CHP’li belediye başkanlarında "büfe hastalığı" var!

Zonguldak Belediyesi, cadde ve sokaklardaki büfelerle ilgili ihale açmış!

Zonguldak kent merkezindeki belediyeye ait 12 büfenin 10 yıllığına kiralaması ihaleyle yapılacak.

İlginç olan ise, Zonguldak Belediyesi’ne milyonlarca lira borcu olan biri, büfeyi başka birine devretmiş!

Üstelik adamdan para da almış!

"Parayı ödediğinde büfeyi geri alırım" demiş!

Parayı ödememiş, büfeyi geri alacakmış!

Parayı ödememiş, büfeyi geri alamamış!

Zonguldak Belediyesi, büfeyi ihaleye çıkartınca, bu kişi ihaleye girip bedavadan büfe sahibi olacak!

Büfenin resmi sahibi de havasını alacak!

Mağdur olacağını düşünen kişi, gitmiş Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem ile konuşmuş!

Meğer Tahsin Erdem, bedavadan büfe sahibi olmaya çalışan bu kişinin defterlerini tutuyormuş!

Şimdi olacak iş mi bu?

Sen, adamdan para al!

Parayı ödemeyince, büfeyi ver!

Şimdi aynı büfeyi belediyeden bedavaya geri almaya çalış!

Dürüst olduğunu söyleyen Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, buna göz yumsun!

Tahsin Erdem, Zonguldak Belediyesi’nin iki yakasını bir araya getireceğini söylemişti!

Ben inanmamıştım...

Haklı çıktım.

Tahsin Erdem, bir-iki kişinin yakasını bir araya getirmeye çalışıyor!

Bakalım, başarılı olacak mı?

Bu arada, Tahsin Erdem, büfe ihaleleri nedeniyle yeni bir koruma talebinde bulunabilir!

Gelişmeleri dikkatle izliyoruz.

Köfteci Yusuf...

Geçen hafta Çanakkale-Bursa-İznik turundaydık.

İznik’te Köfteci Yusuf’a girdik.

Günlerden pazar...

Köfteci Yusuf’un ilk şubesi orası...

İki katlı mekan...

Oturacak yer yok.

Hesabı masada değil, kasada ödüyorsun.

Ne yediğini söylüyorsun, parayı veriyorsun.

İlave salata iste, para yok.

Çay iç, para yok.

Tok bir esnaf...

Bir şubesindeki bir üründe, binde bir oranında domuz eti çıkmış!

Olacak iş mi?

Neyse...

Olaylar patlayınca, bir arkadaşım, Köfteci Yusuf hakkındaki haberin linkini atmış, “Afiyet olsun” yazmış!

“Domuz eti sağlığa zararlı değil! Sadece günah! Her gün günah işliyoruz. Bir de Köfteci Yusuf için işleyelim” yazdım.

Köfteci Yusuf’un ürünlerine domuz eti karıştırmasını gerektirecek bir durum yok ki...

Ekonomik değil.

Binde birlik katkı mantıklı değil.

Adamın işi başından aşkın.

Böyle bir riske girmesine gerek yok.

Köfteci Yusuf’un olduğu bir yerden geçsem, gider gönül rahatlığıyla yerim.

Cinayet...

Zonguldak’ın Devrek ilçesinde Hayrettin Çorukcu (60) ve yeğeni Yüksel Kürekci'nin (46), ormanda alkol alırken, silahlı saldırıda öldürülmesinin ardından başlatılan soruşturma titizlikle yürütülüyor.

Çok ilginç detaylara ulaşıldı.

Soruşturmayı etkilememek için bekliyor, ifadelere ulaşmaya çalışıyoruz.

Ormanlık alanda içki içerken öldürülen iki isim var.

Gözaltına alınıp ifadesine başvurulan 12 kişi var.

Aile içinden isim var.

Aile içinden birine yakın birisi var.

Bomba yakında patlar.

Bir namazlık saltanat...

Cahit Sıtkı Tarancı, "35 Yaş" şiirinde şöyle diyor: 

“Ayva sarı, nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.

Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?

Bu kaçıncı bahçe gördüm tarumar?

     N'eylersin ölüm herkesin başında.

     Uyudun, uyanamadın olacak.

     Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?

     Bir namazlık saltanatın olacak.

     Taht misali o musalla taşında.”

İnanış Gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Zonguldak Birlik Medya’da iş ortağımız sevgili Hasan Atik’i kaybettik.

Bir süredir sağlık sorunlarıyla boğuşuyordu.

Allah taksiratını affetsin.

Mekanı cennet olsun.

Ailesinin, sevenlerinin başı sağolsun. 

Kıssadan Hisse: Terbiye...

Hükümdarlardan biri, vezirine, oğlunun hocasıyla ilgili yakınıyordu:

"Ben, oğlum ilim öğrensin istiyorum. Benim yerime iyi bir hükümdar olsun... Ama o devamlı müzikle, sazla, sözle uğraşıyor. Zannımca hocası onu, vasfına yakışır şekilde yetişmesi yönünde destekleyemiyor."

Vezir:

"Hükümdarım, hocanın elinde mucize yok! Çocuğun neye yeteneği varsa, hocası ancak onda ilerlemesine yardım edebilir. İnsanın doğası değiştirilemez. Terbiye, yaratılışa bağlıdır."

Hükümdar, düşüncesinin arkasındaydı. Doğuştan sahip olduğumuz yetilerin, terbiye ile değiştirilebileceğini savunuyordu. Bunu kanıtlamak için de; bir akşam sarayda eğlence tertip ettirdi. Eğlence arasında eğitimli kedilerin bir gösterisi vardı. Kediler, sırtlarına konan tabağı ve tabağın içindeki yanan mumları düşürmeden itinayla taşıyorlardı. Hükümdar, vezire, kedileri göstererek, "Görüyor musun? Terbiye ile neler başarılabiliyor" dedi.

Vezir, karşılık vermedi, olumlu ya da olumsuz... Başka bir eğlence gecesini bekledi ve bu geceye gelirken de yanında birkaç tane fare getirdi gizlice... Kedilerin gösterisi başladığında, fareleri kedilere doğru salıverdi. Fareleri gören kediler, sırtlarındaki tabağı, mumu unutup farelerin peşine düştüler. Mumlar bir yana, tabaklar bir yana yuvarlandı. Yanan mumlardan, halılar tutuştu. Ortalık bir anda tarumar oldu. Bu sırada vezir ise,  padişaha sokulup; iddiasını destekler kanıtı gururla seyrederek şöyle dedi:

"Gördünüz mü padişahım? Terbiye, yaratılışa bağlıdır." (Alıntı)

Günün Fıkrası: Kadın kulağı...

Adam, geçirdiği kazada kulaklarını kaybetmişti. Uzun süre araştırıp iyi bir plastik cerrah buldu. Ameliyat çok başarılı geçmişti ve sıra gelmişti bandajların açılmasına...

Bandajlar açıldı. Doktor, bir yandan adamın duyup-duymadığını kontrol etmek için konuşuyor, bir yandan da hemşireler adamın kulaklarının durumuna bakacağı aynayı hazırlıyorlardı.

Adam, aynaya bakar bakmaz dehşete düştü:

"Aman Allahım doktor! Bana kadın kulakları takmışsınız!"

"Kulak, kulaktır... Kadını-erkeği olmaz" demiş doktor...

Adam da, "Yanılıyorsunuz! Her şeyi duyuyorum ama hiçbir şey anlamıyorum!" demiş!