Bizi seversiniz, sevmezsiniz.
Okursunuz, okumazsınız.
Yazdıklarımıza katılırsınız, katılmazsınız.
Gazeteciliğimizi yeterli bulursunuz, bulmazsınız.
Olaylar karşısında tavrımızı beğenirsiniz veya beğenmezsiniz.
Öncelikle kim, neden beğendiğine; kim, neden beğenmediğine bakmalı.
Kim, neden yeterli bulduğuna; kim, neden yeterli bulmadığına bakmalı.
Kim önyargılarına teslim olduğuna, kim önyargılarına teslim olmadığına bakmalı.
Kimsenin vicdan terazisine söyleyecek lafımız yok.
Geçmişe bakıyoruz.
Son 7-8 yılda Pusula, çok önemli çalışmalar yapmış.
Çok önemli haberlerle sorunların önünü açmış.
Kentin kaderini etkileyen pek çok olayda tavır koymuş.
Çaba koymuş.
Çok sesli olmuş.
Sorunların konuşulmasını sağlamış.
Çözümlerinin konuşulmasını sağlamış.
Herkesin görüşüne yer vermeye çalışmış.
Sorunun değil, çözümün bir parçası olmuş.
Ve tüm bunları samimiyet çizgisinde yapmaya çalışmış.
Kentteki tüm politik zenginlik ve tüm politik körlüklere rağmen; sorun odaklı, kent odaklı, çözüm odaklı yayın yapmaya çalışmış.
Mesela bugün çok tartışılan doğalgaz var ya hani.
Pusulanın çabasıyla gündeme gelen konulardan sadece biri
Zonguldak eski Belediye Başkanı İsmail Eşref ve Çaycumanın eski Belediye Başkanı Mithat Gülşen en canlı tanıkları.
Pusula, işine gelmediğinde Pusulayı hedef yapmaya çalışanların da sesi olmuş.
Pusula, üzerinden başka hesapların peşinde koşanlarında yeri geldiğinde sesi olmuş.
Siyasilerin, sivil toplum kuruluşların, kurumların, vatandaşın derdini, önerisini en iyi anlatabileceği bir platform olmuş Pusula.
Şimdi Pusula TV ile bunu yapmaya çalışıyoruz.
Ve çok daha iyisini yapacağız.
Kafatası büyük, beyni cücük olanlar için yapabileceğimiz hiçbir şey yok.
Bizler Pusula olarak, yıllardır bir tezi savunuyoruz.
Diyoruz ki:
Kent için hizmeti siyasetten üstün tutalım.
Diyoruz ki:
Siyasi egolar uğruna kentin geleceğini karartmayın.
Diyoruz ki:
Zonguldakta Önce kentim, sonra kendim diyen siyasetçiler olun.
Diyoruz ki:
Bu kentten kazanıyorsanız, bu kentle paylaşın.
Diyoruz ki:
Emek vermeden almaya çalışmayın.
Diyoruz ki:
Samimiyetsizliklerinizle bu kenti sömürmekten vazgeçin.
Diyoruz ki:
Önce makam sahibi olmayı değil, önce adam olmayı öğrenin.
Toplumlar, camialar, siyasiler, bazen kendilerini bir kibrit kutusuna hapseder.
Tek pencereden bakmak isterler.
Sadece kendi pencerelerinden bakılsın isterler.
Kendileri böyle yapar.
Medyanın da böyle bakmasını isterler.
İşine geldiklerinde göklere çıkartırlar, işine gelmediğinde yerin dibine sokmaya çalışırlar.
Medyanın da kusurları vardır elbet.
Gerçeklik özünden uzaklaştıkça; toplumun, okurun, medyanın mayası bozulur!
Bu kentte pek çok alanda olumsuzluklar yaşanıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu kent, batı illeri arasında göç veren tek il.
Yine TÜİK verilerine göre, bu kent, çevresindeki dört kent göç almasına rağmen göç veren tek il.
İşte böyle bir zeminde yıllardır çağrılarımızı yineliyoruz.
Bir kez daha yineliyoruz.
Hep söyleyeceğiz.
Bu kenti siyasi egolarınıza ezdirmeyin.
Birbirinize b.. atarak değil, hizmet ederek yarışın.
Lafla değil, icraatlarınızla yarışın.
Beyninizin arkasında başka hesaplar yapmadan yarışın.
Centilmen olun.
Dürüst olun.
Samimi olun.
Tüm siyasilerin, sivil toplum kuruluşlarının öncelikle bu bağlamda sınavdan geçmesi gerekiyor.
Bu kent, egoların gölgesinde harcanmaktan fazlasıyla sıkıldı.
Kim olursanız olun.
Farklı düşünün, ama çözüme ortak olun.
Zekanızı; önce birlik, beraberlik, dayanışma için kullanın.
Biz bunu diyoruz.
Bunları neden anlattım.
Dün siyasette güzel bir tablo yaşandı.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Zonguldak İl Başkanı Hamdi Uçar ve yönetimi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Zonguldak İl Başkanı Harun Akını ziyaret etti.
Nezaket ziyaretiydi.
Güzel mesajlar verildi.
Elbette iki parti temsilcisinin her zaman can ciğer kuzu sarması olmasını beklemiyoruz.
Ancak kenti, sorunları birlikte konuşabileceklerini gördük.
Bundan kim kazanır?
Elbette kent.
Elbette Zonguldak.
Her iki isim, daha sonra Pusula TVnin canlı yayınında bir araya geldi.
İlknur Yılmaz arkadaşımızın sorularını yanıtladılar.
Kötü mü oldu?
Çok da iyi oldu.
Dünkü fotoğraf, bizim gazete olarak yıllardır yapmaya çalıştığımız olayın ta kendisiydi.
Geçen hafta ne olmuştu Ankarada?
Her iki partinin milletvekilleri, anlamsız ve gereksiz bir polemiğe girmişti.
Biz ne demiştik?
Önce Zonguldakta bir araya gelin.
Baş başa bir bardak çay için.
Hamdi Uçar ve Harun Akına çağrımız şu:
Bu işler nezaket ziyaretinde kalmasın.
Resmi görüşmelerin ötesinde resmi olmayan görüşmelerde de bir araya gelin.
Kenti konuşun.
Lavuar alanı konuşun.
Hizmeti konuşun.
Birbirinize destek olun.
Dün yaptığınız gibi bu kent için sımsıkı tutunun birbirinize.
İşte bizim istediğimiz buydu!
Bugünden bunları yapın, belki yarın mecliste de yapmaya devam edersiniz.