Amerika Birleşik Devletleri İstatistik Ofisi´nin verilerine dayanılarak yapılan araştırmada, son yıllarda çalışan sayısı azalan ve 2012 yılında daralmaya devam edecek olan 10 meslek belirlenmiş.



Listede moda tasarımcılığı, spikerlik, kimyagerliğin yanı sıra CEO´luk da varmış.



CBS televizyonu bu verileri inceleyerek son yıllarda işçi sayısında daralmaya giden ve 2012´de de bu daralmanın devam edeceği 10 mesleği araştırmış.



Mesleklerin çoğunun teknolojinin tehdidi altında bulunduğu, bazılarının da sektörlerinde yaşanan krizlerle boğuştukları belirtiliyor.



Milliyet Gazetesi haberi "sakın bu işleri seçmeyin" başlığı ile vermiş.



İşte o işler:



Yargıçlık. Moda tasarımcılığı.



Risk analistliği. Turizm danışmanlığı.



Gazete muhabirliği. Yayın spikerliği.



Fabrika müdürlüğü. Kimyagerlik. Ekonomistlik ve CEO´luk.



Dikkat ederseniz belirtilen meslekler arasında gazetecilik de var.



Diğer meslekleri bilemeyiz ama gazeteciliğin yok olmasa bile yok olmaktan beter olmaya doğru hızla ilerlediğini söyleyebiliriz.



Gazeteciliği yok olmaya götüren nedenlerden biri özellikle bizim toplumumuzda yeterli düzeyde okuma alışkanlığının bulunmamasıdır.



Gazetelere gereken talep olmayınca istenilen tiraja ulaşılamıyor.



Tiraj olmayınca gelir de olmuyor, reklam da.



Bir diğer sebep de teknolojidir.



Biliyorsunuz artık internet çağındayız.



Siz gazeteyi yapıncaya kadar yaşanan bütün olaylar anında internete düşüyor, gazete çıkıncaya kadar interneti takip eden herkesin her şeyden haberi oluyor.



Dikkat ederseniz her gazetenin ayrıca internette de bir sitesi, yani orada da bir gazetesi var.



İnternet haber sitelerine karşı gazeteler için bu bir zorunluluk oldu.



Gün içinde yaşanan gelişmeler gazetelerin sitelerinde de anında haber olarak duyuruluyor.



Ayrıca internetteki gelişmeye binaen ileride resmi ilanlar da artık buradan yayınlanacaktır diye düşünüyorum.



O zaman günlük gazeteleri ayakta tutan en önemli gelir kaynağı yok olacak demektir.



Alın size gazeteciliği öldürecek bir sebep daha.



Keşke günlük gazeteler resmi ilana bağımlı olmadan, ona muhtaç olmadan tirajla ve reklamla ayakta durabilselerdi.



Bir de sayıları oldukça fazla olan televizyon kanalları var.



Onlar da haberleri gazetelerden önce veriyor.



Bizde "Söz uçar, yazı kalır" diye bir laf vardır.



Televizyonlarda gördükleriniz, duyduklarınız kısa bir süre sonra unutulur gider.



Gazete öyle değil.



Onda gördüğünüz resimler ve yazılar belge niteliğindedir, kalıcıdır.



Yıllar sonra bakar, kullanırsınız.



Buna rağmen gazetecilik öncelikle internete, sonra televizyon kanallarına yenik düşme tehdit ve tehlikesi altındadır.



Eğer sahip çıkılmazsa, destek verilmezse bu mesleğin geleceği için tünelin ucunda ışık gözükmemektedir.



Gazeteciliği yok olmaya götüren sebeplerden biri de mesleğin içinde bulunan bazı kişilerdir.



Bu kişiler yüzünden bu meslek itibar kaybediyor, ayağa düşüyor.



Gazeteciliği yeniden inanılır, güvenilir, saygın ve itibar düzeyi yüksek bir meslek yapmamız gerekiyor.



Bu konuda biz gazetecilere çok büyük görevler düşüyor.



İlk önce kapımızın önünü, bahçemizi süpürmeliyiz.



Çürük elmaları ayıklamalıyız.



Sonra toplum bunları dışlamalı.



Mesleğimiz doğru, dürüst, ilkeli, saygılı, vicdanlı, ahlaklı, sorumluluk sahibi kişiler tarafından yapılmalı.



Böyle olursa bu meslek saygın olur, itibarlı olur, etkili olur.



Etkili gazeteler güçlü olur.



Gazeteler güçlü olursa demokrasi de güçlü olur.



Demokrasinin güçlü olması demek halkın daha mutlu, ülkenin daha güzel bir konumda olması demektir.



Güçlü basın halka daha çok haber veren, kamuoyunu daha çok aydınlatan, görevini daha iyi yapan bir basın demektir.



Bizde ölen veya can çekişen meslekler arasında ayakkabı tamirciliği, yorgancılık, terzilik, demircilik, kalaycılık, semercilik ve süpürgecilik gibi meslekler var.



Bunların arasına korkarız ki üç vakte kadar gazetecilik de girecek.



Gazeteciliği yaşatmalıyız.



Bunu da bu mesleğin önündeki engelleri kaldırarak, gazeteciliği geliştirecek, koruyup kollayacak düzenlemeleri gerçekleştirerek yapabiliriz.





Yılın değerlendirmesi





Acısıyla tatlısıyla bir yılı daha geride bırakıyoruz.



10 gün sonra 2012´ye gireceğiz.



Geride bırakmaya hazırlandığımız yıl Bartın için nasıl geçti sorusuna bugünlerde cevap arayacağız.



Muhalefet partileri buna hiç kuşku yok ki yine kayıp oldu diye cevap verecekler, bir yılın değerlendirmesini yaparken hükümeti eleştirecekler.



İktidar partisi de "verimli geçen, Türkiye´nin ve Bartın´ın büyüyüp daha geliştiği bir yıl oldu" yorumunu yapacak.



Bugünden itibaren yeni yılın ilk günlerine kadar, geçen bir yılın muhasebesi yapılacak.



Olumlu olumsuz konuşmalar olacak.



Tabii bu konuda gazetecilerin de değerlendirmesi olacak.



İşte bizim değerlendirmemiz:



Yılın tartışması: termik santral.



2005 yılında Amasra B sahasının TTK´dan kiralanması ile birlikte Bartın´ın gündemine gelen termik santral konusu bu yılın da en çok tartışılan ve konuşulan konusu oldu. Yıl içinde Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) toplantıları yapıldı.



Daha doğrusu bu toplantılar protestolar nedeniyle yapılamadı.



Santrale karşı yürüyüş ve miting düzenlendi.



Katılım beklenenin altında olmasına rağmen yine de verilen mesajın yerine ulaştığını düşünüyorum.



Yılın polemiği: TOKİ köprüsü yapımı konusunda AK Parti Milletvekili Yılmaz Tunç ile MHP´li Belediye Başkanı Cemal Akın´ın karşılıklı açıklamaları.



Yılın seçimi: 12 Haziran´da yapılan genel seçimler.



Seçimler AK Partinin ülkede yeniden tek başına iktidar olmasını sağlarken, bir kez daha milletvekili seçilen Yılmaz Tunç ve Rıza Yalçınkaya´ya da ikinci dönemin kapısını açtı.



Bartın önceki seçimde olduğu gibi bu seçimde de iktidara büyük ölçüde destek verirken, muhalefete de bir vekille takip görevi verdi.



Yılın istikrarsızı: Bartınspor.



Zayıf ve iddiası olmayan takımlara yenilen, buna karşılık güçlü ve iddialı takımları mağlup eden kırmızı siyahlıların dengesiz görüntüsü şaşırtıyor.



Yılın projesi: İnkumu ve Amasra tünel projeleri.



İnkumu tatil beldesini Bartın ile bütünleştirecek olan tünel ile Amasra ile Bartın´ı yakınlaştıracak tünel yapım aşamasına doğru ilerliyor.



Yılın komedisi: Ne kadar çok gazete var demeyin, Hergün´ü alın hepsini okuyun diye sayfalarına slogan koyan Hergün gazetesinin diğer gazetelerde çıkan haberlerin çoğunu birkaç gün, hatta bir hafta 10 gün sonra yayınlaması.



Yılın ´gel-git´i: Kültür ve Turizm Müdürlüğünde yaşanan müdür değişimi.



Müdür Derviş Özbay´ın mahkeme kararı ile üçüncü kez Malatya´ya gitmesi.



Yılın olayı: Çakırkadı köyünde bir kadının zayıflama hapından hayatını kaybetmesi ve Serdar köyünde bir kadının eşi tarafından öldürülmesi.



Yılın korkusu: Boğaz´daki heyelanlı alanda bulunan büyük kaya kütlesinin ırmağa düşüp de aşırı bir yağış anında suyun önünü keserek sele neden olma ihtimali.



Yılın destek bekleyeni: Makine Mühendisi Faruk Papila´nın başarıyla sonuç aldığı biyogaz projeleri.



Yılın tamamlanan önemli yatırımı: Hükümet Konağı ve Kültür Merkezi.



Yılın başlayan en önemli yatırımı: Bartın Üniversitesi kampüs alanı inşaatı.



(değerlendirmelerimiz devam edecek)