CHP Zonguldak Milletvekili Prof. Dr. Mehmet Haberal, dün TBMM&[#]8217;de yemin ederek, resmen görevine başladı. Yani artık beş milletvekilimiz var.
Ve CHP&[#]8217;nin iki milletvekili oldu. İnşallah Zonguldak&[#]8217;ı, Ankara&[#]8217;da daha güçlü bir şekilde temsil edecekler. Sayın Haberal, yemin ettiğine ve resmen milletvekilimiz olduğuna göre, seçim döneminde kendisi adına, Zonguldak halkına verilen sözleri tutmasını bekleyeceğiz. Ve elbette hatırlatacağız. Neydi o söz? Zonguldak&[#]8217;a bir hastane yapma sözü. Tahliyesinin ardından bu konuyu Hoca&[#]8217;ya hatırlatmıştık. &[#]8220;Araştırıyoruz&[#]8221; demişti. Eğer hastane olmayacaksa, eşdeğer başka bir yatırım olur. Sayın Haberal, Zonguldak halkına verdiği sözü tutmalı, vefa borcunu ödemelidir. Sizden haber bekliyoruz Sayın Hocam&[#]8230;
Neyimiz eksik? Hala anlayamadık&[#]8230;
Ordu ile Giresun arasına, denize havaalanı yapılıyor. 125 kamyonla günde 2 bin sefer yapılarak, deniz dolduruluyor. Bakanlarımız Zonguldak&[#]8217;a gelince, &[#]8220;Sizin coğrafyanız zor. Yollarınız o yüzden gecikiyor&[#]8221; diyerek, bize masal anlatıyorlar. Biz Saltukova&[#]8217;da bir dağı zor tıraşlarken, aynı ülkenin başka bir ilinde deniz doldurularak, havaalanı yapılıyor. Biz daha Kilimli sahil yolunu yapamamışken, Filyos yolunda insanlarımızı hala ölümden kurtaramamışken, ülkenin başka bir vilayetinde deniz dolduruluyor.
Neyimiz eksik, hala anlayabilmiş değiliz.
Ya bizim halkımız da bir sorun var, ya da politikacılarımız da&[#]8230;
Durdurun dünyayı, inecek var, Ordu-Giresun&[#]8217;a gidecek var&[#]8230;
Kıssadan Hisse: Yılan ve Adam&[#]8230;
Çok eskiden köyün birinde, bir yaşlı evliya ve fukara oğlu yaşarmış. Bu köyün hemen karşısında çok, ama çok yüksek bir de dağ varmış. Bu dağın tam tepesinde içinde bir yılan bulunan bir kuyu varmış. Ne zaman bu yaşlı evliyanın başı derde girse, yılanın yanına gider, yılan da ona bir altın lira verirmiş. Gel zaman, git zaman artık yaşlı adam oraya çıkamaz hale gelmiş. Ve bir gün oğlunu yanına çağırmış. Demiş ki: &[#]8220;Bak oğlum, o dağın tepesinde bir kuyu var. Oraya git, kuyudan bir yılan çıkacak, benim oğlum olduğunu söyle. Sana vereceği emaneti al ve bana getir.&[#]8221;
Oğlu da, &[#]8220;Tamam baba&[#]8221; deyip koyulmuş yola. Kuyunun başına gelince yılan çıkmış. Oğlan anlatmış her şeyi. Yılan kuyuya inmiş ve bir altın vererek, &[#]8220;Bunu babana götür&[#]8221; demiş. Oğlan içinden söyle düşünmüş: &[#]8220;Eğer ben bu yılanı öldürürsem, kuyudaki bütün altınları alır ve çok zengin olurum.&[#]8221;
Yerden aldığı bir taşı yılana fırlatmış. Taş yılanın kuyruğuna gelmiş ve can havliyle oğlanı ısırmış. Derken epey zaman sonra oğlan zehirlenerek ölmüş. Adam iyileşmiş ve doğru yılanın yanına gitmiş. Her şeyden haberi olan adam başlamış yılana anlatmaya: &[#]8220;İşte öyleydi, böyleydi, o cahildi falan filan&[#]8221; demeye. Ve demiş ki: &[#]8220;Gel tekrar eskisi gibi dost olalım.&[#]8221;
Yılan şöyle cevap vermiş: &[#]8220;Yok olmaz. Bende bu kuyruk acısı, sende de bu evlat acısı varken, biz artık dost olamayız.&[#]8221;
Günün Fıkrası: Kadın, şoför, şarap!
Her sabah olduğu gibi adam işe gitmek için arabasına biner ve yola koyulur. Aradan 5 dakika sonra bir kadınla çarpışır. Ne olduğunu anlayamayan adam apar topar arabadan iner. Karşısında felaket güzel bir kadın... Adama, &[#]8220;Aman beyefendi&[#]8221; der. &[#]8220;Bu bir işaret, Allah bizi böyle tanıştırdı&[#]8221; der. Ve hasarlı arabasının arkasından bir şişe şarap getirip, &[#]8220;Bu ilişki belki de ömür boyu sürer&[#]8221; der. Ve adama şarabı uzatır. Adam şaşkın şaşkın, şarabı açar ve bir dikişte yarısına gelir. Ve kadına uzatır, kadın ise içmeyeceğini ve polisi bekleyeceğini söyler.
Günün Sözü:
İnsanı hayvandan ayıran aklıdır. İnsan, akıldan uzaklaştığı zaman, hayvan ortaya çıkar.
Epictetos