Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "AK Parti Zonguldak İl Başkanlığı" görevine Mustafa Çağlayan’ı "asaleten" ataması bir hakkın teslimidir.

Muammer Avcı ve Mustafa Çağlayan, 15 Ağustos 2022 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın huzuruna çıkmışlardı. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, babası Talip Avcı ile yıllarca siyaset ve ticaret yaptığı için vefa örneği gösterdi, "İl Başkanı" olarak Muammer Avcı’yı atadı!

Mustafa Çağlayan’ı da "Teşkilat Başkanı" yaptı.

Muammer Avcı, milletvekili adaylığı için istifa edince, bu göreve "vekâleten" Mustafa Çağlayan getirildi. 

Ve dün....

24 Haziran 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki yıl önceki hakkı teslim etti.

Mustafa Çağlayan’ı "AK Parti Zonguldak İl Başkanı" olarak "asaleten" atadı.

Süreç içinde darılan-kırılan oldu!

Patırtı-kütürdü çıktı!

Yalan-yanlış iddialar havada uçuştu!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Zonguldak"ı Mustafa Çağlayan’a teslim etti. 

Mustafa Çağlayan, yeni bir yönetim oluşturacak, kongre yapacak.

Milletvekilleri Muammer Avcı, Avukat Saffet Bozkurt ve Ahmet Çolakoğlu ile Zonguldak’ın sorunlarını Ankara’ya taşıyacak, çözüm arayacak. 

Dün itibariyle Zonguldak bürokrasisi derin bir nefes aldı. 

Mustafa Çağlayan’ın, partiyi bu "çatışma" ortamından çıkartıp "çalışma" ortamına taşıyacağına inanıyoruz. 

Zonguldak’ta kimsenin kimseden üstün olmadığını gördük!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ne derse, o oldu.

Bundan sonra kimse, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan adına kılıç sallamasın!

Rol kesmesin!

Herkes işini yapacak!

Herkes haddini bilecek!

Bizler "Zonguldak" adına mücadele eden herkese gücümüz yettiğince destek olacağız.

Seçime kadar kişisel çıkarlar, siyasi ikballer bir kenara bırakılmalı...

Yalan-yanlış iftiralarla bir yere varılmayacağı görülmeli...

Biz, üzerimize düşen sorumluluğu almaya hazırız. 

Kazanan 'Zonguldak' olsun...

Bugün nasıl bir yazı yazacağımı az-çok hepiniz tahmin ediyorsunuz.

Aslında dün akşam da çok güzel bir yazı yazmıştım.

Ancak köşe yazım yayına girmeden önce yaşanan önemli gelişme nedeniyle o yazıyı kaldırdım.

Zonguldak’ın normalleşme sürecine hepimizin katkıda bulunması lazım.

Ben, üzerime düşeni yaptım.

Sadece AK Parti siyaseti için değil...

CHP siyaseti için de aynı düşünce içindeyiz.

Şimdi tutup, “Nasıl geçirdik ama?” diyecek halimiz yok!

“Biz, hep kazanırız. Kaybetsek bile, ders alırız” diyecek halimiz yok!

Biz, bir şekilde kazanırız.

Kazanan "Zonguldak" olsun.

Bu sürece; Milletvekilleri, İl Başkanı, Vali, Belediye Başkanı, Cumhuriyet Başsavcısı, Emniyet Müdürü, Jandarma Komutanı herkes katkı vermeli.

Zonguldak "çatışma" değil, "çalışma" merkezi olmalı.

Çenberci İşhanı...

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, yıllardır Çenberci İşhanı’nda "mali müşavir" olarak hizmet veriyor!

Bildiğimiz kadarıyla o binada kiracı!

Binanın sahiplerinden Fatin Çenberci ile Tahsin Erdem, seçim öncesi şakalaşmışlar!

İddialaşmışlar!

Bir şeyler olmuş!

İddiaya göre, Tahsin Erdem, bu durumu kafaya takmış!

Seçimden sonra Çenberci İşhanı’nın altındaki bir işyeri mühürlenmiş!

O işyeri, yıllardır faaliyet gösteriyordu!

Tahsin Erdem, "Belediye Meclis Üyesi" iken de faaliyet gösteriyordu!

Ama şimdi kapatılmış!

Değişik bir durum!

Konuyla ilgili tarafları dinlemeye devam edeceğiz.

Belediye Başkanı, bu kadar kinci olabilir mi?

Gerçekten merak ediyorum.

Kıssadan Hisse: Avcı ve Adalet...

Avcının biri, avladığı ördeği yolmuş, temizlemiş, pişirmek üzere fırıncıya vermiş, "Akşamüzeri alırım" diyerek gitmiş.

Akşama doğru fırıncı, nar gibi kızarmış ördeği fırından çıkardığı esnada, ekmek almaya gelen kadı efendi, ördeği görünce canı çekmiş. Kadı, fırıncıdan ördeği isteyince, fırıncı, "Sahibi var, veremem kadı efendi" demesine rağmen kadı, "Sen, sahibine bir şeyler söylersin" demiş ve ördeği kapıp gitmiş.

Fırıncı, kara kara düşünürken, ördeğin sahibi avcı gelmiş ve ördeğini istemiş. Fırıncı, "Senin ördek uçtu" demiş. Avcı, "Anlamadım?" demiş. Fırıncı, "Senin ördek uçtu gitti" diye tekrar edince, ördeğinin üzerine çöküldüğünü anlayan avcı, "Ulan içi boşalmış, tüyü yolunmuş ördek nasıl uçar" demiş, odunu kaptığı gibi fırıncının üstüne yürümüş. Fırıncı da fırın küreğini kapmış, başlamışlar kavgaya...

Yoldan geçen Musevi bir vatandaş, kavgayı görünce, ayırmak istemiş ama fırıncının küreği adamın gözüne gelmiş ve bir gözü çıkmış. Bu defa avcı ile Musevi vatandaş bir olmuş, fırıncı çareyi kaçmakta bulmuş. Bahçelerden, duvarlardan atlayıp kaçarken, duvar dibinde güneşlenmekte olan hamile bir kadının üzerine atlamış, kadıncağız korkudan çocuğunu düşürmüş.

Kadının kocası durur mu? Fırıncı önde can havliyle, avcı arkasında sinirle, onun arkasında bir gözünü kaybeden Musevi acıyla, onun da arkasında çocuğunu kaybeden adam intikam hırsıyla koşmaca-kovalamaca derken, fırıncı önüne çıkan bir eşeği kaçmak fırsatı olarak görmüş. Kuyruğundan yakalamak isterken, eşeğin kuyruğu fırıncının elinde kalmış. Bu defa konvoya eşeğin sahibi katılmış... Neticede fırıncı yakalanmış, hep beraber kadı efendinin huzuruna çıkmışlar.

Kadı, önce avcıya ne olduğunu sormuş. Avcı, "Muhterem kadı efendi, ben bir ördek avladım, yoldum, temizledim, fırıncıya verdim. Ama akşam almaya gittiğim de bana uçtuğunu söyledi" demiş. 

Kadı, biraz düşünmüş, "Şu kara kaplı kitaba bir bakalım, ne diyor?" demiş, başlamış sayfaları karıştırmaya... "Hımm, ördek, ördek, hah buldum. Ördeğin karşısında tayyar (uçar) yazıyor, demek ki uçmuş" demiş.

Avcı, itiraz edecek olmuş... Kadı hiddetle yerinden kalkmış, "Bana bak zındık! Kitaba karşı mı geliyorsun? Yatırırım falakaya" deyince, avcı sesini çıkarmadan oradan ayrılmış.

Kadı, Musevi vatandaşın, fırıncıdan olan şikayetini dinlemiş, yine kitabı karıştırmış, yine, "Hah buldum" demiş ve okumuş:

"Her kim ki bir Müslüman, bir gayrimüslimin iki gözünü çıkara, gayrimüslim de Müslüman'ın bir gözünü çıkara..."

Musevi’nin kafası karışmış, "Yani?" demiş, kekeleyerek... Kadı, "Yanisi şu... Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, sen de onun bir gözünü çıkaracaksın" demiş. Musevi’nin zaten bir gözü kalmış, "Şikâyetimden vazgeçtim" demiş ve gitmiş.

Kadı efendi, çocuğunu düşüren kadının kocasını dinlemiş. Kitaba hiç bakmadan, "Şer'i yasalara göre her kim ki bir kişinin malını zayede, derhal onun yerine yenisini koya" demiş. Adam, arkasına bile bakmadan sinirle çıkmış, gitmiş.

Kadı, eşeğin sahibine dönmüş, "Senin şikayetin ne?" demiş.

Eşeğin sahibi:

"Aman efendim, benim ne şikayetim olur? Ben, yüce adaletinizi izlemek için gelmiştim."