Gazeteciler olmasa, bu kenti yönetmek çok rahat olacak.

Kendi kendime böyle düşündüm dün akşam.

Çünkü ne sıkıntı varsa, gazeteciler koyuyor ortaya.

Eğer gazeteciler olmasa, ne Mithatpaşa Tüneli sorun solacaktı, ne Ereğli yolu.

Filyos Vadi Projesi unutulup gidecekti.

Sapça Tüneli&[#]8217;nin halini kim bilecekti?

Dereden pok aktığını kim görecekti?

Yol işi sorun mu? Sırası gelince zaten yapılacaktı.

Bu şehirdeki düzeni bozan, sadece ve sadece gazetecilerdir.

Aslında Valilik&[#]8217;ten gönderilen basın bültenlerini yayınlasalar, belediyelerden gelen açıklamaları haber yapsalar, hiç sorun olmayacak.

Ama adam çıkıp soruyor kardeşim, &[#]8220;Buradan niye pok akıyor?&[#]8221; diye.

Sana ne&[#]8230;

Yani pok şimdi mi akıyor?

Yıllardır akan pokun neyini haber yapıyorsunuz?

Hatta Kapuz Plajı&[#]8217;ndaki ilkel arıtmada bir sorun oldu, plajda insanlar poklarla yüzdü.

Ne oldu yazdınız da, poktan ölen insan gördünüz mü siz?

Böyle poktan işlerle uğraşıyor bu kentin gazetecileri.

Aslında onlara böyle öğretmemişti büyükleri!

Eskiden TTK&[#]8217;ya 100-150 gazete abone yapılıyordu. Sendikaya da her ay fatura kesiliyordu. Erdemir, Kardemir derken hesaplar yükleniyordu. O zaman geriye çapkın işadamları ile çok para kazanan doktorlar kalıyordu. İdare pek rahatsız edilmiyordu.

Ama habercilik anlayışı değişti.

TTK, sendika, belediyeler, Erdemir, Kardemir musluğu kapatınca, gazeteciler biraz daha kent sorunlarına eğildiler.

Ondan sonra sorunlar çıkmaya başladı.

Gazetecilerle siyasetçiler ve bürokratlar karşı karşıya gelmeye başladı.

Valla biz kendi adımıza özür diliyoruz.

Kent yönetiminden sorumlu olanlardan&[#]8230;

Gerçekten özür diliyoruz, verdiğimiz rahatsızlıktan&[#]8230;

Ama sizleri en azından bir süre daha rahatsız etmeye devam edeceğiz.

Çünkü biz hep kalıyoruz, sizler gidiyorsunuz&[#]8230;

Birbirimize katlanmak zorundayız&[#]8230;

Günün Fıkrası: Karı-koca&[#]8230;

Karı-koca, 20 yıllık bir evlilikte sorun yaşamaya başlayınca, kendilerini bir evlilik danışmanının önünde bulmuşlardı.

Danışman, problemin ne olduğunu sorar sormaz kadın, bunca yılın birikiminden olsa, hemen söz alıp, heyecan, üzüntü ve biraz da umutsuzlukla geçen 20 yılda çektiklerini sıralamaya başlamıştı.

Hepsini, ama hepsini eksiksiz saydı, kocasının ona ilgisizliğini, soğuk davranışlarını, umursamazlığını, yabancılaşmasını, yalnızlığını, aralarındaki ilişkinin bittiğini, duygusal ihtiyaçlarının artık karşılanmadığını ve evliliklerinin kavram itibariyle boş ve anlamsız bir beraberlik haline geldiğini anlattı da anlattı&[#]8230;

Danışman onun iyice içini dökmesine izin verdi. Sonra birden ayağa kalktı, kadını da ayağa kaldırdı, önünde bir an hareketsiz tutup gözlerinin içine baktıktan sonra arzu ve şehvet ile saldırırcasına sarılıp uzun uzun öptü. Koca olanı biteni dikkatle, ama karşı çıkmadan izlemişti.

Kadın, yarı afal, neredeyse bulutlarda, yerine düşercesine oturdu! Danışman masasına geçti ve kocaya dönerek, &[#]8220;Bak, karının ihtiyacı tam olarak bu işte! Bunu hiç değilse, haftada üç kez yapabilecek misin?&[#]8221; dedi.

Adam, azıcık düşündükten sonra:

&[#]8220;Bak doktor, mesela hadi Pazartesi ile Çarşamba sana getireyim, ama Cuma getiremem, arkadaşlarla maçım var!!!&[#]8221;

Günün Sözü:

Varlıklı adam küllüğe benzer, ne denli doluysa, o denli pistir.

Arap Atasözü