&[#]8220;Yaktın yandırdın beni,
Zalim aldattın beni.
Ne dedim de darıldın,
Bir pula sattın beni.&[#]8221;
Gözünü seveyim şu ozanların.
Bu gün dilimizde dolaşan, kulağımızda müzik olarak duyulan, aklımızdan hiç silinmeyecek şekilde kalan dizelere bayılıyorum.
Yüz yıllar öncesinden yazılmış, günümüze de tıpa tıp uyan binlerce şiir var.
Öyküler var.
Ozanlarının, yazarlarının adı unutulmuştur.
Ancak şiirler, öyküler o kadar gerçektir ki günümüze kadar gelmiştir ve bizden sonraki kuşaklara da aynı değerde gidecektir.
Bu şiirleri herkes kendi anlayışına göre yorumlayabiliyor.
Hatta bazılarımız, kendilerinden çok önceler de yaşamışlar tarafından yazılan şiirleri kendi politik görüşlerine uyarlayarak söylediklerinden hayli sıkıntı çektiklerini de biliyoruz.
Bir şiir yüzünden çekilen sıkıntıların sonunda bir takım kazanımlar sağlayanların da günümüzde var olduğunu görüyoruz.
Her dönemde şairler, yazarlar sıkıntı içinde yaşamış ve bu dünyadan göçüp gitmişlerdir.
Yazdıklarından yararlanmak şöyle dursun, çok zarar görmüştür şairler.
Yazarlar da öyledir.
Yazdıkları yüzünden sürüm, sürüm sürünenlerden tutun da, &[#]8216;sokakta bulmadıkları canlarını&[#]8217; sokakta kaybedenlerine kadar yüzlerce yazar yok olup gitmiştir.
Geriye yazılarındaki gerçekler kalmıştır.
Şairlerden esinlenmek güzeldir.
Onların söylediklerine inanmak örnek almak ve o doğrultuda uğraş vermek erdemdir.
Sanatçılar hassas insanlardır.
En ufak olumsuzlukları hemen algılarlar.
Şiirleri, düz yazıları, romanları, müzikleri, resimleri ile olumsuzlukları ortaya koymakta gecikmezler.
Onlara kızılmaz.
Onların ortaya koydukları eserler yok sayılamaz.
Onlar gerçeklerin sözcüleridir.
Onlar toplumun gözcüleridir.
O yüzden onları
&[#]8216;Yakıp yandırmayın.
Zalimlik yapıp aldatmayın,
Dediklerine darılmayın,
Bir pula da satmayın!&[#]8217;
Şimdi bu yazıyı kimlere yönelttiğimi düşüneceksiniz.
Biraz daha düşünün, eminim bulacaksınız.
Hatta buldunuz bile.
Yanılıyor muyum?