Devrek Belediyesi’nin personel şirketinde çalışan Soner G. ve Umut K.,pazarcı esnafının işgaliye faturası kesme işinde görevlendirilmiş!

Bu iki genç, araya karbon kağıdı koymadan tahsilat makbuzu kesmiş!

Pazarcıya verdikleri makbuzda gerçek rakam yazıyor!

Ama alt koçana 5 lira yazıyorlar!

Kaymakamlık denetim yapıyor...

Belediyenin 5 liralık tahsilat kalemi olmadığını anlayınca inceleme başlıyor.

Hani, Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, “Suç duyurusunda bulunan benim” diyor ya...

Doğru söylemiyor!

Yani, Devrek Belediyesi’ndeki yolsuzluk, Devrek Belediye Başkanı tarafından fark edilmiyor!

Devrek Kaymakamlığı tarafından fark ediliyor.

Konuyu, Devrek Cumhuriyet Savcılığına intikal ettiren ise, yine Devrek Kaymakamlığı...

Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, bu suç duyurusundan sonra harekete geçiyor!

Gerçekleri açık ve net bir şekilde ortaya koymamızda fayda var.

Yıllarca belediyede görev yapan isimler, "Belediye Başkanı" olunca şaşırıyorlar!

Çetin Bozkurt da bunlardan biri!

Kozlu Belediye Başkanı rahmetli Ertan Şahin de böyle yaptı.

Her şeyi bildiklerini sananlar, daha çok hata yapıyorlar!

Ben, personel şirketinden işe alınan birine tahsilat yaptırmanın doğru olduğunu düşünmüyorum.

Kanun da öyle diyor.

Bu işin, bu iki kişiyle kaldığına da inanmıyorum.

Bakalım, ne çıkacak?

Avcı, telefon bekliyor!

AK Parti Zonguldak İl Başkanı Muammer Avcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan telefon bekliyor!

Hani istediği anda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü sandığımız Muammer Avcı!

Kentin derdini bırakmış, kendi derdine düşmüş!

Milletvekili adayı olmak istiyor!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan "Muammer istifa et" demesini bekliyor!

İstediğinde Cumhurbaşkanı ile görüşebildiğini söyleyen biri, niye telefon bekler ki?

Ara, “Sayın Cumhurbaşkanım, ben milletvekili adayı olmak istiyorum. Onay verirseniz, istifa edeyim” de!

Ben olsam öyle yapardım.

İki takipsizlik...

Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan şikayetlerle ilgili düzenli bir şekilde gidip ifade veriyoruz.

Zonguldak’ta yazılarına en çok dava açılan gazetecilerin başında geliyorum.

Ancak, şikayetin iddianameye dönme oranında da son sıralarda olduğumu söyleyebilirim.

Mesela, dün iki karar daha geldi.

Akın Kavi ile Aydın Arıcı, bizi ayrı ayrı şikayet etmişler!

Savcılık kovuşturmaya gerek görmemiş!

Bizim yaptığımız şikayetlerle ilgili sonucu bekliyoruz.

Hukuk, sesi çok çıkanı haklı görmüyor!

Yazını-sözünü adalet tartısına koyuyor!

Ona göre karar veriyor!

Biz, ceza yesek bile adalete sonuna kadar güveniyoruz!

Güvenmeye devam edeceğiz!

Allah, kimseyi haktan, hukuktan, adaletten ayırmasın!

Pantolon düştü!

 

Birisi; sağda, solda, ekranda "duruş"tan bahsediyordu!

Bu gergin çocuğun pantolonu, Kozlu’da düşmüş!

Hayat böyledir işte...

Ve ben sabırla, erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadınların çocuklarını yazmayı sürdüreceğim.

Bunların aslında bir duruşu değil, kuruşu bile olmadığını, tüm hesaplarını kuruş üzerine yaptıklarını, belgelerle yazmaya devam edeceğim.

Japonların, “Nereye dönersen dön, popon arkandadır” atasözü var ya...

Öyle işte!

Nereye dönerseniz dönün!

Beni hep arkanızda hissedeceksiniz!

Ama daha bitmedi!

Yeni başlıyoruz...