlara teşekkür ederiz..."


Fenerbahçeliler, Galatasaraylılar ve Trabzonsporlular ne kadar kıskansa azdır.



CHP&8217;de yaşananlar ve Halil Furat&8230;



CHP, Kozlu&8217;daki anketlerden birinci çıkan Ali Bektaş&8217;ı, Çatalağzı&8217;ndaki anketlerden birinci çıkan Ozan Surat&8217;ı, &8220;Harun Akın&8217;ın adamı&8221; diye aday yapmamıştı.


Seçim sonrasının rantını hesap ederek, kazanması mümkün olmayan bir adayla seçime girdiler.


Ne oldu?


O Ali Bektaş gitti, yerlerde sürünen DSP&8217;den aday oldu ve seçildi.


Sonrasında CHP&8217;ye geçebilirdi.


Ama &8220;Harun Akın&8217;ın adamı&8221; diye engellendi.


Ne oldu, gitti AK Parti&8217;ye geçti.


CHP zorla Ali Bektaş&8217;ı AK Parti&8217;ye kaptırdı.


Aynı CHP, şimdi iki ileri, bir geri konuşuyor.


Ozan Surat&8217;ı aday göstermediler.


Seçim sonrasının rantını hesap ederek, kazanması mümkün olmayan bir adayla seçime girdiler.


Ne oldu?


CHP kaybetti.


Milletvekili Ali İhsan Köktürk&8217;ün oturma odası sayılan Nebioğlu&8217;nda kemik CHP&8217;li olan Ertan Aydoğan çıktı istifa etti.


İl Başkanı Halil Furat, yüklendikçe yükleniyor.


&8220;Nasıl oldu da elimizde tutamamayı başardık?&8221; demiyor.


Köktürk&8217;ün sesi çıkmıyor.


Ertan Aydoğan ilk kez konuştu.


Diyor ki:


&8220;Çünkü ben yok sayıldığım bir yerde durmamın mantığı yok.


Ben bu partiye emek vermiş insanlardan biriyim ve vekil bir kez arar.


Demek ki, ben partime zarar veriyorum ki, gittiğimden dolayı herkes sevinçli.


Kamuoyu baskısından dolayı öyle demiyorlar, ama maalesef sevinçliler.&8221;


İşte üç isim ve üç olay.


Ve bunların arkası geliyor.


Bir sürü meclis üyesi&8230;


Halil Başkan da çıkmış, hala her şey normalmiş gibi konuşuyor.


Kusura bakmasın, ama Halil Furat, bunları gördüğü halde cesur davranamazsa, ilk günlerdeki samimiyetini ortaya koyamazsa, CHP&8217;ye benzemiş demektir!


Bu iş göstermelik salon toplantılarıyla olacak iş değil.


O toplantılarda CHP&8217;liler birbirlerini dinlemekten yorulduğundan meydan AK Parti&8217;ye kalıyor.


Toplantılara gerek yok.


Ne istediğini bilen ve kararlı bir İl Başkanına ihtiyaç var.