Çaycuma&8217;da yaşanan köprü faciasının ardından Bakanlar, Milletvekilleri hemen yeni köprü yapılması için seferber oldular.
Bu güzel bir gelişmeydi.
Acıyı, fırsata dönüştürmenin vaktiydi.
Ancak eksik olan bir şey vardı.
Çöken köprü, hemen yanındaki çökmeyen köprünün yanına mı yapılmalıydı, yoksa Çaycuma&8217;da ki gelişmeler de baz alınarak farklı bir noktada mı yapılmalıydı.
İnşaat Yüksek Mühendisi ve memleket sevdalısı Bülent Kantarcı&8217;dan bu konuda çok ciddi bir öneri geldi.
Öneri şöyleydi;
&8220;Yıkılan eski köprünün yanına yeni teknoloji ile ve daha geniş olan yenisinin yapılması zorunlu idi. Ve çok şükür ki, önceden yapılmıştı. Şimdi onu rahatça kullanıyoruz.
Yeni köprünün yanına bir yeni köprü daha yapmak yerine Çaycuma İmar Planında yerleri belli olan 2 adet yeni köprüyü yapalım. Çünkü, hali hazırda üzerinden geçtiğimiz köprüde &8216;kapasite&8217; sorunu yok. Zaten ucunda &8216;trafik ışıkları&8217; var.
Çaycuma&8217;yı Zonguldak merkez gibi &8216;tek giriş-çıkışlı&8217;bir yer olmaya mecbur ve mahkum etmeyelim. Eski İstasyon şimdiki Atatürk Caddesi üzerindeki yığılmayı arttırmayalım. Çaycuma&8217;nın iki yakasını farklı yerlerden birbirine bağlayalım. Kenti yayalım. Yeni caddelerin açılmasını, yakın köylerimizin ve yeni oluşacak kentsel alanların da değer kazanmasını sağlayalım.
Bu köprüler sayesinde &8216;raylı ulaşım sisteminin&8217; Çaycuma çevresinde bir RİNG (halka) olarak oluşturmasının başlangıcının temelini atalım. (Düşünsenize, Havaalanından, Kayıkçılardan veya Perşembe&8217;den tramvaya binen hemşehrimizin çarşı merkezine, Devlet hastanesine vs. çok hızlı ve güvenli bir biçimde tek araçla ulaştığını)
Fevkani&8217;den ve Gazipaşa&8217;dan başka bir yer göremeyenlere ve onların engellemelerine karşın, çok yaygın bir yerleşime sahip Çaycuma&8217;nın, yakın köyleri ile halen bütünleşmiş olduğunu, komşu beldelerle de birleşerek hızla bir &8216;metropol&8217; olma yolunda olduğunu, bunun uzun vadede engellenemeyeceğini görmeye çalışalım.
Bizim sloganımız bölünmek, parçalanmak olmamalı, biz aksine bu köprülerle sıkı birleşmeleri sağlayalım&8221;
Gündemde Filyos Limanının ihalesi ve projenin başlaması var.
O zaman bu öneri çok daha büyük anlam taşıyor.
Vali Erol Ayyıldız&8217;a Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü&8217;ndeki deneyimlerini de göz önünde bulundurarak bu öneriyi bir daha değerlendirmesini öneriyoruz.
Yeni köprü 3-5 ay geç başlasa ama böylesine bir projelendirmeye gidilse nasıl olur?
Aynı olayda babasını kaybeden Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen de bu düşünceye sahip çıksa nasıl olur?
Suç işliyorsunuz&8230;
Derler ya; &8220;Yol medeniyettir&8221;
Gerçekten de öyledir.
Yol ne kadar medeniyet olduysa kaldırımların ne suçu var.
O halde kaldırımlarda özellikle kalabalık kentlerde medeniyetin hasıdır.
Babasıdır.
Kentin medeni davranışının ne durumda olduğunu açıkça ortaya koyar.
Kenti kimlerin yönettiğine anlamanıza yardımcı olur.
İnsana, yaşama, hizmete saygıyı ortaya koyar.
Bizim gibi küçük kentlerde herkes birbirini tanıdığı için insanların daha özverili olması beklenir.
Ama bizde öyle değil.
Tam aksine.
Belediye Başkanlarının, Başkan yardımcılarının, meclis üyelerinin, Zabıta müdürlerinin yapması gereken görevlerden biri de sokağın adaletini sağlamaktır.
Yolların, işletmelerin, ve o yollardan geçenlerin hakkını hukukunu korumak ve güvence altına almaktır.
Daha doğrusu biz öyle biliyorduk.
O kentin vatandaşlarının ulaşım hakkını sağlamakla görevli yöneticiler bu kısımlarda işgale izin vermemekle yükümlü.
Ama öyle olmuyor.
Zaman zaman yaptığımız çağrılardan önce kendileri rahatsız oluyorlar.
İsteyen istediği gibi davranıyor.
Belediye Başkanı, Başkan Yardımcıları, iktidar muhalefet meclis üyeleri, Zabıta Müdürü ve ilgili denetçiler göz göre göre suç işliyor.
Halkın yolunu büfecilere, köftecilere, kebapçılara, balıkçılara kontrolsüz ve kuralsız olarak peşkeş çekiyor.
Yıkılması gereken yerler giderek büyüyor.
Bu konularda söz sahibi olanlar ondan korkuyor, bundan korkuyor ama çıkarsız şekilde sadece hizmet bekleyen halktan korkmuyorlar.
Her taraf işgal altında.
İşgaller büyüyor.
Adamlar yolun ortasına büfe yapıyor, kaldırımları göz göre göre kapatıp dükkanlara ilave ediyor.
Başkan, Başkan yardımcıları, Meclis üyeleri ve zabıta müdürü de sağıra yatıyor.
Kentin Valisi de yetki alanı dışında olduğu için karışmıyor.
Belediye Başkanlarına; &8220;Nedir arkadaş bu?&8221; diye sormuyor?
Neymiş yolları, kaldırımları yıkayacaklarmış.
Siz önce şu işgallere bir son verin.
Herkese eşit kuralları uygulayın.
Büfelerin, köftecilerin, balık restoranlarının, kebapçıların ve işgalcilerin hakları varsa onları da koruyun ama önce vatandaşın hakkını koruyun.
Kentin hakkını koruyun.
Sonra yolları yıkarsınız.
Yoksa bu gidişle ne yıkanacak yol, ne kaldırım kalacak.
Lütfen biraz medeni olun, işgalcilere de, sokakları da, kaldırımları da medeni olmaya zorlayın.
Mithatpaşa Tüneli&8217;nin ihalesi yarın yapılacak.
Tünel iki ayrı şerit şeklinde 2 bin
Toplamda 4 bin
Nereden nereye.
Bu aşamaya gelmek kolay olmadı.
Anlatacak çok şey var.
Nasip olursa tünele başlandığında yazılacak uzun bir hikayesi var.
Bu Tünel için yapılan imza kampanyasında halkın sorunu ne kadar sahiplendiğini çok iyi gözlemlemiştik.
Cevdet Cin, Şerafattin Nas, Nihat Aygün yüksek sesle vatandaşları kampanyaya destek için davet ederken, kampanyada görev alanların ve destek imza atanların heyecanlarını görmüştük.
Medyanın da desteği ile çok anlamlı bir kampanya idi.
O gün bir kez daha anlamıştık ki insanları ortak değerlerde buluşturduğunuzda yan yana gelebiliyorlar.
Kendinden başka herkesi sucu, bucu diye kategorize etmeye bayılan Zonguldaklılar aslında Mithatpaşa Tüneli&8217;nde olduğu farklı konularda da bir araya gelebilir.
Bunun için organizasyonun ve organizasyonu yapanların doğruluğu çok önemli.
Bu saatten sonra süratle inşaata başlanıp tamamlanması için yazıp çizeceğiz.
Bu konuda anlatacak çok şey var.
Gün olur tünel tamamlanır, o günleri sağlıklı bir şekilde görebilirsek ne olmuş ne gitmiş hepsini bir kitapta toplarız.