Zonguldak'ta "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geliyor" diye ciddi bir hazırlık yapıldı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hastalığı nedeniyle kente gelemedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yerine AK Parti Genel Başkanvekili ve eski Başbakanlardan Binali Yıldırım, Zonguldak'a geldi ve 84 adet kamu yatırımının açılışını yaptı.
Peki, bu 84 farklı ve önemli yatırım neydi?
Bu yatırımların bir listesi basına neden dağıtılmadı?
Bu listeyi basına kim dağıtmalıydı?
Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz mı?
Yoksa otobüs paralarını bile Valiliğe ödetmeye çalışan AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun mu?
Bu 84 maddelik yatırımın listesi, gazetelere gönderilebilirdi.
Çok zor bir iş mi?
Zonguldak'ta AK Parti yerlerde sürünüyor.
AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun ile Merkez İlçe Başkanı Mükerrem Ayçiçek konuşmuyor.
Mükerrem Ayçiçek, Zeki Tosun'a karşı İlçe Başkanlarıyla görüşmeler yapıyor.
Zonguldak Belediye Başkanı Ömer Selim Alan, Zeki Tosun'u istemiyor.
Milletvekilleri istemiyor.
Böyle bir ortamda başarılı olunma şansı var mı?
AK Parti Genel Merkezi, bu duruma derhal müdahale etmeli.
AK Parti, rehabilitasyon merkezi mi?
Zonguldak'ın "işe-aşa-hizmete" ihtiyacı var.

Kıssadan Hisse: Şam Valisi...
Rivayete göre, Şam Valisi Esat Paşa, sıfırı tüketir ve hazine boşalır. Büyük sıkıntıya düşer. Danışmanları, çare olarak Şam'daki dokumacılara fazladan vergi koymasını tavsiye eder.
Bu tavsiye üzerine Esat Paşa danışmanlarına, "Böyle bir vergi koyarsak, ne kadar gelir elde ederiz?" diye sorar.
"Elli veya atmış kese altın elde ederiz" derler.
Bunun üzerine Esat Paşa, "Bu insanlar zaten zar-zor ayakta duruyor. Bu vergiyi nasıl ödeyecekler?" diye sorar.
"Evlerindeki altınları ve mücevherleri satarlar Paşam" diye cevap verirler.
Esat Paşa, "Ben bu meblağı daha güzel bir yöntemle elde etsem nasıl olur?" diye sorar. Danışmanları sessizliğe bürünür.
Ertesi gün Paşa, Müftüye bir davet göndererek, "Gece gizlice buluşalım" der. Müftü, gece Paşanın yanına gelir. Paşa, "Müftü Efendi, bize ulaşan bilgilere göre özel hayatında şeriata aykırı davranıyor ve evinde gizlice içki içiyormuşsun. Bu durumu İstanbul'a bildirmem gerek. Ancak 'önceden seni haberdar edeyim' dedim" der.
Bunu duyan Müftü Efendi, Paşaya yalvarmaya başlar. İstanbul'a haber vermemesi için paşaya bin mecidiye vermeyi teklif eder. Paşa, kabul etmez. Müftü, iki katını teklif eder. Paşa, yine kabul etmez. Sonunda altı bin mecidiyede anlaşırlar.
Sonraki gün Esat Paşa, Kadı Efendiyi davet eder. "Kadı Efendi, rüşvet aldığın ve makamını şahsi menfaatin için kullandığına dair güvenilir kaynaklardan elimize bilgi ulaştı" der.
Bu sefer Kadı Efendi, Paşaya yalvarmaya başlar. "Aman efendim, beni görevimden almayın, insanlara rezil olurum" diyerek Müftü Efendi gibi Esat Paşa ile pazarlığa başlar. Kadı ile de altı bin mecidiyede anlaşırlar.
Sonra sırasıyla defterdar, karakol komutanı, esnaf ağası ve büyük zenginleri tek tek davet eder. Bu operasyonun sonunda Esat Paşa, tam iki yüz kese mecidiye altını toplar. Arkasından danışmanlarını çağırır, "Şam halkına vergi koyduğumu falan duydunuz mu?" diye sorar. "Hayır Paşam, duymadık" derler. "Bakın hiçbir vergi koymamama rağmen elli yerine iki yüz kese mecidiye altını topladım" der. "Bunu nasıl yaptınız Paşam?" diye sorduklarında, "Kuzuların derilerini yüzmektense, koçların yünlerini kırkmak daha iyidir" der.

Günün Fıkrası: Solucan...
Biyoloji öğretmeni, dört ayrı deney kabına birer tane solucan koyar...
Birinci solucanı bira dolu kaba...
İkinci solucanı şarap dolu kaba...
Üçüncü solucanı rakı dolu kaba...
Dördüncü solucanı da taze sebze dolu kaba...
Ertesi gün öğretmen, öğrencilerine sonuçları gösterir...
Bira içerisindeki birinci solucan ölmüştür.
Şarap içerisindeki ikinci solucan ölmüştür.
Rakı içerisindeki üçüncü solucan da ölmüştür,
Sebzelerin içerisindeki solucan ise, yaşıyor ve capcanlıdır
Öğretmen sınıfa sorar:
"Bu deneyden ne öğrendik?"
Öğrencilerden biri cevap verir:
"Her kim bira, şarap ya da rakı içiyorsa, midesinde kesinlikle solucan olmayacaktır. Sırf otla beslenenler ise kurtlanır."