Zonguldak Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Osman Köksal Bahar aradı.
&8220;Hem senin, hem de Atilla&8217;nın köşesini her gün düzenli bir şekilde okuyorum ve beğeniyorum&8221; dedi ve ekledi:
&8220;Ancak rahmetli Temel Özdemir ve Kamil Furtun&8217;un ağırlığından söz ederek, bizi eleştirmenize, bir eleştiri getiriyorum.&8221;
Bahar şöyle konuştu:
&8220;Kamil Furtun ve Temel Özdemir zamanında Zonguldak, Bartın, Karabük bir vilayetti. Esnaf Kefalet Kooperatifi ve Şoförler Odası çok güçlüydü. Ekonomisi korkunçtu. Onların oturmaları, kalkmaları, ağırlıkları hep o maddi güce dayalıydı. Onlardan sonra çırakları Alaattin ve Muharrem, aynı saltanatı sürdürmek istediler. Ben Şoförler Odası Başkanı olduğumda Oda&8217;yı 3 milyon 900 bin lira, şirketi ise 2 milyon 800 bin lira borçla devraldım. Onlar bütün ağırlığı yedikleri için bize ağırlık filan kalmadı. Bugün Türkiye&8217;de en kötü ilçenin bile Şoförler Odası binası var. Bizim ki en kötüsü.&8221;
Olaya bu pencereden bakınca, Osman Köksal Bahar&8217;a hak verdim. Gerçi bizim sözümüz itibar ağırlığıydı ama&8230; Bu kadar borç, harçla da nasıl itibar olacaktı?
İnandırıcılık olmayınca&8230;
Ne tuhafıma gitti biliyor musunuz? Gazetenin biri, onlarca kez aynı konu üzerinde yazıyor. O haberler yalanlanıyor, tekzip ediliyor, cezalar ödeniyor.
Adamın biri gidiyor, şikâyet ediyor. Valilik soruşturma izni veriyor.
Buradan şu sonuç çıkıyor: Ya bu gazetelerin hiçbir etkinliği yok.
Ya da Valilik, gazete ihbarından çok vatandaş ihbarına değer veriyor.
Biz olayı, gazetelerin etkinliği üzerinden değerlendiriyoruz.
Aynı haberleri temcit pilavı gibi verince, resmi kurumlar da gevşek davranıyor.
Ama o haberi, okkalı bir şekilde bilgi ve belgeyle yazınca, devlet harekete geçiyor.
Bir de gazetelerin inanılırlığı ve güvenilirliği konusu var.
Zonguldak&8217;ta devletin ciddiye aldığı ve almadığı gazeteler var.
Öyle gazeteler görüyoruz ki, manşetten kıçını yırtıyor, &8220;tın&8221;layan yok.
Çünkü haberi okuyunca, gazetenin niye yırtındığı anlaşılıyor.
Konunun muhatabı, &8220;Efendim, mesele şu&8230;&8221; deyince, olayın üstüne gidilmiyor.
Allah, hiçbir gazeteyi o duruma düşürmesin&8230;
Haberal&8217;ın Şanal&8217;ı&8230;
Zonguldak Belediyesi&8217;nin CHP&8217;li Belediye Meclis Üyesi Şenol Şanal, Belediye Başkan Yardımcısı oldu. Kendisine 6 bin lira maaş bağlanmış. Biz yuvarladık. Doğrusu 5 bin 900 lira&8230; Şenol Şanal, CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal&8217;ın akrabası. Aynı zamanda ekmek fırını sahibi... Yani bizim bildiğimiz kadarıyla bu paraya ihtiyacı da yok. Mehmet Haberal, Zonguldak halkının oylarıyla özgürlüğünü aldı. Akrabası Şenol Şanal da, onun sayesinde 5 bin 900 lira maaşa kondu. Bu rakamın 5 yıllık toplamı ise 354 bin lirayı buluyor.
Yani Şenol Şanal, beş yılda bir servet sahibi olacak. Allah daha çok versin. Gözümüz yok. Ama kardeşim, hep alıyorsunuz bu şehirden&8230; Bir kere de verin&8230;
Özellikle Sayın Mehmet Haberal... Hastane sözünü hala tutmadı.
Bugünkü özgürlüğü Zonguldak halkının seçimde verdiği oylara bağlı olan Mehmet Haberal, Zonguldak halkına verdiği hastane sözünü tutmalıdır. Gerçi o zaman da muayene parasıyla verdiklerinden fazlasını alacaklar, ama hiç olmazsa kentimize bir yatırım yapmış olurlar. Asker ve yoksul ailelerinin maaşlarını ödeyemeyen Zonguldak Belediyesi, milletvekili yakınına 6 bin lira maaş ödeyebiliyor. Söyleyecek söz bulamıyoruz.
Kıssadan Hisse: Uçak kazası&8230;
Bir uçak, kaza sonrası ormana düşer. Bir Amerikalı ile bir Japon kazadan sağ kurtulur. Ormanda yaşam mücadelesi verirken, vahşi bir kaplanın kendilerini fark ettiği ve onlara doğru geldiğini gören Japon, hemen ayakkabılarının bağcıklarını bağlamaya çalışır. Amerikalı da kaplanın onlara yöneldiğini fark eder ve Japon&8217;a alaylı bir ifadeyle, &8220;Kaplandan daha hızlı koşarak kurtulacağını mı sanıyorsun?&8221; der.
Japon&8217; un Amerikalıya cevabı ise şöyle olur:
&8220;Kaplandan değil, senden hızlı koşmam yeterli.&8221;
Hayat mücadelesinde, hayatta kalmak için rekabette de bir adım önde olmak gerekir.
Günün Sözü:
Soyulduğu halde gülen adam &8220;hırsızdan bir şey çalmış&8221; demektir, boş yere üzülen ise kendi kendini soyar.
William Shakespeare