10 Ocak&[#]8217;ta Çalışan Gazeteciler Günü&[#]8217;nü kutladık.

Bu gün bazılarına garip geliyor.

Çalışan gazeteci de ne demek diyorlar.

Böyle diyenler bütün gazetecileri çalışıyor sanıyorlar demek ki.

Halbuki çalışan gazeteci var, çalışmayan gazeteci var.

Bir de çalışamayanlar var.

Çalışamayanlar hapiste olanlar ve işsiz kalanlar.

Çalışmayanlar kim derseniz, bunlar da çeşit çeşit.

Çalışıyormuş gibi yapıp da çalışmayanlar bu kategoride başı çekiyor.

Elinden iş gelmeyenler de cabası.

Bir de gazetecilik yaptığını sanıp da tiyatro yapanlar var.

Çalışanlar da kendi arasında üçe beşe ayrılıyor.

Mesela kendisine çalışanlar var.

Bunlar kamu yararını, toplum menfaatini değil önce kendi çıkarlarını düşünürler.

Bir de az çalışanlar, çok çalışanlar var.

Kimi gazeteci bugün nasıl daha fazla haber yapsam diye düşünür kimi de mesai saatim öyle veya böyle dolsa da eve, kahveye, meyhaneye gitsem diye bakar.

Kiminin mesai mefhumu yoktur, bayram seyran, gece gündüz demez çalışır.

Kiminin de dediğim gibi mesai saatleri sınırlıdır.

Kimi gazeteci doğruluktan, dürüstlükten, meslek ilkesinden ve ahlakından santim şaşmaz.

Kimi gazeteci için bunlar önemli değildir.

Bazı gazeteciler parayla haber yazar.

Bazıları ise kendisine yapılan bu tür bir teklifi rüşvet sayar, çok kızar, şiddetle reddeder.

Bazıları için kamu yararı toplum menfaati çok önemlidir.

Bazılarının ise bu taraklarda bezi yoktur.

Kimisi vardır, elindeki gazeteyi kullanarak ağabeyinin ocağına incir ağacı diker.

Kimisi vardır, etiket meraklısıdır, bu işi toplum içinde yerim olsun, adam yerine geçeyim diye yapar.

Bazıları da bu mesleği pul koleksiyonculuğu gibi hobi olarak yapar.

Gazeteciliği ikinci iş, ek iş olarak yapanlar, yan gelir olsun diye bu işle uğraşanlar da var.

Bunlar çakma gazetecidir.

Gazeteciler çeşit çeşittir.

Bakın yukarıdaki listeye seçin beğenin alın.

Bu arada Yavuzaslan yine yaptı yapacağını.

Türkiye Gazeteciler Federasyonu&[#]8217;nun Başkanlar Konseyi toplantısı nedeniyle bulunduğu Ankara&[#]8217;da aslanlar gibi Bartın basınının reklamını yaptı.

Yanında götürdüğü gazeteleri Genel Başkan ve Federasyonun önde gelen isimlerinin eline tutuşturdu.

Düzenlenen resepsiyonda CHP Lideri Sayın Kılıçdaroğlu ve Sayın Gürsel Tekin ile Sayın İlhan Cihaner gibi partinin önemli isimleri ile bir araya gelerek sohbet etti.

CHP&[#]8217;lilere de Bartın basınından örnek nüshalar takdim etti.

Bu reklamı, bu tanıtımı bir çanta para versen yaptıramazsın.

Yavuzaslan üstlendiği görevi layıkıyla yerine getiriyor.

Çok aktif, çok hareketli.

Girip çıkmadığı yer yok gibi.

Bazılarının bayramlarda çelenk koymayı, internetten indirme mesajlarla özel günlerde açıklama yapmayı dernek başkanlığı saydığı, marifet bildiği bir ortamda başkanlığın nasıl yapılması gerektiğini gösteriyor, örnek alınması gereken işler yapıyor.

Etkinliklere katılıyor, konuşuyor, Bartın&[#]8217;ın adını duyuruyor.

Cumhurbaşkanına, Meclis Başkanına, Bakanlara, Genel Başkanlara yaklaşıyor, onlarla sohbet edip hediyeler veriyor.

Yavuzaslan&[#]8217;ın son hediyesi Amasra tablosu oldu.

Bu hediyeyi 9-11 Ocak tarihlerini kapsayan Ankara programında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Cemil Çiçek&[#]8217;e verdi.

TBMM Başkanının dikkatini Bartın&[#]8217;a çekti.

Aynı şekilde Ak Partinin önde gelen isimlerinden Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç&[#]8217;a yapılan ziyarette de Bartın burada dedirtti.

Bununla da yetinmedi.

Yavuzaslan&[#]8217;ı Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül ile birlikte aynı fotoğraf karesinde gördük.

Çankaya Köşkü&[#]8217;ndeki kabulde federasyon olarak kendisini ziyaret eden dernek başkanları ile bir araya gelen Cumhurbaşkanımız kendisine Kayseri&[#]8217;de daha önce tel kırma işlemeli Türkiye haritası takdim eden Yavuzaslan&[#]8217;ı mutlaka hatırlamıştır.

Yavuzaslan Çankaya izlenimlerini paylaşırken, Cumhurbaşkanımızı Bartın&[#]8217;a üniversitemizin kampüs alanının temeli ve Bartın Gazeteciler Derneği&[#]8217;nin yıldönümü etkinliklerine katılmaya davet ettiğini söyledi.

Bartın basını hakkında bilgi vermeyi de ihmal etmemiş tabii ki.

Bunlar az iş değil.

Biz Yavuzaslan&[#]8217;ı geç keşfettik.

Daha doğrusu kendisi eskiden bu tür faaliyetlerden çok başka işlerle adından söz ettiriyordu.

O dönemlerde Yavuzaslan&[#]8217;da gazetecilik ikinci-üçüncü plandaydı.

Biz de kendisini eleştiriyorduk.

Şimdi gazetecilik ön planda.

Kendisini bu yüzden takdir ediyoruz.

İnsanlar hata yapabilirler.

Önemli olan bu hatalardan ders çıkarabilmektir.

Yavuzaslan bu dersleri çıkarmış, hayatında yeni bir sayfa açmış, kendisini hata yapmaya sürükleyen bazı şahıslardan kurtulmuş görünüyor.

O nedenle kendisini övüyoruz.

Bartın&[#]8217;ı il dışında başarıyla temsil ediyor.

Onun her gittiği yerde, bulunduğu ortamda gazetelerimiz de var.

Sadece bundan dolayı kendisine ne kadar teşekkür etsek azdır.

Yavuzaslan&[#]8217;ın anlattığına göre Ankara&[#]8217;da yaptıkları ziyaretlerde en çok gazetecilerin yıpranma payı haklarının geri verilmesi konusu üzerinde durulmuş.

Bu konuda TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&[#]8217;den destek istemişler.

Yavuzaslan aldıkları yanıtların olumlu olduğunu söylüyor.

Devletin ve hükümetin önde gelen üç önemli ismi gazetecilerden 2008 yılında alınan bu hakkın iade edilmesi konusuna sıcak bakıyorlarmış.

Yıpranma hakkı gazetecilere erken emeklilik getiriyordu.

Bu da çok normal çünkü gazetecilik kadar yıpratıcı bir meslek daha düşünemiyorum.

Bu mesleği gerçekten yapanların, yani gerçek gazetecilerin gecesi olmaz, gündüzü olmaz.

Yeri gelir polis gibi sabaha kadar olay kovalar.

Bayram seyran, tatil, yıllık izin demeden çalışır.

Bu meslek zevkli ve heyecanlı bir meslek olduğu gibi stresli, yorucu ve tehlikeli de bir meslektir.

Bu güne kadar hiçbir güvenlik görevlisine ve yargı mensubuna &[#]8220;beni neden yakaladınız, tutukladınız, hapse attınız&[#]8221; diye soran kimseye rastlamadım.

Ama gazetecilere &[#]8220;beni neden yazdın&[#]8221; diye hesap soran o kadar çok kişi var ki.

Gazeteci yazdığı haber veya yorum yüzünden tehdit alan, saldırıya uğrayan, hakarete maruz kalan, yaralanan, öldürülen, hapse atılan kişidir.

Gazeteci kısaca kelle koltukta gezen kişidir.

Gazeteci bir de ne İsa&[#]8217;ya ne Musa&[#]8217;ya yaranabilen bir mesleğin mensubudur.

Gazeteci insanların, kurumların, kuruluşların hakkında iyi yazarsa iyi olur, sevilir, alkışlanır, kötü yazarsa kötü olur, sevilmez, tepki çeker, günah keçisi olur.

Anlayacağınız bizim meslek nankör de bir meslektir.

Bu işi yapanlar için bunun ne kadar moral bozucu olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım.

Gazeteciler yazdıklarından dolayı yeri gelir devletle ve hükümetle, siyasetçilerle ve bürokratlarla karşı karşıya gelir.

Bunun sonucu genelde gazeteciler için olumsuz olur.

Bütün bunlardan âlâ yıpranma mı olur.

Bu mesleğin yıpranma hakkı olmayacak da hangi mesleğin olacak?

O nedenle Yavuzaslan&[#]8217;ın da içinde bulunduğu Gazeteciler Federasyonu&[#]8217;nun yıpranma hakkı konusunda yaptığı çalışmalar son derece önemli.

İnşallah sonuç verir de gazeteciler bu haklarına yeniden kavuşur.

Bir de gazeteciler için basın sitesi konusu var.

Yavuzaslan, Bartın&[#]8217;da bu konuda çalışma yapılabilmesi için TOKİ&[#]8217;ye müracaatta bulunduklarını söylüyor.

Gazetecileri &[#]8216;ev&[#]8217;lendirmeye niyetli görünüyor.

Bu da gerçek olursa önemli bir hizmete vesile olmuş olur.

Hanesine artı puan yazdırır.

Ev sahibi yaptığı gazetecilerden dua alır.