Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) ve Kozlu Müessese Müdürlüğü dışındaki bağlı müesseselerinin 2011 yılı bilançoları ile kurumun ve bağlı müesseselerinin 2012 yılına ilişkin bilançoları, TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu’nca ibra edilmedi. Toplantı ertelendi.

İlginç şeyler oldu o toplantıda…

Mesela, TTK Genel Müdürü Burhan İnan’a yöneltilen sorular dikkat çekiciydi.

Bazı komisyon üyeleri İnan’ı sıkıştırdıkça sıkıştırdı.

İnan dahil salondakiler gerildi.

[*] [*] [*]

Tartışmalardan biri de HEMA ile TTK arasındaki ilişkiyle ilgiliydi.

Sunumunun ardından İnan, komisyon üyesi milletvekillerinin özellikle Amasra´da maden sahası kiralanan HEMA ile TTK arasında yapılan rödevans sözleşmesine ilişkin soruları yanıtladı.
Firmanın, sözleşme koşullarını yerine getirmemesine karşın süre uzatımı taleplerine olumlu yanıt verilmesi yönündeki eleştirileri üzerine İnan, söz konusu firmaya süreleri karşılıklı evraklar çerçevesinde verdiklerini, verilen sürelerin yargıya da taşındığını dile getirdi.

[*] [*] [*]

Komisyonda, lokomotif alımlarıyla ilgili şikayet ve inceleme raporları da üyelerin önündeydi.

Sağlı-sollu darbelere maruz kalan İnan’ı zora sokan sorulardan biri de CHP Adana Milletvekili Turgay Develi´den geldi.

Develi´nin, Sayıştay Raporu´nda da yer alan, bir maden ocağının iş güvenliği noksanlıkları nedeniyle üretime kapatılmasına karşın 2012 üretim taahhüdü olan 8 bin 610 tonun 6,3 katı olan 54 bin 409 ton üretimi nasıl yaptığına ilişkin sorusu üzerine İnan, söz konusu soruyu yazılı yanıtlayacağını söyledi.

[*] [*] [*]

Ve döndü dolaştı iş, her zaman olduğu gibi TTK’nın kapatılmasına geldi.

AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç da, TTK´nın gerek kendi anlatımları, gerekse Sayıştay´ın tespitleri göz önüne alındığında "bitmiş" konumda olduğunu kaydetti.
3 yıl içinde bir yandan kurumun sattığı ürünün fiyatı düşerken diğer yandan ise üretim maliyetlerinin arttığına dikkati çeken Domaç, "Hem üretim maliyetinin arttığı hem satış fiyatının giderek düştüğü bir üründe ´devam´ demek yavaş yavaş ölmek demektir ama bu, hızlı ölüyor. Bana göre buranın derhal kapanması lazım" değerlendirmesinde bulundu.

[*] [*] [*]

Gelişmelerin ardından arkadaşlarımız AK Parti Milletvekili ve Genel Maden İşçileri Sendikası’nın Genel Başkanı Eyüp Alabaş ile görüştü.

Kısacası her ikisinin verdiği yanıt, “Müsaade etmeyiz” oldu.

Domaç’a şunu söyleyebiliriz:

“Hadi oradan…”

İyi de, bunu demekle elimize bir şey geçiyor mu?

Geçmiyor.

Domaç, bunu konuşma cesareti bulabiliyorsa, hafife almamak gerekir.

“Zonguldak’ı bilmiyor.”

“Madeni bilmiyor” diye geçiştirmemek gerekir.

Türlü türlü bahanelere sığınmamak gerekir.

Duymak istemeseniz de, bu komisyonun bir milletvekili üyesi çıkıp bunu söyleyebiliyor?

Kim söyletiyor ona bunları?

Kimler söyletiyor?

[*] [*] [*]

Önce biz…

Bizimkiler…

Müsaade edip etmemek öyle lafla olmuyor.

TTK’yı zarardan kurtaramıyorsan, zaten müsaade ediyorsun.

İşçi aldıramıyorsan, zaten müsaade ediyorsun.

İşçiyi ve kurumu disipline edemiyorsan, zaten müsaade ediyorsun.

TTK’yı zarardan kurtarmak için üretime yönelmenin ötesinde ucuza işçi almayı düşünüyorsan, zaten müsaade ediyorsun.

Sendikacılık yapıyor, ama üretim disiplininin sağlanması için yeterince elini taşın altına atmıyorsan, zaten müsaade ediyorsun.

Kent olarak üç iktidar milletvekilinden birini bu komisyona sokamıyorsan, zaten müsaade ediyorsun.

O komisyona girmiyorsan, zaten müsaade ediyorsun.

Sami Aydın’ın TTK arazisindeki kaçak binasına, kurumdaki lojman saltanatına gösterdiğin ilgiyi üretime göstermiyorsan, zaten müsaade ediyorsun demektir.

[*] [*] [*]

Yahu hangi birini sayalım…

Sonuçta her ne kadar yatırımlar olsa da, sen zararını 300 milyondan, 500 milyona çıkarıyorsan, adam da çıkar sana, “Derhal kapatalım” der.

Çünkü TTK’daki kokuşmuşluk devam ediyor.

Her ne kadar bu kurumun kapatılmamasına razı gelmeyecek olsak da, bu sözlerin ardından gelebilecek fırtınayı görmek gerekir.

Gerekirdi.

Bugüne kadar görmediler.

Zonguldak kendi özelinde bazı duygular yaşıyor.

“Zonguldak, Türkiye’ye baktı, Türkiye de Zonguldak’a baksın” demek, bir ölçüde haklı olsa da böyle bir laubaliliği gerektirmez.

Bir milletvekili bunu deme cesareti gösterebiliyorsa, ona bunu söyleten önce bizleriz.

Bu kurumu vampir gibi sömürüp tasını tarağını toplayıp gidecek olanlar.

[*] [*] [*]

Mesela, bu açıklamanın ardından hangi siyasetçi, hangi sendikacı arayıp o milletvekilini, “Sayın Milletvekili Zonguldak’a gel, önce madene girelim, sonra bir balık yiyelim” dedi?

Bu insanlar Zonguldak aleyhine atıp tutuyorsa, bu kentin insanlarını aşağılıyorsa, bunu yapan sizlersiniz.

Yaptıran sizlersiniz.

Ne diyelim?

Yazıklar olsun.

Hüznün hasat zamandı!

“hüznün,

hasat zamanındayız...

bir bir düşüyor vakti gelenler...

serin ve ıslak güz bakışlarımda...

soluyor

en güzel renkler…”

[*] [*] [*]

Son şiirimden bu cümleler.

Suya düşmüş yaprakların yalnızlığına yazılmıştı.

Ayrılık sancısına, ayrılık korkularına yazılmıştı.

[*] [*] [*]

İşte yine böyle bir güz vaktiydi.

Soldu en güzel renklerimizden biri.

Koca bir ömre sığmamıştı hayat.

“Şeker”in tadı hiç bu kadar kaçmamıştı.

Hiç bu kadar acı olmamıştı tadı.

[*] [*] [*]

Sevgili büyüğümüz Hüseyin Şeker’den bahsediyorum.

“Şeker Dede”den.

Onun dolu dolu geçen yaşamından.

Kentin hafızasından.

Sivri dilinden.

Mektup zarflarının üzerine düştüğü iğneli laflardan…

İçindeki uslanmaz, haylaz çocuktan.

[*] [*] [*]

Kendisine ait özlediğimiz o kadar çok şey var ki.

İyi ki tanıdık kendisini.

İyi ki sevgisinden nasiplendik.

Mekanı cennet olsun.

Onu özlüyoruz.

İyi ki tanıdık.