İnsan gerçekten şaşırıyor. Bu ne özgüven kardeşim? 150 oy alması zor görünen adamlar, aday adayıyım diye çıkıyor sokağa.

Elbette demokrasilerde aday adayı olmak, hatta aday olmak her yurttaşın hakkı.

Ama bu ne böyle kardeşim? Düne kadar kader birliği yaptığın kişinin karşısına çıkıyorsun; &[#]8220;Ben de adayım&[#]8221; diyorsun. Kimi olduğu yeri unutup, &[#]8216;dağın arkasını gören&[#]8217; adama dönüşüyor. Kimi, ilçesini koca bir şehire dönüştürüyor.

Düne kadar birlikte kadeh tokuşturduğu arkadaşının aleyhine konuşuyor.

Proje ellerinde değil, dillerinde. Sadece konuşuyorlar.

Aslında hepsi, aday olsalar bile seçimi kazanamayacaklarını biliyorlar.

Sadece aday olmak istiyorlar.

Onlara bu bile yetiyor.

Bize ise kendini değil, kentini düşünen adaylar gerekiyor&[#]8230;

Ama nerde&[#]8230;

Salaklık bulaşıcıdır&[#]8230;

&[#]8220;Etme cahil ile sohbet azdırırsın. Silme burnunu kiremitle çizdirirsin&[#]8221; mealinde bir atasözü vardır. Siz anladınız onu... Şimdi bu sözün altına ne yazacağımızı merak ediyorsunuz. Çok bir şey yazmayacağım.

Farkındaysanız, şu sıralar bir sürü salak bir araya gelmiş. Sadece hatırlatayım: Salaklık bulaşıcıdır&[#]8230; Ama bunu ben söylemiyorum. Üstat Necip Fazıl Kısakürek söylüyor.

Kıssadan Hisse: Ağaç dikmek&[#]8230;

Bir hükümdar, maiyetiyle birlikte ülkesinde bir gezintiye çıkmıştı. Yolu üzerindeki bir köyde, çok yaşlı bir adamın tarlasına fidan dikmekle meşgul olduğunu gördü. İhtiyara uzaktan seslendi: &[#]8220;Baba, sen ne diye fidan dikmeye uğraşıyorsun? Maşallah yaşını yaşamışsın, bu diktiğin fidanların meyvesinden herhalde yiyemezsin.&[#]8221;

İhtiyar cevap verdi: &[#]8220;Bu diktiğim fidanların meyvesini bizim yememiz şart değil evlat. Biz nasıl bizden öncekilerin diktiği fidanların meyvesinden yedikse, bizim diktiğimiz fidanların meyvesini de bizden sonrakiler yer.&[#]8221;

Bu cevap hükümdarın hoşuna gitti ve ihtiyara bir kese altın verilmesini emretti. İhtiyar bu ihsanı karşılıksız bırakmadı: &[#]8220;Gördün mü evlat, bizim diktiğimiz fidanlar şimdiden meyve verdi.&[#]8221;

Bu cevap da hükümdarın hoşuna gitti, bir kese daha altın verilmesini emretti.

Yaşlı köylü sıradan biri değildi. Çarıklı Erkânı Harp diye nitelenen kişilerden biriydi. &[#]8220;Evlat herkesin diktiği fidan yılda bir defa meyve verir, bizim diktiğimiz fidan yılda iki defa meyve verdi&[#]8221; dedi.

Bu diplomatça cevap da hükümdarın hoşuna gitti ve bir kese daha altın verilmesini emretti. Ama bu defa vezir araya girdi ve hükümdarı uyardı: &[#]8220;Aman sultanım. Bir an önce buradan uzaklaşalım. Bu ihtiyar bu gidişle tarlasına fidan dikmek yerine, devletin hazinesine darı ekecek.&[#]8221;

Günün Fıkrası: Yaş pasta&[#]8230;

Adam, son derece sevdiği ve saydığı karısının 60. yaş gününde önemli konuklarını da davet ettiği parti için bir pasta ısmarlamış. "Üzerine ne yazmamı istersiniz?" diye sormuş Karadenizli pastacı. Adam bir an düşünüp; &[#]8220;Yıllarca yoruldun ama inan daha mükemmelsin; yazılsın!&[#]8221; demiş adam.

&[#]8220;Peki, efendim pastanın üzerine nasıl yerleştirelim, bu yazıyı?&[#]8221; diye sormuş pastacı.

Adam cevap vermiş: &[#]8220;İki satır halinde olsun. Üstte ´Yıllarca yoruldun ama´ altta ´inan daha mükemmelsin´ şeklinde olabilir..&[#]8221;

Parti günü tüm davetlilerin önüne kıvılcımlar saçan maytaplarla pasta gelmiş. Üzerinde aynen şöyle yazıyormuş: &[#]8220;Üstte yıllarca yoruldun ama altta inan daha mükemmelsin.&[#]8221;

Günün Sözü:

Kavakların dikliğine, boylarının uzunluğuna bakıp onları önemli bir şey sanmayın. Bütün kibirli, meyvesiz ve gölgesiz yaratıkların başları bulutlarda sallanır.

Cemil Sena