Hürriyet Gazetesi Yazarı Ahmet Hakan Coşkun, önceki gün dört kişinin saldırısına uğradı.

Şiddet, hiçbir şekilde hoş görülemez.

Silahlı, sopalı, yumruklu, levyeli saldırıya uğramış biri olarak, Ahmet Hakan’a yapılan saldırıyı şiddetle kınıyorum.

Gazetecilerin korunması meselesine gelince…

Önce Ahmet Hakan için yapılan uygulamaya bakalım:

Ahmet Hakan’ın 14 Eylül 2015 tarihinde İstanbul Valiliği’ne yakın koruma istediğini belirten bir dilekçe verdiği, bu dilekçenin 18 Eylül 2015 tarihinde Gayrettepe Korumalar Şube Müdürlüğü’ne geldiği öğrenildi. Valilikte yakın koruma verilmesini sağlayan komisyonun toplanmasına kadar Ahmet Hakan’a "çağrı üzerine koruma" kararı verildi.

Sistem böyle işliyor çünkü.

Zonguldak’ta ben ve benim gibi bazı gazetecilerle ilgili "çağrı üzerine koruma" kararı var.

Yani biz bir tehlike olduğunu düşündüğümüzde, bağlı bulunduğumuz karakolu ya da 155’i arayacağız. Polis gelip bizi güvenli bir şekilde gideceğimiz yere ulaştıracak.

Şahsen ben hala bu kapsam içindeyim.

Yakın koruma verildiğinde ise, o polisin tüm masrafının, korunan kişi tarafından ödeneceği belirtiliyor.

Daha doğrusu bizim koruma talebimiz olduğunda böyle söyleniyor.

Yerel basında, hele hele de Zonguldak’ta bu masrafı karşılayabilecek kaç gazeteci vardır?

Ama bakın Hürriyet, Ahmet Hakan için özel koruma tutmuş, şoför tahsis etmiş.

Buna rağmen saldırı oluyor.

Türkiye’de gazetecilerin nasıl bir tehdit altında çalıştıklarını görüyorsunuz değil mi?

Yerelde bizim yaşadığımız zorluğu düşünün.

Adam yeşil alanı imara açtırmak için elli türlü film yapıyor.

Yazıyorsun, saldırıyor.

Otoparkı usulsüz şekilde kiralayıp pazar yapıyorlar.

Yazıyorsun, saldırıyorlar.

Elbette bu saldırı, son saldırı olmayacak.

Önemli olan saldırganın bulunup, hukukun karşısına çıkartılması ve gereken cezayı alması…

Geri vitese tak…

CHP Milletvekili Ünal Demirtaş’ın son olayı, CHP’li Gülüç Belediye Başkanı Gökhan Demirtaş oldu.

Ünal Demirtaş, Gökhan Demirtaş’a, “Seninle uğraşırım” diyor.

Gökhan Demirtaş da, Ünal Demirtaş’a, “Uğraşmazsan …..” diyor.

Ne gerek var bu kadar gerginliğe?

Ey Ünal Demirtaş…

Basınla sorunlusun.

İl Başkanınla sorunlusun.

İlçe Başkanınla sorunlusun.

Belde Başkanınla sorunlusun.

Belediye Başkanınla sorunlusun.

Ama hep karşı tarafı suçluyorsun.

Sende hiç kusur yok mu?

Şöyle bir dur, başını iki elinin arasına al ve düşün:

“Niye böyle oluyor, niye ben herkesle kavga ediyorum? Basında çıkan fotoğraflarımda niye agresif görünüyorum?”

Mesela, Pusula Yayın Grubu’yla sorun yaşıyorsun. Senden para istediğimizi iddia ediyorsun.

Sana soruyorum:

“Bu gruptan kim seni aradı? Kim senden kaç lira istedi?”

Açıklasana…

Bunlara ne gerek var?

Bir kere sen basın içinde ayrımcı bir tavır sergiliyorsun.

Sen böyle yaparsan, basın daha fazlasını yapar.

Her hareketin göze batar.

Benden sana tavsiye…

Geri vitese al... Ya da biraz ilerden dön.

Uçuruma doğru gidiyorsun