Bizim gibi demokrasisi askeri darbelerle birçok kez kesintiye uğramış, askıya alınmış ve gelişememiş ülkelerde insanların bir yere geldikleri zaman bir daha gitmemek gibi bir huyları bulunuyor.


Partilerden dernek ve odalara, bürokrasiden kulüplere kadar bu huy birçok kişide var.


Kendi giden, gitmesini bilen var ama çok az.


Demokrasi ile geldikleri makam ve mevkiyi o kadar sahipleniyorlar ve benimsiyorlar ki sanki babalarının tapulu malıymış gibi ölünceye kadar orada kalmak istiyorlar.


Bu yüzden birçok kişi koltukta ölüyor zaten.


Birçokları da sağlığı bozulduğu için bırakmak zorunda kalıyor.


Buna koltuk hastalığı deniyor.


Bu hastalığın tedavisi demokrasinin içinde var ama yakalananlar tedaviye cevap vermedikleri için iyileşmiyorlar.


İşte bakın son genel seçimlerde birçok örneği var.


Hezimete uğrayan, oy kaybeden, oylarını artıramayan, iktidara gelemeyen partilerin liderlerinden kaçı kendisini başarısız görerek istifa etti.


Avrupa demokrasilerinde bu durumda istifa eden çok siyasetçi var.


Seçimden sonra bir tek DSP kurultay kararı aldı.


Kurultay olağanüstü yapılacak çünkü seçime doğruları söyleyen parti sloganıyla giren DSP herhalde inandırıcı olamamış olacak ki tarihinin en düşük oylarından birini aldı.


Bu durumda partide tepeden tırnağa bir değişim söz konusu olmalı ki inandırıcı olamayanların yerine inandırıcı olma konusunda daha iddialı isimler gelmeli.


Doğrusu bu değil mi?


Demokrasinin gereği bu değil mi?


Genel Başkan Masum Türker&[#]8217;in kurultayda görevi bırakıp bırakmayacağını, görevini başka birisine teslim edip etmeyeceğini bilmiyoruz ama kurultay kararı alındığına göre böyle bir ihtimal var.


Bakalım Masum Türker 10 Temmuz&[#]8217;da yapılacak olağanüstü kurultayda buraya kadarmış diyecek mi?


Bekleyeceğiz göreceğiz.


Beklemeden gördüğümüz bir şey var ki DSP, 12 Haziran seçimleri sonrası şu ana kadar kurultay kararı alan tek parti.


Bana göre en başta kurultay yapması gerekenlerden biri CHP&[#]8217;dir.


CHP ana muhalefet partisidir ve iktidar alternatifi olduğunu iddia eden bir partidir.


Geçmişinde birçok kez iktidar gören, köklü bir partidir.


Türkiye Cumhuriyeti&[#]8217;nin kurucusu büyük önder Atatürk&[#]8217;ün partisidir.


Bu seçimlere lider, yönetim ve politika değişikliği yaparak girmesine ve fakir fukara politikası yaparak onların oylarını almaya yönelik bir sürü vaat vermesine rağmen hedefine ulaşamadıysa eğer o da inandırıcı olamadı demek ki.


Dolayısıyla öncelikle CHP&[#]8217;nin olağanüstü kurultay yapması gerekir.


Böyle durumlarda başarısız oldum, partimi iktidar yapamadım diyerek istifa etmiyorsanız bile tamam mı devam mı diye parti tabanına sormalısınız.


Biz de böyle bir gelenek yok.


Demokrasi kültürü olmadığı için yok.


Demokrasimiz gelişmediği, gelişemediği için yok.


Seçimde başarısız olan MHP&[#]8217;de de bu konuda bir kıpırtı yok.


Genel Başkan ve yakın çevresi hiçbir şey olmamış gibi davranıyor.


MHP yöneticileri, seçim öncesi partilerine bir takım tuzaklar kurulduğunu söylüyorlar.


Buna rağmen alınan barajın biraz üstündeki sonucu başarıymış gibi empoze ederek mazeret üretiyorlar.


CHP de MHP de bu seçimden kendisine ders çıkarmak istemiyor.


Eksikleri gidermek, hataları düzeltmek ve yenilenmek gibi bir dertleri yok.


O nedenle bir daha ki seçimlerde yine aynı sonuçla karşılaşmaları işten bile olmaz.


Koltuk, oturana tatlı geliyor.


Kalkması zor geliyor.


Aynı tabloyu sivil toplum örgütlerinde de görüyoruz.


Bakın eski adı İşçi Emeklileri Derneği olan Türkiye Emekliler Derneği Bartın Şube Başkanı çok çarpıcı bir örnektir.


Dernek Başkanı ben bildim bileli aynı.


İsmail Kulaç&[#]8217;ı gazeteciliğe başladığım 1990&[#]8217;lı yılların başlarında tanıdım.


20 yıl geçti, yapılan bütün kongrelerde yeniden aday oldu ve halen görevine devam ediyor.


Sayın Kulaç bu koltukta iyice yaşlandı.


Emeklilere çok hizmeti oldu.


Kendisi artık yeter deyip tadında bırakmayı bilseydi keşke.


Bilmediği için Bartın&[#]8217;da belki bugün 4 tane emekliler derneği var.


Emekliler herhalde madem sen gitmiyorsun, biz gideriz, ayrı bir dernek kurarız diyorlar.


Türkiye Emekliler Derneği Kulaç ile ne zamana kadar devam edecek?


Kulaç başkanlığa daha kaç kulaç atacak?


Neden kimse benden daha iyisini yapan gelsin demiyor?


Neden herkes kendisini bulunmaz hin kumaşı gibi görüyor.


Bizim bir sorunumuz da böyle yerlere gelenlerin kendilerinden sonrası için yerlerine adam yetiştirmemeleridir.


Koltuğu öyle benimsiyorlar ki önümüze geçer, yerimizi alır düşüncesiyle yanlarındaki kimse sivrilmesin istiyorlar.


İşte Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu.


Yakında kongre yapacaklar.


Başkan Turgut Altınçubuk&[#]8217;un İsmail Kulaç&[#]8217;tan pek farkı yok.


Kendisi kaç dönemdir bu görevde&[#]8230;


Öyle çok ki sayısını unuttum.


Aldığımız haberlere göre hafta sonu yapılacak kongrede bir kez daha aday olacak.


Olmasaydı şaşardım zaten.


Sözlerim yanlış anlaşılmasın Altınçubuk kötüdür demiyorum.


Yaptıkları vardır, yapamadıkları vardır.


Altınçubuk, Allah gecinden versin, ölünceye kadar, hastalanıp elden ayaktan kesilinceye kadar bu görevi yapmasın diyorum.


Demokrasilerde böyle bir şey yok diyorum.


Altınçubuk 6-7 sene önce Gençlik Merkezi&[#]8217;nde yapılan kongrede Cevdet Ömeroğlu&[#]8217;nu az farkla geçerken delegelerden &[#]8220;bu son dönemim&[#]8221; diyerek oy almıştı.


Bunun üzerine hatırladığım kadarıyla iki kongre daha geçti.


Bu sefer ki üçüncü olacak.


Bunun evveliyatı da var, sanıyorum en az 6 dönemdir kendisi orada.


Altınçubuk bu görev için neden kimseyi yetiştirmiyor?


Neden başkalarına fırsat vermiyor?


Neden gençlerin önünü açmıyor?


Kaç kere daha bi kerecük daha diyecek?


Bu soruların cevabı belli.


Mesele demokrasi meselesi.


Demokrasiniz ne kadar iyiyse insanlar o kadar demokratik davranış sergiliyor, yetkililer o kadar demokratik uygulama yapıyor.


Liderlerden, partilerden, derneklerden, odalardan bahsettik.


Bir de derneklerin odaların Ankara&[#]8217;da oturan Genel Başkanlar var.


Çoğunun bir eli yağda bir eli balda olduğu için yıllarca (15-20 yıl) görev yapıyorlar.


İmkanlar da iyi olduğundan koltuklarından bir türlü kalkmak bilmiyorlar.


Anadolu&[#]8217;daki dernek ve oda başkanları da onları taklit ediyor.


Aslında en güzelini Sayın Başbakan yapıyor.


Üç seçimde oylarını yükseltip tek başına iktidara gelerek rekor kıran AK Parti diğer partilerden sadece oylarıyla öne çıkıp ayrılmıyor, bazı uygulamalarıyla da dikkatleri üzerine çekiyor.


AK Parti aynı zamanda demokrasi konusunda bizim meşhur koltuk hastalığına neşter atan da bir parti.


Türkiye&[#]8217;yi ileri demokrasiye ulaştırma konusunda oldukça iddialı olan ve önümüzdeki dönemde bu iddiasını gerçekleştirme konusunda önemli bir fırsat yakalayan Ak Partide milletvekillerinin en fazla üç dönem seçime girebilmesi, yenildikçe koltuklarına daha sıkı sarılanlara güzel bir cevaptır.


AK Partideki üç dönem sınırlamasını, çok isabetli ve demokratik buluyoruz.


Aslında bütün partiler, dernekler, odalar, kulüpler AK Partinin sınırlamasını örnek almalı ve hayata geçirmeli.


Bu uygulama demokrasiye büyük katkı yapar.