Vatandaşlık bilinci, sorumluluğu, duyarlılığı yüksek olan ülkelerde işler daha düzgün yürüyor.


Bu ülkelerde vatandaşlar gördükleri aksaklıkları, hataları, yasa dışı işleri yetkililere anında bildiriyor, gördüğünü görmezden, duyduğunu duymazdan, bildiğini bilmezden gelmiyor.


Aksi yönde hareket eden yadırganıyor, vatandaşlık görevini yapmamış sayılıyor, ayıplanıyor, dışlanıyor.


Bu bilinç, sorumluluk anlayışı ve duyarlılık örneği insanları kurallara daha fazla uymaya zorluyor, bu da topluma düzen getiriyor.


Ülkelerin gelişmesinde, ilerlemesinde ve büyümesinde hiç kuşku yok ki bunun büyük payı var.


Bizde halen daha bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti hakim.


Bu zihniyetle ileri gitmek mümkün mü?


Elbette değil.


Bakın Almanya&8217;ya yere sigara veya çöp atanı ya da tüküreni gören hemen ihbar ediyor.


Bizde yerler izmaritten, çöpten, tükürükten geçilmiyor.


Orada trafikte hata yapan sadece kameraya yakalanmıyor, aynı zamanda vatandaşa da yakalanıyor.


Birisi kaçak inşaat yapsın bakalım, komşusu onu ne yapıyor.


Bizde trafik ihlalleri, kaçak inşaatlar aldı başını gidiyor, kimse kimseyi uyarmıyor, şikayet etmiyor.


Emniyet Genel Müdürümüz Sayın Oğuz Kaan Köksal TBMM Kayıp Çocuklar Komisyonu&8217;na bilgi verirken vatandaşın ilgisizliğinden yakınmak amacıyla kendisini çok şaşırtan bir hırsızlık olayını bakın nasıl anlatıyor:


Bir bankanın otomatik para çekme makinesini 3 kişi tulum giymiş söküp araca yüklüyorlar.


Oradaki esnaf &8216;hayrola nedir&8217; diyor, onlar da &8216;arıza var, götürüyoruz&8217; diyorlar.


Esnaflar para çekme makinesini içindeki paralarla birlikte götüren adamlara yardım ediyorlar.


Başka bir olayda adam eşyayı yüklüyor, başka yere taşınıyoruz diyor, vatandaşlar da hayırlı olsun diyor.


İnsanlar bir şeylere şahit olmaktan çekiniyorlar.


Mevzuatta bu konuda insanları rahatlatacak değişiklikler yapılmalı.


İnsanlar vatandaşlık görevlerini yerine getirmeleri konusunda teşvik edilmeli.


İhbar müessessi daha iyi çalışmalı.


Nitekim emniyet ve jandarmanın başarısında ihbarların büyük rolü var.


Bu sayede güvenlik güçlerinin işleri kolaylaşıyor, olayların daha çabuk çözülmesi ve önlenmesi sağlanıyor.


O nedenle emniyet ve jandarmaya ne kadar çok ihbar gelirse o kadar iyi.


Ancak bazı kurumlarımız şikayeti ve şikayetçileri pek sevmiyor, dilekçe verdiğinizde &8216;Başımıza iş çıkıyorsunuz düşüncesiyle&8217; size kızıyorlar.


Aksaklığı, eksikliği, hatayı bildirmeyi pek sevmeyen bir toplum olduğumuz yetmezmiş gibi bu kurumların tutumu da insanların vatandaşlık görevini yapmalarına engel oluyor, sorumluluk duygusunu törpülüyor, sorumsuzluğu, duyarsızlığı teşvik ediyor.


Bir de bizim kanunları, mevzuatları, yönetmelikleri, genelgeleri, kuralları, kaideleri işimize geldiği gibi yorumlamak gibi kötü bir huyumuz var.


Bazı yasalar, yönetmelikler, kurallar açık ve net olmadığı için ne yazık ki buna yaldızlı davetiye çıkarıyor.


Yasalarımızın, yönetmeliklerimizin, kurallarımızın, kaidelerimizin hepsini açık kapı bırakmadan, yoruma müsait olmadan yap(a)madığımız için isteyen istediği gibi yorum yapıyor, nalıncı keseri gibi kendisine yontuyor.


Bu kafayla bir yere varamayız.


Bizi yıllardır kapısında bekleten Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşlık bilincini, sorumluluğunu, duyarlılığını kendimize örnek almalıyız.


Gördüğünü görmezden, duyduğunu duymazdan, bildiğini bilmezden gelmenin kimseye bir yararının olmadığını ve olmayacağını bilmeliyiz.


Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti var oldukça işimiz zor.


Bu zihniyetin değişmesi gerekiyor.




Aynı haberlerle resmi ilana (II)



Bartın&8217;da resmi ilan alabilmek için vergi, sigorta, fikir işçisi kadrosu, fiili satış, punto gibi kurallara titizlikle uymaya çalışan günlük gazeteler aynı titizliği habercilikte de gösterseler hem gazeteciliğin gelişmesine katkıda bulunacaklar hem de okurları daha düzgün ve doğru bir şekilde haber ve bilgi sahibi yapmış olacaklar.


Resmi ilan için gün sayan gazeteler (bizim gazetemiz de dahil olmak üzere) özel haber yapma konusuna pek önem vermediklerinden genelde hep aynı haberlerle çıkmak zorunda kalıyorlar.


Elektronik posta ile gelen bilgi, resim ve açıklamalar, kurum ve kuruluşların internetteki sitelerinden alınan bilgiler ve resimler, özel haberlere ağırlık ver(e)meyen gazeteleri aynı haberlerle çıkmak durumunda bırakıyor.


Açılışlar, basın açıklamaları ve diğer etkinliklere de genelde bütün gazeteciler davetli olduklarından bu haberlerde gazetelerin aynı haberlerle çıkmasına katkıda bulunuyor.


Biz gazetede 20 haber varsa bunun en az 10, bazen 15 tanesi diğerleriyle aynı oluyor.


Hatta öyle gazeteler var ki neredeyse birbiriyle tıpa tıp aynı çıkıyorlar.


Okurların aynı haberleri okumaktan bıktığı için yerel gazetelerin birini alıp hepsini okuduğu ilde gazetemizi diğer gazetelerden ayıran özelliklerden biri çıkmış haber kullanmayışımızdır.


Buna mukabil bizde ya da başkasında çıkan haberleri birkaç gün veya birkaç hafta sonra bazı gazetelerde görebiliyoruz.


Bayat haberin resmi ilana mani hali yok.


Bozuk Türkçe&8217;nin de. Bayat haberle çıkan gazete de resmi alıyor, taze haberle çıkan gazete de resmi ilan alıyor. Türkçe&8217;si bozuk gazete de resmi ilan alıyor, Türkçe&8217;si iyi olan gazete de.


Türkçe&8217;yi kullanma konusundaki titizliğimiz rakiplerimizden bizi ayıran en önemli özellik.


Devrik cümle kurmamaya, imla hatası yapmamaya, anlaşılır olmaya, dilimizi en iyi şekilde kullanmaya büyük çaba sarf ediyoruz.


Övünmek gibi olmasın sayfa düzenimiz ve baskımız da bizim için ayrı bir övünç kaynağı.


Geçen Şubat ayının başında kaleme aldığım &8220;aynı haberlerle resmi ilana&8221; başlıklı bu yazıyı hatırlayanlarınız olmuştur.


Özetleyip verdiğim yazının sonu &8220;iyi olan kazansın&8221; diye bitiyordu.


Aynı haberlerle resmi ilana giden gazetelerden süresi dolan 4&8217;ü ilanı aldı, süresi dolmak üzere olan diğer ikisi de yakında alacak.


Biz iyi olan kazansın demiştik ama sadece iyi olan kazanmadı.


İyi olan da kazandı, olmayan da. Baskısı temiz, dizgisi düzgün, haberleri taze, Türkçe&8217;si iyi gazetelerle bu dediklerimin tersi olan gazeteler aynı kefeye kondu, aynı muameleye tabi tutuldu. Elma ile armut, sapla saman bir sepetin içine konuldu.


Bazen kendime kızıyorum.


Bu kadar ince eleyip sık dokuyoruz da ne oluyor sanki.


Kaç kişi farkında ki? Kaç kişi gazeteleri yan yana koyup karşılaştırıyor, benim haberim şu gazetede daha iyi duruyor diyor ki?


50 ya da 100 kişi &8216;bravo şu çocuklara çok güzel gazete yapıyorlar&8217; diyecek diye değer mi bunca uğraşıya? Bir de Bartın iyi gazeteyi hak ediyor mu diye ayrıca sormak lazım?


Bizde işin kolayına kaçıp abur cubur gazete yapabiliriz.


Nasıl olsa öyle de resmi ilan alınıyor böyle de.


Şu mesleğin haline bakın. Resmi ilan olayı gazeteciliğe iyilik mi yapıyor, kötülük mü, siz söyleyin.


Aslında bu sorunun bir çözümü var. Mevzuat hazretleri mesleğe katkı yapacak şekilde yeniden düzenlenmeli.


Nasıl vasıflı gazetelerde sayfa sayısı, sigortalı sayısı, bölge gazetesi olma, renkli çıkma gibi özellikler ilan almada avantaj sağlıyorsa, Türkçe, dizgi, baskı ve haber konusu da avantaj sağlamalı.


Türkçe&8217;si düzgün, kompozisyonu iyi, anlatımı güzel, üslubu akıcı, haberleri taze, dizgisi, baskısı yaygın basın ayarında, ilkeli, ciddi, sınırlı, sorumlu gazeteler ilan alırken bu özellikleri göz önünde bulundurulmalı.


Böyle gazeteler, bayat haber kullanan, Türkçe&8217;si, dizgisi, baskısı bozuk, haberlerinden ve yorumlarından bir şey anlaşılmayan, haber tekrarı yapan gazetelerden daha fazla ilan almalı.


O zaman bütün gazeteler kendisine çeki düzen vermek zorunda kalacak, bu da gerçek anlamda gazetecilik yapılmasını ve mesleğin kazanmasını sağlayacaktır.