Memur-Sen Zonguldak İl Temsilcisi Kamuran Aşkar, Pusula’da çıkan haberleri, “sanal gündem” olarak nitelendirmiş.

Kamuran Efendi’ye soralım bakalım, bunların hangisi sanal!

Eğitim Bir-Sen Şube Başkanı Sadettin Dede Efendi’nin, Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban’a “paralelci” yakıştırması girişimi mi sanal?

Yoksa senin, Sayın Valimiz Ali Kaban’la görüşemeyişin mi sanal?

Valimizle görüşemeyince aracı koyup, makama aracıyla gidişin mi sanal?

Vali Bey’e gidip Sadettin’i suçlamak, dışarı çıkınca Sadettin’i kollamak mı sanal, Kamuran?

Sanki o işin içinde senin olduğunu bilmiyorlar mı sanıyorsun Kamuran?

Memur-Sen’i düşürdüğün duruma bakar mısın?

Olayları bu noktaya getiren senken, bağlı sendikaları yanına alıp cepheyi genişletip, saldırıyı hafifletme düşüncesinde olman mı sanal?

Yoksa Memur-Sen’i kullanıp siyaset sahnesine zıplamaya çalışman mı sanal?

Kültür ve Turizm İl Müdürü olmak için yaptığın kültür-fizik hareketleri mi sanal?

Yoksa Amelebirliği Başkanlığı için yaptığın girişimler mi sanal, Kamuran?

AK Parti İl Başkanı olma sevdandan vaz mı geçtin yoksa?

Koş Abdullah Karagüzel’e, seni Zonguldak Belediye Başkan Adayı yapsın Kamuran!

Sırf “sendika üyesi” diye, liyakatsız bir sürü kişinin göreve gelmesini sağladınız Kamuran.

Bak, ülkenin bir yanında terör var.

Askerimiz, polisimiz canı pahasına orada çarpışıyor.

Vatan için, millet için, ezan için, bayrak için…

Siz burada üyelerinize koltuk bulma derdine düşmüşsünüz Kamuran!

Şimdi al yanına Sadettin’i, Mehmet Ali’yi, Sedat’ı, koş İnanış’a…

Koş Yeni Adım’a! Sonra ikinci tura başla… Halkın Sesi’ne, Şafak’a…

İhmal etmeyin Basın İlan Kurumu’nu da!

Bizim kapı kapalı sana…

Değil Abdullah Karagüzel, Sabrı Tığ bile açamaz bu kapıyı sana!

Akacak kan, damarda durmaz…

Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban’a paralel kumpası kurmaya çalışan ekip, bize de bir kumpas hazırlamış.

Hem de bir değil, iki değil, üç değil…

Hani Taraf Gazetesi’ni solcu gazete sandık da, cemaatçi çıktı ya...

Hani Karşı Gazetesi’ni solcu sandık da, cemaatin finanse ettiği anlaşıldı ya…

Benzer bir durumla karşı karşıyayız galiba…

Ama bizi ilgilendiren kısmı orası değil.

“Körle yatan şaşı kalkar” demiş atalarımız.
Bunlar, cemaatle yata yata onlara benzemişler.
Mertlik yok, kumpas var! Vız gelir, tırıs gider.
“Akacak kan, damarda durmaz” sözü boşuna mı söylenmiş?
Ne varsa kaderde çekilir… Ama bu iş öyle kolay kalmaz yanınıza! Bunu da bil!

Mevlana’nın başı döner!

Zonguldak’ta öyle insanlar tanıyoruz ki, yanar-döner!

Hazreti Mevlana görse bunları, inanın başı döner!

Bilseydi soysuzların;

“Suskunluğum asaletimdendir.

Her lafa verilecek bir cevabım var.

Lakin bir lafa bakarım ‘laf’ mı diye...

Bir de söyleyene bakarım ‘adam’ mı diye?” diyeceğini…
Haykırırdı, “Bre soysuzlar, sizin suskunluğunuz asaletinizden değil, soysuzluğunuzdan” diye!

Yaşam koçum…

Herkesin hayatında bir “yaşam koçu” vardır.

Benimde uzun yıllar sözünü dinlediğim bir “yaşam koçum” var!

Bana derki:

“Bacakları kısa olan birine dikkat et…”

“Nedir bunun hikmeti?” diye düşündüm.
Gün içinde karşılaştığım insanlara, yaşadığım sorunlara baktım.

Sonra kararımı verdim.

Gerçekten dikkat etmem gerekiyor.

Sadece onlara mı?

Başka öneriler de var.

Yeri ve zamanı geldikçe paylaşırım sizlerle