Bankalardaki mevduat ve trafiğe kayıtlı araç sayısında önde giden Bartın, sivil toplum örgütü sayısında da nüfusa göre bir değerlendirme yapılsa ön sıralarda çıkar.
Son yıllarda kurulan derneklerle bu sayı daha da arttı.
Bartın gibi küçük bir ilde her mesleğin, grubun, topluluğun bir sivil toplum örgütlenmesi olduğu gibi bazılarında birden fazla, üç-dört dernek var.
Mesela benim bildiğim emeklilerin dört tane derneği var.
Yine öğretmenlerin üç tane sendikası bulunuyor.
Din görevlileri de üç tane sendikası olan meslekler arasında.
Sağlıkçılar da aynı şekilde.
İki tane derneği bulunan muhtarlar bu konuda biraz geri kalmış görünüyorlar.
Gazetecilerin bile üç tane derneği var.
Belediye çalışanlarının sendikası, derneği daha da fazla.
Tabi işçilerle memurların sivil toplum örgütlerinin ayrı olması da sayıyı artıran faktörlerin başında geliyor.
Bu kadar çok sivil toplum örgütü olmasının bir sebebi de bazılarının amacının dışında faaliyet yapması, yada hiç faaliyet yapmamasıdır.
Bir başka sebep de bazılarında yetersiz, bilgisiz, birikimsiz, başka amaçlar için orada bulunan kişilerin olmasıdır.
Bunlar yeni derneklerin ve sendikaların kurulmasına neden olurken, işçi ve memur örgütlenmelerinde bir de işin içine görüş ayrılıkları giriyor.
Siyasi görüşler öne çıkıyor, belirleyici oluyor.
Sol görüşlüler ayrı bir dernek ve sendikada, sağ görüşlüler ayrı bir yapılanma içinde, dinciler başka bir oluşumda yer alıyorlar.
Bu da sivil toplum örgütü sayısını artıran bir başka etken.
Bartın sadece dernek ve sendika değil vakıf, oda, birlik ve platform ile kooperatif sayısı açısından da nüfusuna göre birçok ilden öndedir.
Sayının yüksek olması, bu alanda ilerleme olduğunu, Bartın&[#]8217;ın güçlü ve iyi bir konumda bulunduğunu gösterir mi?
Göstermez.
Tam tersine bu durum sivil toplum örgütlerini zayıf ve güçsüz yapar.
Böl, parçala, yönet diye boşuna dememişler.
Bunun iller arasında en çarpıcı örneğini Zonguldak oluşturuyor.
Zonguldak&[#]8217;ın Bartın ve Karabük ayrılmadan önceki gücüyle ayrıldıktan sonraki gücü aynı mı?
Zonguldak bağrından iki il çıkarmadan önce her alanda çok güçlü bir il idi.
Eski vilayetimiz şimdi futbol takımı bile amatör kümede olan ve birçok alanda zayıf ve etkisiz bir il haline geldi.
Bartın&[#]8217;da öyle.
Eskiden Zonguldak&[#]8217;a bağlı büyük bir ilçeyken şimdi bağımsız ama küçük bir olduk.
Küçük il Bartın sivil toplum örgütü cenneti gibi.
Özellikle derneklerin sayısı artıyor.
Böyle giderse herkesin bir derneği olacak.
Dernekler Müdürlüğü&[#]8217;ne Allah kolaylık versin.
Bu kadar çok olunca herhalde takip ve denetim de zor olmalı.
Bir tane emekliler, bir tane gazeteciler, bir tane muhtarlar derneği, bir tane eğitimciler, din görevlileri, belediyeciler, sağlıkçılar sendikası olsa dernekler, sendikalar çok güçlü, etkili ve daha aktif olur ama bu bazı çevrelerin işine gelmez.
Bu durumdaki bir derneğin ya da sendikanın vurduğu yerden ses gelir.
Bartın örgütlü toplum olmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyor.
İlimizde böl, parçala, yönetçi zihniyetin arayıp da bulamadığı bir ortam var.
İşte günlük gazetelerin hali ortada.
Bartın&[#]8217;da 6 tane günlük gazete olması da &[#]8216;böl-parçala-yönete&[#]8217; bir başka çarpıcı örnek.
Piyasanın ve resmi ilanın bu kadar gazeteyi kaldırmadığı belli.
Siz bakmayın bazılarının farklı görüntüler verdiğine.
Bazı gazeteler geliriyle giderini zar zor denkleştiriyor bazıları hiç denkleştiremiyor, hep açık veriyor.
Günlük gazete daha az olsa, bir başka değişle yeteri kadar olsa, en azından üç tane olsa piyasa ve resmi ilan desteği yeterli olacak, böyle olunca gazeteler güçlü olacaklar.
Gazeteler güçlü olursa daha iyi yayınlar olacak.
Daha iyi yayınlar olursa daha iyi gazetecilik olacak.
Bazılarınızın nerede o günler dediğini duyar gibiyim.
O günleri görür müyüz dersiniz.
Atatürkçü Düşünce Derneği&[#]8217;nde yeni dönem
Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Şubesi geçtiğimiz Pazar günü kongre yaptı.
Haberi pazartesi günü sadece Bartın Pusula verdi.
Bir gazete zamanında veremedim demedi, Salı günkü sayısında kullandı.
Diğerleri herhalde geç kaldıkları için utanmış olacaklar ki haberi kullanamadılar.
Neden şaşırdınız?
Ara sıra utanıyorlar canım, o kadar da değil.
Kongrenin haberini ilk veren ve yeni yönetimi duyuran ilk gazete olan Pusula&[#]8217;ya bu konuda yorumu ilk yapan gazete olmak da nasip oldu.
Yeni yönetimin hayırlı olmasını dilerken Ticaret ve Sanayi Odası&[#]8217;nda dolu salonda yapılan kongreye katılanlara baktığımızda salonun tamamının sol görüşlü insanlardan oluştuğunu, sol görüşlülerin çoğunluğunun da CHP&[#]8217;liler olduğunu gördük.
Bu tablo haliyle yönetime de yansıdı.
CHP sadece salona değil yönetime de damgasını vurdu.
Parti yönetiminde görev alan bazı isimlerle bazı parti üyeleri ADD yönetiminde yer aldı.
Atatürkçü Düşünce Derneği bu haliyle sanki CHP Şubesi gibi oldu.
CHP&[#]8217;lilerin Atatürk sevgisini, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu büyük önderi nasıl savunduklarını biliyoruz.
Tabi bunda partinin ilk genel başkanı olmasının payı da var.
Bu demek değildir ki sadece CHP&[#]8217;liler Atatürkçüdür.
Diğer partilerin içinde de Atatürkçüler var.
Madem partililer dernekte görev alacak bana göre dernek üyesi olup da başka partilere üyeliği bulunanların da katılımıyla dengeli bir yönetim oluşturulmalıydı.
Dernek toplumu ve Atatürk&[#]8217;ü sevenleri daha kucaklayıcı hale gelmeli.
Derneğe sadece sol görüşlü insanlar geliyor, üye oluyor, sağ görüşlüler gelmiyor, üye olmuyor mu?
O zaman sorun var demektir.
Atatürk&[#]8217;ü sevdirmek ve benimsetmek için daha çok çalışmak, bunun için politikaları gözden geçirmek gerekiyor demek ki.
Küçük olsun benim olsun zihniyetinde olursanız, bu düşünceyle hareket ederseniz olmaz.
Büyük olsun hepimizin olsun demek lazım.
Aslına bakarsanız bana göre özellikle parti yöneticileri, hatta üyeleri bile böyle görevler üstlenmemeli.
Partici particiliğini, dernekçi dernekçiliğini yapmalı.
Particilerin olduğu yere ister istemez, bilerek ya da bilmeyerek siyaset bulaşır.
ADD&[#]8217;de yönetim ilk kez böyle oluşmuyor.
Bu derneğimizin yönetimlerinde eskiden beri sol görüşlüler yer alıyor.
Bu sefer ki yönetimin farkı daha bir sol görüşlü, daha fazla CHP&[#]8217;li olmasıdır.
Dediğim gibi dengeli bir yönetim oluşturulsaydı daha iyiydi.
Atatürkçü Düşünce Derneği nihayetinde bir sivil toplum kuruluşu.
Siyasete alet etmemek lazım.