Farkında mısınız?

Bu kentin milletvekilleri, bürokratları, belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları, söz ve yetki sahibi olan herkes konuşuyor.

Konuşuyoruz…

Konuşuyoruz…

Konuşuyoruz…

Kükrüyoruz…

Dosyalar sunuyoruz.

Olmadı, yalvarıyoruz.

Kapıları çalıyoruz.

Ankara’yı suyolu yaptık.

Düşünüyoruz…

Taşınıyoruz…

Sabah-akşam…

Konuşuyoruz…

Konuşuyoruz…

Ama bir arpa boyu gidemiyoruz.

Eğer sizce gittiğimiz yol bir arpa boyundan daha fazlaysa, o zaman bunca mesele neden hala ortada?

[*] [*] [*] [*]

Büyük adamlar, büyük düşünür.

Küçük işlerle uğraşmazlar.

Toplum menfaatine adım atarlar.

Küçük işlerle uğraşacak zamanları yoktur.

Yani olmamalı…

Böyle biliriz.

Böyle gördük.

Daha doğrusu böyle bilirdik.

Keşke bilmez olaydık!

Keşke bu günleri görmez olaydık!

[*] [*] [*] [*]

Küçük adamların küçük işlerini biliriz.

Gelenekleri öyledir.

Küçük işlerle beslenirler.

Küçük işlerle vakit geçirirler.

Ama büyük adamların küçük işlerle uğraşması acı…

Bu kent adına acı…

İş-ekmek adına acı…

Emek adına acı…

İstihdam adına acı…

Hizmet adına acı…

Yatırım adına acı…

Üretim adına acı…

Bu kentin işçisi, esnafı, memuru, emeklisi adına acı…

Çok acı, çok!

Büyük adamların küçük işlerle bu kadar uğraşıyor olması, onların gerçek çapını gösteriyor.

[*] [*] [*] [*]

En basitinden…

Bu kenti siyaseten Ankara’da ve Zonguldak’ta temsil etmekle sorumlu olanların uğraştıkları işlere bakın.

Onların yaptıklarına bakın.

Bu kenti düşürdükleri duruma bakın.

Sizleri düşürdükleri duruma bakın.

Siz birbirinizi, “AK Partili, CHP’li, MHP’li” diye itip-kakarken, onların yaptıklarına bir bakın.

Onlar; sizi “inanan veya inanmayanlar, oruç tutanlar veya tutmayanlar” olarak ayrıştırırken, bu kente verdikleri zarara bakın.

Onları görüyorsunuz.

Biliyorsunuz.

Sonuçlarını da hep birlikte yaşıyorsunuz.

Acaba kaçımız hakkımızı arıyoruz?

Kaçımız büyük adamların küçük işlerinin peşine takılıp gidiyoruz?

[*] [*] [*] [*]

Konuş…

Konuş…

Konuş…

Yaz…

Yaz…

Yaz…

Nereye kadar?

Bu kentte her şey giderek küçülürken, beyinler körelirken, büyük hedefler yerine küçük işlerle zaman geçirilirken ve küçük işlerle vakit öldürenler bu kadar pohpohlanırken, neyin değişmesini bekliyorsunuz?

Zonguldak değişmiyormuş!

Zonguldak gelişmiyormuş!

Zonguldak büyümüyormuş!

Neden büyüsün?

Neden gelişsin ki?

En basit örnek, stadyum meselesi…

Diğer kentlere muhteşem stadyumlar yapan bu iktidar, Zonguldak’a cücük kadar kapalı tribün yapacak!

Spor kamuoyu, taraftarlar, tribün liderleri ve taban birlikleri de çıkıp, “Sen ne yapıyorsun arkadaş? Böyle yapacaksan, bırak kalsın?” demiyor.

Yıkılan yerler ne olacak?

Vali Ali Kaban, kentte bazı eski binaların yıkımını sağlayarak, kentsel anlamda yeniden düzenlenmesinin yolunu açtı.

Ve kamu idaresi ile yerel idarenin uyum içinde daha fazla şeyler yapmasını savunduk.

“Valilik-Belediye-TSO kenetlensin” istedik.
Olmadı…

Valilik ve belediye kenetlenemedi.

Nedenleri zaten ortada…

Başlangıç güzeldi.

Umut vericiydi.

Pek çoğumuz umutlandık.

Kentsel mimari anlamında yeni planlamanın doğuracağı heyecan, ekonomiye de can katacaktı.

Ama “tık” yok.

Özellikle 69 Ambarlarına kamu binalarının taşınması söz konusu…

Diğer yandan ise, buraya ek binaların taşınması konuşuluyor.

Vali Ali Kaban’dan beklentimiz, bu sürecin aynı kararlılık ve hızla devam ettirilmesi…

Ama her yere bir ek bina yerine bütüncül projeler yapılması…

69 Ambarları, kurumların ek binaları ile dolarsa, değişen yine bir şey olmaz.

Binalar yenilenmiş olsa da, çarpık kentleşme devam etmiş olur.

Bunu Vali Bey’e kimse söylemez belki, ama Sayın Kaban’ın bu detayı da dikkate alması gerekir.

“Onun ek binası, bunun ek binası” dersek, yandık.
Belediye yönetimine düşen görev de topa girmek!