Zonguldak basınında üç-dört arkadaş, her gün olmasa bile, en azından gün aşırı ismimizi, gazetemizi, internet sitelerimizi zikrederek, bir şeyler yazıyorlar.

Bunlara cevap verecek değilim.

Değerli büyüğümüz Üstat Namık Aşcı&[#]8217;nın bize, &[#]8220;Sen yapacağını söyle, bırak karşındakini eleştirmeyi&[#]8221; derdi. Bu lafı en çok da siyasetçiler için kullanır.

Bizim yaptıklarımız ortada.

Gazetemiz, internet sitelerimiz&[#]8230;

Yorumlarımız, haberlerimiz&[#]8230;

Eleştirilere üzülmüyorum.

Eleştiriler kesildiği gün, bizim bittiğimiz gündür.

Bunu biliyor, ona göre çalışıyoruz.

Bu arada Hürriyet ve Milliyet gibi internet sitelerinin webtvleri büyük ilgi görüyor.

Biz de bu mecrayı görmezden gelemezdik.

Dört yıllık bir projeyi kısa sürede hayata geçirdik.

&[#]8220;www.pusulatv.net&[#]8221; adlı internet televizyonumuz da yayında.

Olaylı Zonguldak Kömürspor-Ankara Adliyespor maçının çok özel görüntüleriyle müthiş bir giriş yaptık.

Günlük yorumlarla izleyicilerle buluşuyoruz.

Bomba röportajlarla geliyoruz.

Bizi izlemeye devam edin&[#]8230;

Kıssadan Hisse: Kurşun kalem!

Dede, kurşun kalem ile yazı yazmaktadır. Torununun kendisini seyrettiğini fark eder ve bir ara başını kaldırır, &[#]8220;Evladım, kurşunkalemden dahi insan evladının öğrenmesi gereken 5 öğreti vardır&[#]8221; der ve devam eder:

&[#]8220;1- Ne kadar harikalar meydana getirse de, onu yöneten bir el vardır, biz de bu el &[#]8216;Yaratıcı&[#]8217;dır!.

2- Arada yazmayı bırakır, kalemimin ucunu sivriltirim. Bu kaleme acı verse de, onu güzelleştirir. Hayattaki acılar da işte tam böyledir.

3- Yanlış yaptığımda silmeme olanak tanır. Sen de yapılan hataların telafisine imkan tanımalısın.

4- Kalemi değerli kılan dışındaki tahta değil, içindeki kurşundur. Dışını değil, sen de kalem gibi içini olgunlaştır, güzelleştir. İnsanların senin dış görünümünle, zenginliğine itibar etmesine izin verme. İç zenginliğini onlara göster.

5- Kurşun kalem her kullanıldığında bir iz bırakır. Sen de hayata güzel bir iz bırak."

Günün Fıkrası: Yahudi ticareti!

Roma´da dünyaca ünlü San Pietro Kilisesi´nde büyük bir pazar ayini... Görkemli bir dinsel tören&[#]8230; Papa bile katılıyor. Koskoca meydan mahşer yeri gibi... Kilisenin içi de, dışı da tıklım tıklım.. Bu arada kilise kapısında iki adam özellikle dikkati çekiyor... İkisinin de boynunda kocaman birer levha asılı... Birinde, "Ben koyu bir Hıristiyan&[#]8217;ım, lütfen bana
yardım ediniz"
yazılı. Ötekinde ise sadece, "Ben koyu bir Yahudi&[#]8217;yim" yazıyor. Tabii ki kiliseden çıkanlar, Hıristiyan olduğunu ifade eden adama yanaşıyorlar ve ellerini ceplerine atıp cömertçe bir şeyler veriyorlar. Yahudi olduğunu ifade eden adam da ise siftah yok. Bu arada kiliseden çıkan iyi niyetli biri, "Yahudi&[#]8217;yim" yazısı taşıyana sokuluyor, "Bana bak kardeş! Dürüstlük iyi bir şey, ama binlerce Hıristiyan kiliseden çıkarken, senin Yahudi olduğunu böyle aleni olarak ifade etmen kanımca hiç de akıllıca bir hareket değil. Bak kimse sana para da vermiyor zaten. Bence çıkar o yazıyı boynundan, sen de şu Hıristiyan gibi..." deyince, boynunda "Yahudi&[#]8217;yim" yazılı adam, "Hıristiyan&[#]8217;ım" yazılı olana dönüp sesleniyor:
&[#]8220;Heey!.. Salomon!.. Herife bak be!.. Gelmiş bize ticaret öğretiyor.&[#]8221;

Günün sözü:

Zamanın unutturamayacağı anı, ölümün dindiremeyeceği acı yoktur.

Miguel de Cervantes