23 Nisan,
Neşe doluyor insan...
Bu resmi bayramımıza özel bir şarkı sözüyle başlamak istiyorum.
23 Nisan kutlu olsun.
Sevinin küçükler,
Övünün büyükler,
23 Nisan kutlu olsun...
*
Tabi,
Böyle müstesna günlerde,
İnsan,
Mutlu ve keyifli oluyor.
Yarın,
Geleneksel olan,
Koltuk devretme günü.
Aklıma 'Kim koltuğunu kime devreder?' sorusu geldi.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem,
23 Nisan'da,
Koltuğunu,
Oğlu Emirhan Erdem'e devreder.
CHP İl Başkanı Devrim Dural,
Koltuğu,
Samet Albayrak'a teslim eder.
Aslında,
Emirhan sabah Belediye Başkanlığı koltuğuna,
Öğleden sonra,
İl Başkanlığı koltuğuna oturabilir.
Ahmet Ateş'e oturabileceği genişlikte bir koltuk bulamadım.
CHP Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden,
Koltuğunu,
Dünür Yusuf Yamakoğlu'na devreder.
O da,
Burnu düşmesin diye,
Mustafa Özdemir'e otur, kalk yaptırır.
İl Genel Meclisi Başkanı Necdet Karaveli Koltuğunu,
CHP adayı Hayrettin Kartal'a devreder.
MHP İl Başkanı Çağatay İpekçi,
23 Nisan'da koltuğunu,
Mehmet Ali Güldaş'a devreder.
Güldaş makam odasında,
Eski kaşar ikramında bulunur.
Ereğli'den Safiye Karaarslan'ın,
Bir koltuğu yok ama,
23 Nisan'da gönlü olsun diye,
Kılıçdaroğlu Gönüllüleri spotçudan,
Koltuk ve televizyon arıyor.
TV'de Temel Reis ve Safinaz'ı izlesin diye.
Tabi işin medya ayağı da var.
Peki Ali Rıza Tığ'ınkine kim oturacak?
Buldum!
Akın Kavi oturacak.
Benim koltuğa göz dikenler olmasın.
Ben koltuktayken aman diyeyim oturmayın.
Benim koltuk 'bedelli'.
*****************
Zonguldak'ta,
Önce işe alınıp,
İlk iş gününde işine son verilen,
İşçi konuşulmaya devam ediyor.
Şahsın,
Eski bir hükümlü olduğu,
Herkesçe bilinen bir şey.
Eğer,
Bundan dolayı işten çıkarıldıysa ki,
Sebebin bu olduğu söyleniyor.
İşe girerken buna bakılmadı mı?
CHP bazı kadın yöneticilerin,
Bu işe alıma tepki gösterdiği söyleniyor.
Yahu,
Uşak'ta olanlara,
Neden CHP'li kadınların sesi çıkmıyor?
Ben suç ve suçlu güzellemesi yapmıyorum.
Ama,
İnsanlar zaten cezasını çekmiş.
Rehabilite olmuş.
İlla toplum entegrasyonuna engel mi olalım?
Hem ayıp, hem günah.
Kurum üniforması giydirip,
Sonra çıkarttırmak ayıptır.
Öte yandan,
Nazmi Özden'in verdiği ikinci ismin işten çıkarılışı bu.
Daha önce de olmuştu.
Bu işlerin arkasında,
Bir gazeteci var.
İşten çıkarılan şahsın oğluna garezi vardı.
Asıl arkada yatan sebep bu.
Öte yandan,
Akın Kavi,
İşten çıkarılan kişiyi,
Tahsin Erdem’i öveceğim diye,
Hedef tahtası yapmış.
Ekmekle alay olmaz.
Ekmekle yağcılık olmaz.
İşten çıkarılan şahsı toplumdan uzaklaştırmak istiyorlar.
Eeee!
Akın Kavi seni ne yapalım?
Adam öldürmedin.
Ama kamuyu zarar uğrattın.
Zonguldak Belediyesi'ne,
20 Milyona yakın borcun var.
Biz bu halinle seni bağrımıza bastık.
Ayıp ayıp!
*******************
İşe alım demişken,
Zonguldak Belediyesi’ne alınan işçilerden,
4-5 kişinin,
İşten ayrılacağı iddia edildi.
'Bize çöpe gireceksin demediler' diye,
Gururlarına yedirememişler.
Sağa sola,
İstifa edeceklerini söylemişler.
Dün demiştim.
Eşi, dostu çocuğunu,
Çöpte çalıştıramazsınız diye.
Her şey,
Aslına rücu ediyor.
O kişilere sesleniyor.
Bu düzeni kendinizce düzeltmeye çalışmayın.
Keza siz bozmadınız.
**************
Bazen kızıyorum mesleğe ama,
Bırakamıyorum da.
İki gün yazmasam,
Vallahi hasret kalıyorum.
Düşünebilmek ve yazabilmek büyük lütuf.
Büyük nimet.
Allah da bize böyle bir yetenek vermiş.
Kızınca,
Hep şükrederek teskin ediyorum kendimi.
Aklıma,
Taşlıcalı Yahya'nın,
Şehzade Mustafa'ya yazdığı mersinden sonra,
Kanuni Sultan Süleyman'ın sözleri geliyor.
Taşlıcalı şöyle yazmıştı, "Meded meded bu cihanın yıkıldı bir yanı
Ecel celâlîleri aldı Mustafa Hânı
1. Meded, meded! Bu dünyanın bir tarafı yıkıldı. Çünkü ecel eşkıyaları Mustafa Han’ı yakaladılar ve boğdular.
2. Tohındı mihr-i cemâli bozuldı erkânı
Vebale koydılar âl ile Al-i Osmânı
2. Onun güneş gibi parlak olan yüzü battı ve maîyeti bozuldu. Osmanoğullarını hîle ile günaha soktular.
3. Geçerler idi geçende o merd-i meydânı
Felek o canibe döndürdi şâh-ı devrânı
3. Padişahın yanında o yiğidin sözü geçtikçe onu çekiştirirlerdi. Nihayet devir padişahını felek, onların yönlendirmek istedikleri tarafa döndürdü."
Bunu okuyan Kanuni,
Taşlıcalı'ya şöyle dedi, "Senin kelleni almam gerek. Ancak kalemin kuvvetli. Şiirlerin ala. Senin de bu alemdeki vazifen buymuş demek ki.”
Ben de öyle diyorum.
Farklı ruhum.
Benim de alemdeki vazifem buymuş demek ki.
Allah,
Kalem erbabı,
Mehmet Akif Ersoy nasibinden versin.
Onun şöyle demişlerdi, "Allah'ın da şairleri olur".
Bence Allah'ın da gazetecileri olur.
İlk haberci kimdi?