Zonguldak İli Kalkınma ve Dayanışma Derneği Başkanı Necati Başar, Zonguldak Kent Konseyi seçiminde Nihat Aygün'ü destekledi. Kimin, kimi desteklediği kimseyi ilgilendirmez.
Ancak Necati Başar'ın halen aktif görevde olan bürokratlara, "Cumhur İttifakı'nın adayı Nihat Aygün. Biz kendisini destekliyoruz. Adayımız Nihat Aygün'dür. Milletvekillerimizin ve Valimizin bilgisi var" diyerek, telefon açması doğru mu?
Bu bilgi, kısa sürede piyasaya yayıldı. Savaş Çiloğlu'nun listesindeki birçok isim, yarışın "Cumhur İttifakı" ile "Millet İttifakı"na döndüğü gerekçesiyle adaylıktan çekildi. Buna rağmen Savaş Çiloğlu, Nihat Aygün'den daha fazla oy aldı.
"Millet İttifakı'nın Adayı" olarak lanse edilen Şenol Hakan Kutoğlu'nun listesine geçenler ve o listeye destek verenler oldu.
Şenol Hakan Kutoğlu'nun seçilmesinde sorun yok.
Ama "yalan söylemek" ne demek?
"İnsanları kandırmak" ne demek?
Ben AK Parti Milletvekillerinin Nihat Aygün'ü istemediklerini biliyorum.
Nasıl Cumhur İttifakı'nın adayı oluyormuş, Nihat Aygün?
Necati Başar, artık bu ucuz numaralarla Zonguldak'a ve Zonguldak insanına zarar vermemeli.
Mustafa Tutulmaz farkı...
Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz, Ereğli'deki itiş-kakışa son verecek bir hamle yaptı.
3 AK Parti Milletvekili ve 2 CHP Milletvekili ile Ereğli Belediyesi ziyareti gerçekleştirdi.
Ereğli'deki itiş-kakışı sona erdirip hizmet kervanını harekete geçirme adına çok önemli bir adım atıldı. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, bu fırsatı çok iyi değerlendirmeli.
Bence Zonguldak adına, Ereğli adına atılmış çok önemli bir adım bu.
Bu adım; Çaycuma, Devrek ve Gökçebey için de atılabilir.
Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz'ı ve bu davete iştirak eden 3 AK Parti Milletvekili ile 2 CHP Milletvekilini kutlamak istiyorum.
Kıssadan Hisse: Kaz yollasam yolar mısın?
Padişahın biri, veziriyle birlikte gezintiye çıkmış. Gezi sırasında bir köye gelmişler. Küçük, şirin bir evin önünde oturmuş, örgü ören bir genç kız görmüşler. Padişah, kızın yanına yaklaşıp sormuş:
- Merhaba kızım. Baban evde mi?
Kız:
- Babam evde yok! Azı çok etmeye gitti.
Padişah:
- Annen evde mi?
Kız:
- Annem de evde yok! O da biri, iki etmeye gitti.
Padişah:
- Kızım, eviniz çok güzel ama bacası eğri.
Kız:
- Bacası eğridir ama dumanı doğru tüter.
Padişah:
- Sana bir kaz yollasam yolar mısın?
Kız:
- İzninizle en ince tüylerine kadar yolarım!
Padişah kıza, "Öyleyse selametle kal!" deyip, veziriyle tekrar yola koyulmuş.
Saraya varınca padişah, vezirine sormuş:
- Kız ile ne konuştuğumuzu anladın mı?
Vezir, "Doğruyu söylemek gerekirse anlamadım padişahım" demiş.
Padişah, "O halde tez vakitte git, öğren! Yoksa seni vezirlikten azlederim!" demiş.
Vezir, telaşla fırlamış. "Nasıl öğrenirim?" diye düşünürken, "En iyisi ilk ağızdan bilgi almak" deyip, gitmiş padişahın konuştuğu kızı bulmuş.
Vezir:
- Aman kız, hanım kız! Biz bu gün yanımda biriyle senin yanına gelmiştik. Yanımdaki kişi seninle sohbet etmişti. O sohbette konuştuklarınız ne anlama geliyordu? Onları bana bir deyiver. Dile benden ne dilersen.
Kız, "Konuştuklarımızı açıklarım ama her cevap için on altın isterim" demiş.
Vezir kabul etmiş. Kız anlatmaya başlamış:
- O amca bana babamı sorduğunda, "Azı çok etmeye gitti" demekle; babamın çiftçi olduğunu, tarlaya tohum ekmeye gittiğini anlatmak istedim.
Vezir on altını vermiş, kız devam etmiş:
- O amca annemi sorduğunda, "Annem biri, iki etmeye gitti" demekle; annemin ebe olduğunu, doğum yaptırmaya gittiğini anlatmak istedim.
Kız vezirden on altın daha alıp devam etmiş:
- Amca, "eviniz çok güzel ama bacası eğri" demekle; benim güzel olduğumu ama gözlerimin şaşı olduğunu söyledi. Ben de, "bacası eğridir ama dumanı doğru tüter" diyerek; "şaşıyım ama gözlerim iyi görür" demek istedim.
Vezir, kıza on altınını verip hemen atılmış:
- Peki ya "Sana bir kaz yollasam yolar mısın?" ne demek?
Kız tebessüm edip açıklamış:
"O kaz da sizsiniz. Bunları öğrenmek için bana onlarca altın verdiniz!"