Bankacı iki arkadaşımız, sabah saatlerinde tepelerine düşen saksıdan şans eseri nasıl kurtulduklarını anlattılar.

Bu olay, çok yakında yaşanmış bir olayı ve Pusula’nın çağrısını hatırlattı.

Anlamayan ve anlamak istemeyenler için konuyu tekrar gündeme getirelim istedik.

Geçtiğimiz günlerde Gazipaşa’da bir bina yıkıldı.

O günlerde konuyu ve sorunu gündeme getirdik.

Sepetçioğlu Pide tarafından kullanılan binanın gece çok geç saatlerde yerle bir olması çok sayıda can kaybını önledi.

Eğer o bina; gündüz, akşamın erken saatlerinde veya sabahın erken saatlerinde yıkılsaydı, belki 20, belki 30 kişi canından olur, çok sayıda vatandaş yaralanırdı.

Tabii, öyle olmadığı için herkes teğet geçti.

Olay çok umursanmadı.

Konuşuldu ve bitti.

Eğer facia olsaydı, Zonguldak günlerce bu konuyu konuşacaktı.

Türkiye günlerce Zonguldak’ı konuşacaktı.

Zonguldak’ı yönetenler, benzer durumdaki binalarla ilgili açıklamalar yapacaktı.

Dernek ve STK’lar bazı çağrılarda bulunacaktı.

Bu konuda ses veren tek kişi, Türk Kızılayı’ndan Murat Uzun oldu.

Onun dışında ses veren bir Allah’ın kulu olmadı.

Bizde böyle…

Beğenirsen!

Facia olmadıysa ve teğet geçtiyse, önemsenmez.

O günlerde yazdık.

Yetkilileri göreve davet ettik.

Aynı cadde üzerinde benzer durumda çok sayıda çürük bina var.

Gitti, gidecek.

Böyle olaylar, benzer durumdaki binaların temelden değişimi için çok önemli bir fırsat sunuyor.

Belediyelerin ve ilgili kurumların bu bağlamda önemli yetkileri var.

Hayati tehlike saçan binalar tek tek tespit edilip çalışma başlatılabilir.

Ama kimseden bir ses çıkmıyor.

Uyardık.

İşte bir kez daha uyarıyoruz.

Gazipaşa’daki binaların pek çok ölüme davetiye çıkarıyor.

Nizam Caddesi’ndeki binalar yine öyle.

Uzunmehmet Caddesi’ndeki binalar yine öyle.

Soğuksu, Acılık ve daha pek çok noktadan geçen insanların hayati tehlikesi var.

Kimisi çürük, göçmek üzere…

Kimisinin duvarları parçalanmış, insanların kafasına beton parçaları düşmek üzere…

Kimi işyerleri taşınmış.

Paslanmış metal tabelalar düştü düşecek.

İnsanların kafasına saksı düşüyor.

Çatılara doldurulan eski malzemeler, en küçük bir fırtınada insanların kafasına inmek üzere.

Kimse, bu konuları dile getirmiyor.

Kimse, bu konuda bir yaptırım, bir düzenleme ve denetim getirmiyor.

Şansına geçiyoruz bu caddelerden…

Zonguldak Valiliği’ne, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne, Zonguldak Belediyesi’ne ve diğer belediyelere yeniden çağrıda bulunuyoruz.

Canımızı koruyun.

Sizler ve sizlerin en sevdikleri de bu caddelerden geçiyor.

Zonguldak’ta son dönem yaşanan pek çok facia, göz göre göre geldi.

Yöneticilerin ihmalleri sonucu geldi.

Çaycuma Köprü faciası…

Soğuksu Pazaryeri faciası…

Karadon grizu faciası…

Ve diğerleri…

__

Ersoy’un durumu…

Cumartesi günü, mesleki büyüğümüz, Demir Medya Genel Koordinatörü ve Karaelmas Gazeteciler Derneği (KGD) Başkan Yardımcısı Harun Ersoy’un belinden ameliyat olduğunu paylaşmıştım.

Bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir durum oldu.

Doğrusu, ameliyatın olup olmama durumuna bugün karar verilecek.

Ersoy bu durumda hala hastanede…

Kendisinden özür diliyor ve acil şifalar diliyoruz.

__

Ali Bektaş açıkladı…

Kozlu Belediye Başkanı Ali Bektaş, bugüne kadar hiçbir gazeteciye bu kadar net konuşmamıştı.

İl Genel Meclisi Başkanı İsmail Terzi’nin espri yollu da olsa Pusula kameralarına Bektaş’ın Zonguldak’tan adaylığını açıklamasının ardından bu defa sahneye AK Parti İl Başkanı Hamdi Uçar çıktı.

Eline 67 Kanal Z’nin kamerasını aldı ve başladı röportaja…

Ali Bektaş da konuştu.

“Zonguldak’tan aday adaylığını düşünüyorum” dedi.

Milletvekili Özcan Ulupınar ise, “Ben de destekliyorum” sözleriyle dikkat çekti.

Bu iş çoktan bitmiş görünüyor.

Espriler de çok geriden geliyor.

Hayırlı, uğurlu olsun.

Önemli olan AK Parti’nin Kozlu’da kimi çıkaracağı.

Akın Kaymak ismi de Kozlu’da giderek ağırlık kazanan isimlerden.

Ancak orada da anket belirleyici olacaktır.

__

Agresif Ulupınar…

AK Parti Milletvekili Özcan Ulupınar ve İl Başkanı Hamdi Uçar, fırsat buldukça Zonguldak Belediyesi’ne vuruyor.

Ancak Ulupınar’ın sürekli küçümser, aşağılar şekilde konuşması dikkat çekici.

Ulupınar’ın genel seçimler döneminde de ne kadar saldırgan siyaset yaptığını çok iyi biliyoruz.

O zaman ki yaklaşımı haklı olmasa da, haklı bir korkusu vardı.

AK Parti’nin 3’üncü sırasından aday olduğundan seçilmesi risk taşıyordu.

Bugün CHP’nin Zonguldak Belediyesi’ni alamayacağını söylüyor.

Küçümsüyor, aşağılıyor.

Madem CHP bu kadar zayıf ve AK Parti seçimi kesin kazanacak, bu kadar agresif olmaya ne gerek var Sayın Ulupınar?

Veysel Atasoy olmak istiyorsan, rakiplerini bu kadar küçümseyerek, bu kadar agresif davranarak, kırarak, dökerek siyaset ne kadar doğru?

Sevgi ekerek, saygı ekerek, paylaşım duygusu ekerek siyaset yapmaktan neden korkarsın?