Gün batımı.
Güneş tüm güzelliğiyle salınıyor Karadeniz&[#]8217;in üstüne.
Önce yavaş yavaş.
Ufuk çizgisine yaklaştıkça hızlanıyor.
Ve kaybolup gidiyor.
Arkasında inanılmaz bir güzellik, muhteşem bir kızıllık bırakarak.
Bu manzaraya İstanbul&[#]8217;da İsmail Recai Şanlı ağabeyimizle de tanıklık etmiştik.
Boğazda yemekteydik.
Güneş batmak üzereydi.
Kadehini kaldırdı; &[#]8220;Bu manzarayı kaçırmayın&[#]8221; dedi.
Ve hemen hatırlattı: &[#]8220;Bu güneş Filyos&[#]8217;ta, Zonguldak&[#]8217;ta çok daha güzel batıyor.&[#]8221;
Gerçekten öyle.
Sanki bir ressam az önce fırçalamış Karadeniz&[#]8217;i.
Öylesine kızıl, öylesine mavi, öylesine güzel.
Ama bu manzaranın öncesini düşünsenize.
Sahillerimiz çöplük.
Kanalizasyon denize akıyor.
Yollar kazılıyor.
Gürültü-patırtı çabası.
Tarihi eser diye tuttuğumuz binalarda insanlar ölüyor.
Kaçak katlar çıkılıyor.
Ve bence güneş, tüm bu çirkinliği daha fazla aydınlatmamak için hızla batıyor.
Dünyanın başka güzelliklerine ışık tutuyor.
Ne olur kentimizin yöneticileri daha çalışkan, daha duyarlı, daha planlı olsalar?
Bu güzelliklere daha fazla doysak.
Ve bu akşam güneş yine çok güzel batıyor.
Bakakalıyoruz ardından.
Kıssadan Hisse: Akıl Nedir?
Bir akıl hastanesini ziyareti sırasında, adamın biri sorar: &[#]8220;Bir insanın akıl hastanesine yatıp yatmayacağını nasıl belirliyorsunuz?&[#]8221;
Doktor cevap verir: &[#]8220;Bir küveti su ile dolduruyoruz. Sonra hastaya üç şey veriyoruz. Bir kaşık, bir fincan ve bir kova. Sonra da kişiye küveti nasıl boşaltmayı tercih ettiğini soruyoruz.&[#]8221;
Adam: &[#]8220;Anladım. Normal bir insan kovayı tercih eder. Çünkü kova kaşık ve fincandan büyük&[#]8221; der. &[#]8220;Hayır&[#]8221; der doktor ve ekler: &[#]8220;Normal bir insan küvetin tıpasını çeker. Akıl; sadece bize sunulanlar dışında çözüm bulmaktır.&[#]8221;