Zonguldak’ı bırakın,
Türkiye şuan,
Çaycuma’da yaşanan savcı olayını konuşuyor.
Bu haber,
Ali Rıza Tığ’ın özel haberiydi.
Üzerine o gitti meselenin.
Şimdi tüm Türkiye konuşuyor.
Gazete haberlerinin yanı sıra,
TV haberleri,
Ve sosyal mecralar çalkalanıyor.
Ekşi Sözlük’te bile başlıklar açıldı.
Haberlere yansıyan iddialara göre,
Savcı bey,
Sevgilisinin eski sevgililerini soruşturma kapsamında,
Gözaltına aldırmış.
Evlerde aramalar yapılmış.
Bu kişiler arasında,
İki tane avukat,
Bir tane asker olduğu söyleniyor.
Şöyle bir baktığımızda,
Meslek grupları gerçekten üst düzey.
Ve her şeyin ortasında,
Bir kadın!
Mesela bir kadına,
Eski sevgililerini say desek,
Kariyerleri bu kadar yüksek kaç kişi sayabilir?
İki tane avukat.
Bir tane asker.
Bir tane savcı…
Şimdi herkes,
Kadını merak ediyor.
Vallahi gazeteci olarak ben bile merak ettim.
Bir Başsavcıyı,
Böyle bir işe sokmak,
Veya ikna etmek,
Bambaşka bir şey!
Hürrem Sultan,
Ancak bu kadar,
Kanuni Sultan Süleyman’ı ikna etmiştir.
Ama işte benim her zaman bir sözüm vardır.
Hiçbir yer veya süreç kadınların göz yaşları ile yönetilmez…
Öyle olunca,
Bunlar oluyor…
* * * * * * * * *
Tahsin Erdem seçildikten sonra,
Biz muhalefetimizi sürdürdük.
Hep ‘Kötü yazıyorsunuz’ eleştirileri aldık.
Daha sonra ise,
BKM’nin başına,
Kürşat Coşkun’u getirdi.
Ne yazdık?
‘Liyakatlı bir atamadır. Tebrik ederiz’ dedik.
Hatırlayanlar vardır.
Hatırlamak istemeyenler için,
Bizzat link atabiliriz.
Bu atamanın üzerinden
Yanılmıyorsam,
Altı ay kadar geçti.
Peki Zonguldak’ta,
Kültür sanat adına,
Altı ayda ne oldu?
Açıkçası,
Ben aman aman bir şey duymadım.
Demek bazen,
Sadece liyakat olmuyor.
Azim ve çeviklik de gerekiyor.
Kürşat Coşkun,
Altı ayda,
Zonguldak kültür ve sanatına,
Kürtaj yaptı.
Dokuz aylık bile olmadan…
O sebepten ötürü,
Kendisinin lakabı,
‘Kürtaj’ Coşkun’a çıktı.
Ne diyelim?
Zonguldak kültür ve sanatını,
Allah,
Analı babalı büyütsün!
* * * * * * * * *
21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü yaklaşıyor.
Zonguldak’ta,
Meslektaşlarımız güzel bir eyleme hazırlanıyor.
Alaylısı,
Okullusu,
Herkes bir arada olacak.
Bu eylem hakkını ben sevdim.
Ben aslında,
Meslektaşlarım için,
Gazeteciden ziyade,
Fikir işçisi derim.
Mesela şahsımı kötü bile yazsa biri,
Düşünerek yazdığından dolayı,
Fikir işçisidir.
Bu eylem ile,
Ortaya ne konacak?
Aslında bu eylem,
Sendikal bir eylem.
Ama sendikamız olmadığı için,
Zonguldak’ta böyle bir refleks ilk defa ortaya konacak.
Bu eylem ile,
Asgari ücretle çalıştırılan fikir işçisi tepki koyacak.
Sansüre ve baskıya tepki koyulacak.
Kendi jenerasyon ve dönemimiz değil,
İletişim fakültelerinden mezun olan gençler için,
Bir yol haritası çıkarılacak.
Zonguldak’ta bir ilk olarak,
Patronlara mesaj verilecek.
Zonguldak’ta gazeteciler ilk defa,
‘Fikir amelesi’ değil,
‘Fikir işçisi’ olduğu imajını verecek.
BEÜ İletişim Fakültesi’nin,
Öğrenci ve hocalarının,
Bu eyleme destek vermesi gerektiğini düşünüyorum.
Akademisyen hocalar gazeteci yetiştiriyor ama,
Sektörün içini bilmiyorlar.
Fakültenin Zonguldak medyası ile yakınlaşması lazım.
Bu eyleme katkı vermeleri çok önemli.
Hocalar eylem günü,
Keşke ders koymasalar.
21-22-23 Ekim saat 17’de,
Bir saatlik eyleme destek vermeliler.
Bu aktivist hareketi,
Bir milat olarak görüyorum.
Ben de şahsen katılmayı planlıyorum.
Kamuoyundan da,
Fikir işçilerine destek verilmesini arz ederim.
Gece yağmur altında,
Kaçak ocakta yaşanan göçüğü haber yapıp,
Üstüne dayak yiyen,
Sizlerin sıcak yatağında okumasını sağlayan,
Fikir işçilerine sahip çıkın!
Gazetecileri yalnız bırakmayın…