Vali Bey&[#]8217;in bu konuda ünlü bir sözü hatırlatırken dediği gibi &[#]8220;İyi insanların hepsi atlara binip gitmemişler&[#]8221;
Gitselerdi zaten dünyanın sonu gelmiş olurdu herhalde.
Sayıları giderek azalan bu insanların dünyayı ayakta tuttuklarına inanıyorum.
İyi insanlar sadece eğitimde değil başka alanlarda da kendilerini gösteriyorlar.
İşte Bankoğlu ailesi tarafından ırmak kenarında yaptırılan yürüyüş yolu.
Fındık ailesinin adını taşıyan park.
Ve Pelenkoğlu tarafından yaptırılacak olan üst geçit.
Daha önce Bartın&[#]8217;a (Aladağ Mahallesine) ilköğretim okulu kazandıran Kemal-Sabriye Ocakçı çifti.
Kız Meslek Lisesinin bahçesine Kız Öğrenci Yurdu yaptıran İnci Bankoğlu.
Valilik ve eğitimci Nedret Keten&[#]8217;in yakınları tarafından Milliyet Gazetesinin &[#]8216;Baba Beni Okula Gönder&[#]8217; Kampanyası kapsamında yapılan kız öğrenci yurdu.
Fen Lisesi için arazi bağışlayan Sabri Çavuşoğlu.
Asma&[#]8217;daki eski Vali Konağı&[#]8217;nın anaokulu olarak düzenlenmesini sağlayan ve okul öncesi eğitime önemli bir katkıda bulunan Aydede ailesi.
Yine bu alanda Abdipaşa beldesine bir okul kazandıran Özsoy ailesi.
Önceki yıllarda kentimize Davut Fırıncıoğlu Anadolu Lisesi&[#]8217;ni kazandıran Fırıncıoğlu ailesi.
Eğitime yüzde 100 destek kampanyası kapsamında hayırseverlerimiz tarafından yapılan diğer yardımlar.
Şimdi de Nurgül-Rıza Güney çifti.
Onlar da Bartın&[#]8217;a Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi yaptıracaklar.
Bu okul hiç kuşku yok ki ihtiyacı büyük ölçüde hissedilen bir okuldu.
Eğitimin önemini bildiğimiz ve cehaletin nasıl büyük bir tehlike olduğunun farkında olduğumuz için bu alanda yapılan çalışmaları bizde gazete olarak baş tacı ediyoruz, bütün gücümüzle destekliyoruz.
Nitekim önceki hayır işlerinde olduğu gibi bunu da manşetimizden verdik.
Manşetin başlığına çıkan sözler öğrenci velilerine aitti: &[#]8220;Bize cenneti bağışladınız&[#]8221;
Veliler haklılar.
Güney ailesi çok önemli bir eğitim yatırımın altına imza atıyor.
Nurgül-Rıza Güney çifti ile birlikte Bartın&[#]8217;a başta eğitim alanı olmak üzere birçok alanda eser kazandırıp katkıda bulunan bütün hayırseverlerimize teşekkür ediyoruz.
Onları alkışlıyoruz, sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz.
Minnetlerimizi, şükranlarımızı sunuyoruz.
Gelinen noktada eğitime büyük önem veren, cehaletle mücadele eden, Bartın&[#]8217;ı 2023&[#]8217;e daha aydın, daha münevver, daha bilgili, daha okur yazar taşımak isteyen, hayırseverleri bu doğrultuda teşvik eden ve onlara bu işler için zemin hazırlayan Sayın Valimiz İsa Küçük&[#]8217;ün büyük emek ve katkısı var.
Böyle bir valimiz olduğu için ne kadar sevinsek azdır.
Hayırseverlerimiz için beslediğimiz duygularla Valimize de teşekkür ediyoruz.
Bir teşekkür de Milletvekilimiz Yılmaz Tunç&[#]8217;a.
Sayın Tunç&[#]8217;un Bartın&[#]8217;daki eğitim yatırımları için yaptığı çalışmaları, bu konuya verdiği önemi biliyoruz.
Önümüzdeki eylül ayına yetiştirilmesi planlanan yeni okulumuzun hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz.
Gazetecilerin eğitimciliği
Ankara&[#]8217;ya tayin olan Milli Eğitim Müdürümüz Hacı Ali Yeşilyurt ile gazetemize yaptığı veda ziyaretinde sohbetimiz sırasında gazetecilerin de bir nevi eğitimci olduğunu konuştuk.
Öyle ya gazeteciler verdikleri haberlerle toplumu bilgilendiriyorlar, kamuoyunu aydınlatıyorlar, insanları uyarıyorlar.
Yeni görevi bakanlık müşavirliği olan müdürümüz bu doğrultuda gazetemizin çalışmalarından övgüyle söz ederek bizlere teşekkür etti.
Bu konuda mütevazi olacak değiliz.
Bu işi titiz, özenli, sorumlu, meslek ilkelerine, ahlakına, kurallarına uygun bir şekilde ve büyük bir dikkatle yaptığımız için Sayın Yeşilyurt&[#]8217;un övgüsüne mazhar olmayı hak ettiğimizi düşünüyorum.
Gazeteciler bir nevi eğitimci ise gazeteler de o zaman bir tür okuldur.
Bizler topluma bir şeyler söylüyoruz.
Bunu yazıyla yapıyoruz.
Yani yazı satıyoruz.
Yazınız kötüyse, anlaşılır değilse kimse okumaz.
Düzgün cümleler kuramıyorsanız, olayları giriş, gelişme, sonuç şeklinde veremiyorsanız, kompozisyona uymuyorsanız, Türkçe&[#]8217;niz bozuksa, iki lafı bir ataya getiremiyorsanız üslubunuz akıcı değilse, edebiyatınız yoksa bana göre gazetecilikte yeriniz yok demektir.
Kitap okumuyorsanız, gazete bile okumuyorsanız, yörenizdeki ve ülkenizdeki gelişmeleri takip etmiyorsanız, kendinizi sürekli yenileyip geliştirmiyorsanız sizden gazeteci olmaz kardeşim.
Bu durumda olup da gazetecilik yapanlar acilen kendilerini eğitsinler.
Olmuyorsa lütfen bu mesleği hemen bıraksınlar.
Başka işler yapsınlar.
Bakın gazeteleri ve gazetecileri inceleyin, ne kadar bu dediklerime uygunlar, karar verin.
Okumayan, gelişmeleri takip etmeyen, kendisini yenilemeyen, geliştirmeyen, bilgisini tazelemeyen, bilgisinin üstüne bilgi eklemeyen, Türkçe ve edebiyat bilmeyen gazeteci toplumu nasıl bilgilendirecek?
Bu bilgilendirme sağlıklı olur mu?
Bilgisi yetersiz gazeteci insanları ne kadar bilgilendirebilir?
Bu bilgilendirme ne kadar doğru olur?
Gazetecinin bir görevi de iyiye iyi, kötüye kötü demektir.
Bu durumdaki gazeteci bunu ne kadar yapabilir?
Mesleğimizin en büyük sorunlarından biri Türkçe yetersizliğidir, bilgisizliğidir.
Gazeteci dediğin hem okur hem yazar olacak.
Böylesini ara ki bulasın.
Bunların sayıları az ve gittikçe daha da azalıyor.
Türkçe bilgisi kıt olanlar, yazı yazmayı bilmeyenler gazetecilik yapıyor.
Olmaz. Olamaz. Olmamalı.
Patronlar ben resmi ilanımı alayım da gazete nasıl çıkarsa çıksın havasında olursa, çalışanların da eli işte gözü oynaşta olursa, onlar da patronlar gibi gazete çıksın da nasıl çıkarsa çıksın düşüncesindeyse gazeteciliğe bir şey veremezsiniz.
Veremediğiniz gibi giderek ayağa düşen bu mesleği daha da itibarsızlaştırırsınız.
Bizim meslek başka mesleklere benzemez.
Gazetecilik yaşam biçimidir.
Onu yaşamak gerekir.
Ermeni meselesi
Fransa&[#]8217;nın Türkleri soykırımla suçlayan Ermeni iddialarını inkâr edenleri cezalandırmak için yasa çıkarması gündemimizdeki öncelikli yerini koruyor.
Bu ülkeye birbiri ardına yapılan açıklamalarla sert tepkiler gösteriyoruz.
Fransız mallarını almayalım diye boykot çağrıları yapıyoruz.
Ermenilerin Türklere karşı yaptıkları saldırıları, katliamları, vahşetleri gözler önüne seriyoruz.
Asıl soykırımı onların yaptıklarını söylüyoruz.
Bir kesim milli duyguların da etkisiyle bu şekilde davranırken başka bir kesim ise yapılanları anlamsız buluyor.
Bunlar yapılan mücadeleyi küçümsüyor.
Diyorlar ki: Renault fabrikasını kapatırsa o zaman halimiz ne olur biliyor musun?
Fransa&[#]8217;ya birçok alanda bağımlıymışız da güya haberimiz yokmuş.
Onlar bizden güçlüymüş.
Biz onları boykot edemezmişiz.
Öyle yorumlar yapılıyor ki teslimiyetçilik resmen paçalardan akıyor.
Bu anlayışa göre ne tepki göstermeliyiz ne de boykot yapmalıyız.
Ne yani; Fransa höt dese al sana bir töt mü diyeceğiz.
Bu ne zavallılıktır.
Bu zihniyetin ensesine vur lokmasını ağzından al.
Bırakın kardeşim bu işleri.
Dik durun dik.